ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ

Özel Öğrenme Güçlüğü Nedir?

Günümüzde özel öğrenme güçlüğü (ÖÖG) bireyin zihinsel kapasitesinin yaşına göre normal veya normalin üstünde olmasına ve herhangi bir yeti(duyma,görme vb.) kaybının olmamasına rağmen dinleme, konuşma, temel okuma, anlama, aritmetik hesaplama, matematiksel mantık kurma ve yazılı anlatım becerilerinin kazanılması ve kullanılmasında gecikme ya da bozulma ile kendini gösteren bir grup heterojen bozukluğu içeren bir durumdur.

Türkiye’de Özel Öğrenme Güçlüğü yaşayan çocuk sayısı oldukça fazladır. Bunun nedeni ise genetik aktarım oranının yüksek olmasıdır. Literatüre bakıldığında özel öğrenme güçlüğünün genetik olarak aktarıldığı, birçok araştırmacı tarafından savunulmaktadır.

Okuma bozukluğu için ortalama popülasyon riski   %3–10,   okuma bozukluğu olanların birinci derece akrabalarında bu risk  %40 civarındadır.  Bu çalışmalar ve araştırmalar; öğrenme güçlüğünün yüksek düzeyde, genetik geçişli olduğunu göstermektedir.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜKLERİNİN ORTAYA ÇIKMASININ NEDENLERİ

Özel öğrenme güçlüklerinin ortaya çıkma sıklığı, %1-%40 arasında değişir. Özel öğrenme güçlüğüne neden olan faktörler kesin olarak bilinmemekle birlikte şimdiye kadar elde edilen bilgilere göre:

1) Bu problem, kalıtsaldır. Ailedeki diğer bireylerde de görülebilir.

 2) Kalıtsal nörolojik hastalıklarla ilişkisinin olabileceği düşünülmektedir.

 3) Yakın akraba evlilikleri bu sorunun ortaya çıkma ihtimalini arttırır.

4) Hamilelik ve doğum sırasında geçirilen hastalık ve travmalar çocukta özel öğrenme güçlüğünün ortaya çıkmasını tetikler.

 5) Hamilelikte yanlış ve bilinçsiz ilaç alınması alkol kullanılması, kan uyuşmazlığı, zamanından önce veya erken doğum, oksijen yetmezliği veya doğum ağırlığının düşük olması da bu problemin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.

 6) Doğum sonrasında ve erken çocukluk dönemlerindeki kafa travmaları, besin yetersizliği, zehirli maddeler (kurşun zehirlenmesi) öğrenme güçlüğüne neden olabilir (Koçkar).

7) Çocuğun geçirdiği kazalar ve ateşli hastalıklar da öğrenme bozukluğuna neden olabilmektedir. Özel öğrenme güçlüğü erkeklerde daha sık görülür. Bunun da nedeni kesin olarak bilinmemektedir.

ÇOCUKTA ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ BULUNDUĞU NASIL TESPİT EDİLİR?

 Özel Öğrenme Güçlüğü, aileler ve eğitimciler tarafından yeterince bilinmediğinden bu özellikteki çocuklar, gerek okul içinde gerekse aile ve çevre içinde pek çok zorlukla karşılaşmaktadır.

Özel öğrenme güçlüğü daha çok, çocuk okula başladığında ve akademik becerileri kazanmakta başarısız olduğunda ortaya çıkar. Bu çocukların okul başarısı yaşıtlarına ve zekâlarına oranla düşüktür. Başarı durumu değişken olabilir. Yani bazı derslerde başarı, normal veya normalüstü iken, bazı derslerde düşük olduğu görülmektedir.

 Okuma Becerisi:

• Okuma hızı ve niteliği açısından yaşıtlarından geridir.

• Harf-ses uyumu gelişmemiştir, bazı harflerin seslerini öğrenemez.

 • Harfin şekliyle sesini birleştiremez.

• Kelimeleri hecelerken ya da harflerine ayırırken zorlanır.

 • Sınıf düzeyinde bir parçayı okuduğunda anlamakta zorlanır.

AKICI OKUMA TAVSİYESİ:

Model Olma:

Bir metni yüksek sesle okuyarak öğrenciye model olunur.

Daha sonra aynı metni öğrenci yüksek sesle okur fakat burada öğrenciye eşlik edilir. (Yanlış okumaları düzeltilir.)

Çalışma öğrenci metni akıcı hale getirene kadar okutulur.

Yazma Becerisi:

• Yaşıtlarına göre el yazısı okunaksız ve çirkindir.

• Sınıf düzeyine göre yazı yazması yavaştır.

 • Tahtadaki yazıyı defterine çekerken ya da öğretmeninin okuduğunu yazarken zorlanır.

 • Yazarken bazı harfleri, sayıları ve kelimeleri ters yazar, karıştırır. (Örneğin: b-d, ı-i, o-ö vb. harflerinin karışması; 6-9, 4-7 vb. sayılarının karışması gibi)

• Yazarken bazı harfleri, heceleri atlar ya da harf ve hece ekler. (Örneğin; kalem yerine kalemlik yazabilir ya da televizyon yerine telefon yazabilir.)

 • Yazarken ya kelimeler arasında hiç boşluk bırakmaz ya da bir kelimeyi iki üç parçaya bölerek yazar.

• Sınıf düzeyine göre yapmaması gereken imlâ ve noktalama hataları yapar.

OKUNAKLI YAZMA TAVSİYESİ:

Tahta veya deftere güzel yazı defterlerinde ki gibi çizgiler çizdikten sonra büyük punto şeklinde bir metin yazılmalıdır.

Öğrencinin metni yüksek sesle okumasını istedikten sonra, aynı düzende metni kendisinin yazması istenmelidir.

Öğrencinin yazım yanlışlarını düzelterek doğru yazana kadar sürdürülmelidir.

 Sözel İfade Becerisi:

• Duygu ve düşüncelerini sözel olarak ifade etmekte zorlanır.

 • Sınıfta sözel katılımı azdır.

 • Bazı harflerin seslerini doğru olarak telâffuz edemez.

 • Soyut kavramları anlamakta güçlük çeker.

• Serbest konuşurken düzgün cümleler kuramaz, heyecanlanır, takılır, şaşırır.

SÖZEL KATILIM TAVSİYESİ:

Çocuğumuz ile insanlarla iletişime gireceğimiz bir yere gittiğinizde onun konuşmasını istemek.

Örneğin, bakkala gittiğinizde ücreti onun uzatmasını istemek, teşekkür veya veda edileceği zaman çocuğunuzun da sizin söylediğiniz kalıpları söylemesini istemek ve daha sonrasında çocuğunuzu tebrik etmek gibi örnekler verilebilir.

DİKKAT! Çocuğumuzun istediğimiz davranışı kazanması için ona rol model olmalıyız. Yani bizimde insanlar ile iletişim halinde olmamız gerekmektedir.

Motor Beceriler:

• Harflere şeklini vermekte, harfi kapatmakta güçlük çeker.

 • Kalemi uygun biçimde kavramakta güçlük çeker.

• Yaşıtlarına oranla çizgileri ve çizimleri kötü ve dalgalıdır.

Video: İnstagram/ozelcocuklarrr

Sıraya Koyma Becerisi:

• Dinlediği veya okuduğu bir öyküyü anlatması istendiğinde öykünün başını ve sonunu karıştırır.

• Günlerin, ayların ve mevsimlerin sırasını karıştırır.

 • Alfabenin harflerinin sırasını karıştırır, sayı saymakta zorlanır.

SIRAYA KOYMA BECERİSİ İÇİN TAVSİYE:

Soyut kavramları somut hale getirmek gerekmektedir.

Örneğin, mevsimleri ve özelliklerini, mevsimlerin resimleri ve konu ile ilgili nesneler ile anlatarak pekiştirmek belki bir drama oyunu oynamak.

Bu sıraladıklarımız her özel öğrenme güçlüğü olan çocuklarda kesin görülen veya görülecek olan belirtiler değildir. Özel öğrenme güçlüğü olan çocuklar dendiğinde,  homojen bir gruptan söz etmekte mümkün değildir. ÖÖG bazı çocuklarda kendini sadece okumada güçlük olarak gösterebilirken bir diğer çocukta bunlara ek olarak motor beceri ve yazma becerisi güçlüğü ile kendini gösterebilir.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN FARKLILIKLARI

Amerikan Psikiyatri Birliği’nin yaptığı özel öğrenme güçlüğünün sınıflandırılmasına göre öğrenme bozuklukları:

1.  Okuma bozukluğu (Disleksi),

 2.  Matematik öğrenme bozukluğu (Diskalkuli),

3.  Yazılı anlatım bozukluğu (Disgrafi),

4.  Başka   türlü   adlandırılamayan   öğrenme   bozukluğu olmak  üzere,  toplam  dört  başlık  altında  toplanmıştır. 

NOT: Bir bireyde bu bozukluk türleri bir arada ya da tek başına görülebilmektedir.

Okuma Bozukluğu (Disleksi) Tanımı

 Okuma bozukluğu,  bireyin kronolojik yaşı,  ölçülen zekâ düzeyi ve zekâ yaşına uygun olarak aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda;  doğru okuma, okuma hızı ve okuduğunu anlamada,  beklenenden düşük okuma başarısı göstermesi olarak tanımlanmıştır    (APA,    1994).    Öğrenme bozukluklarının; okul başarısını veya okuma becerisi gerektiren günlük yaşamdaki becerileri olumsuz yönde etkilemesi,  önemli bir ölçüt olarak karşımıza çıkmaktadır.

  • Birçok kelimeyi heceye ayıramazlar.  Bazı harf,  sayı ve kelimeleri yanlış duymakta ve benzer sesleri karıştırmakta veya ters çevirebilmektedirler  (örn:  m-n,  f-v,  b-d,  s-z  –ş vb).
  • İşitsel ayrımlaştırma yeteneklerinin zayıf olduğundan,  sözlü yönergeleri anlamakta güçlük çektikleri sıklıkla belirtilmektedir.
  • Haftanın günlerini, ayları, mevsimleri doğru saymayabilir. Sorulan matematik işlemini akıldan çözmede zorlanırlar veya sıralı yapmakta zorlanırlar.

Matematik Öğrenme Bozukluğu (Diskalkuli) Tanımı

APA   (1994),   Matematik öğrenme bozukluğunu;   bireyin matematiksel becerilerinin kronolojik yaşı ve ölçülen zekâ düzeyine göre, aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda,  beklenen düzeyin belirgin bir şekilde altında olması şeklinde tanımlanmıştır.

Aslında bireyde var olan okuma bozukluğu;  okuduğunu anlamama,  planlayamama matematiksel işlemlerde sorun yaşamasına neden olmaktadır.

  • Mekânsal algı sorunlarının olması;  nesne şekli anlamlandıramaması,  yön kavramının yaşıtları düzeyinde gelişmemesi,      matematiksel sorun yaşamasının diğer bir nedenlerindendir.
  • Matematik öğrenme bozukluğu olan bireylerin matematiksel rakam ve sembolleri karıştırma (örneğin 9’u 6 ile karıştırma), sayıları okurken rakamların yerini değiştirme zorlanmakta  (örneğin 32 yerine 23 okuma gibi)  rakam ile sembolleri (+, -, ×,÷ ) birbirinden ayırt etmede sıkıntı yaşarlar.
  • Ana okul çağındaki çocuklarda nesnelerin ve sayıların niceliksel ve niteliksel ilişkilerini anlamlandırmakta, kavramakta ve sınıflandırmakta zorluk yaşadıkları görülmektedir.

Yazılı Anlatım Bozukluğu (Disgrafi)

Yazılı anlatım bozuklukları,  bireyde okunaksız el yazısı,  harf şekillerinde bozulmalar, yazmada yavaşlık, yazım hataları ile ortaya çıkan yazılı metin oluşturma güçlüğü ile okuma ya da sözel ifade bozukluklarından kaynaklanmayan, düşünceleri yazılı şekilde ifade etme güçlüğünün bir birleşimi olarak tanımlanmaktadır.

  • Bireyin kalem tutuş şekli, el bileğini rotosyanel şekilde hareket ettirememesi, kalemle yazarken basınçlı basışı,  yazı yazmada ya da yazı hızının yaşıtlarının düzeyinde olmamasına neden olmaktadır.

Başka Türlü Adlandırılamayan Öğrenme Bozukluğu

 Öğrenme Bozukluğu tanı ölçütlerini karşılamayan ancak öğrenmede sorun yaşayan bireyler için kullanılır. Uygulanan her bir testte kişinin kronolojik yaşı,  ölçülen zekâ düzeyi ve yaşına uygun olarak aldığı eğitime karşın okul başarısını önemli ölçüde etkileyen,  her üç alandaki  (okuma, matematik, yazılı anlatım) sorunların var olduğu durumdur. (APA, 1994).

  • Bu çocuklar duyguları ifade etmede, anlamada veya anlamlandırmakta sorun yaşamaktadırlar.

Öğrenme Bozukluğuna Eşlik Eden Diğer Bozukluklar

•  Düşük benlik saygısı,

•    Moral bozukluğu,

•    Sosyal becerilerde yetersizlik,

•    %40 oranında okulu terk,

•    Yetişkinlikte işsizlik ve sosyal uyum güçlükleri,

•    Yetişkinlerde davranış bozukluğu,

•    Karşıt olma–karşı gelme bozukluğu,

•    Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu,

•    Distimik bozukluklarla birlikte öğrenme bozukluğu,

•    Konuşma gelişiminde gecikme,

•    Gelişimsel koordinasyon bozukluğu,

•    Bilişsel süreçlerde yetersizlik,

•    Genetik yatkınlık, gebelikte travma gibi ek belirtiler kendini göstermektedir.

Okulda zorlanan,  kendini yaşıtlarından farklı hisseden,  aile bireyleriyle ve öğretmenleriyle sosyal ilişkileri bozulan çocukların, psikolojik gelişimlerinde olumsuzluklar olması olası bir sonuçtur.  

Depresyon, kaygı bozuklukları ve buna eşlik edebilecek diğer psikolojik bozukluklar özgüvenin sarsılması ve benlik saygısının zedelenmesi gibi ikincil ruhsal sorunlar da öğrenme süreçlerini olumsuz etkilemektedir.

Bu iki durum birbiriyle ilişkili ve doğru orantılıdır.

Araştırmalar; ÖÖG olan çocukların,  yaklaşık olarak %30’unda davranışsal ve duygusal problemlerin eşlik ettiğini bildirmektedir.

 Yapılan bir çalışmada ÖÖG’si olan çocukların %79’unda psikolojik süreçler eşlik ettiği sorunların görüldüğü tespit edilmiştir.  Çocukların  %32’sinde  içselleştirme  (depresyon,  anksiyete),  %28’inde dışsallaştırma  (karşıt  olma-karşı  gelme  bozukluğu)  ile  ilişkili  psikolojik  problemlere, %19’unda  ise  diğer  psikolojik  problemlere  rastlanmıştır  (Johnson,  2005).

Çocukluk çağının  en  yaygın  görülen  bozukluklardan  biri  de  okuma  bozukluğu ve Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğudur.

ÖÖG olan çocuklarda hiperaktivite riskine dikkat çekilirken (Cantwell ve Baker, 1991) yapılan araştırmalarda okuma bozukluğu ile dikkat eksikliği arasında da güçlü bir ilişki olduğu düşünülmektedir.

AİLELERE ÖNERİLER

  • Unutmayı azaltmak amacıyla evde sık sık tekrar yapmak.
  • Çocuğumuzun kazanmasını istediğimiz davranışlar için rol-model olmak. (Aileden görmediği sürece bir çocuğun davranışları sıklaştırmasını ve kazanmasını bekleyemeyiz.)
  • Davranış değiştirmeye çalışıldığında istikrarlı ve kararlı olmak gerekir. Bununla birlikte sabır gerekmektedir.
  • Çocuğun kişiliği değil problemli davranış değiştirilmelidir.
  • Çocuğun kendini ifade edebilmesi ve özgüveninin geliştirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle yararlı olabilecek sosyal aktivitelere katılım gerekmektedir.
  • Yetenek ve ilgilerini keşfetmek için çalışmalar yapılmalıdır.
  • Çalışma ortamındaki dikkat dağıtıcılar o ortamdan uzaklaştırılmalıdır.
  • Zorlandığı konularda özgüvenini kırıcı söz ve ya hareketlerde bulunulmamalıdır.
  • Başka bir öğrenci ve ya çocuk ile kıyaslanmamalıdır.
  • …….. yapmazsan eğer …… olur gibi cümleler kullanılmamalıdır.
  • Ve en önemlisi sevgi ve saygı… Her çocuk sevgi ve saygı ile büyütülmelidir.

BONUS- Film Önerisi: Bu konu hakkında Aamir Khan’ın oynadığı “Her Çocuk Özeldir/Yerdeki Yıldızlar” filmini izleyebilirsiniz. 🙂

KAYNAK

Salman, U., Özdemir, S., Salman, A. B., & Özdemir, F. (2016). Özel öğrenme güçlüğü “Disleksi”. İstanbul Bilim Üniversitesi Florence Nightingale Tıp Dergisi2(2), 170-176.

         Görgün, B., & Melekoğlu, M. A. (2019). Türkiye’de özel öğrenme güçlüğü alanında yapılan çalışmaların incelenmesi. Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi9(1), 83-106.

UÇGUN, A. G. D. (2003). Türkçe öğretimi açısından özel öğrenme güçlüğü. Türklük Bilimi Araştırmaları, (13), 203.

     KORKMAZLAR, Ü. (1992). Özel Öğrenme Bozuklukları. İstanbul  Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü: Yayınlanmamış Doktora  Tezi.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ (meb.k12.tr)

Yorum gönder