Kontrol Edebildiklerimiz

Günlük hayatın karmaşası, endişeleri, farklılıkları ya da monotonluğu yaşama dair bir giz verir. Bir sonraki adımda ne olacağını tahmin etsek dahi tam olarak ne olacağını bilemeyiz. Bu, hayatı yaşanabilir kılıyor olsa da geleceğe dair kaygılanmaya, her adımı kontrollü atmak istemeye sebep olabiliyor. Bu noktada kontrol etme ve herhangi beklenmedik bir olaya karşı tedbir alma isteği içinde olmayı sağlamakla birlikte yaşamı bir kısır döngüye çevirmektedir. Olacak olana tedbirli, olmuş olana pişman, oluyor olana da duyarsız hale gelip andan kopmayı sağlayabilmektedir. Peki neden kontrol etmek istiyoruz?

Fotoğraf; Kelime Oyunu

Kontrol etme isteği, olabilecek olan herhangi bir olayın önüne geçmek, olmasını engellemek ya da olayın gidişatını kendi çıkarımıza yönelik düzenleme adına girilen çabadır. Bu çabanın sebebi ise, geleceğe dair kaygıdan ve geçmişte yaşanan olaylara karşı yaşanan pişmanlıktan kaynaklanabilir. Tehlikelere veya sıkıntı verebilecek olaylara karşı koruma iç güdüsüyle yola çıkılan bu eylem aslında kişiyi kısır bir döngünün içine alarak daha sıkıntılı hissiyatların içine alabilmektedir. Kontrol altına alınan ya da alınabilen her durumun konforlu gelmesiyle birlikte kontrol edilemeyen olaylara karşıda kaçınma eğilimi gösterilir. Ve hayat artık bu çabaya bağlı olarak ilerler ve kontrol etme ihtiyacı bir noktadan sonra hayatımızı kontrol etmeye başlar.

Fotoğraf; HT Hayat

Neler Kontrol Altında Olmalı?

Planlı bir gün içinde olup, elde olmayan bir sebeple tüm gününüzün değiştiği ve diğer günlerinizin de etkilendiği bir günümüz muhakkak olmuştur, olmasa dahi tahmin edebilirsiniz. Yaşanan olayın etkisine karşın duygulanımda, düşüncelerde, hayat akışında değişiklikler meydana gelir ve aslında bizi etkileyen de bu kısımdır; olayın bıraktığı etki. Peki önüne geçemediğimiz bu olay karşısında artık neler değişebilir? Elde olmayan bir durum karşısında ne kadar kontrollü olabiliriz? Anlaşıldığı üzere bu pek mümkün olmuyor. Yani yoğun bir trafiği, görünmez bir kazayı, nüks eden bir rahatsızlığı, yaşanan bir ayrılığı, tesadüfen öğrenilen yıkıcı bir bilgiyi kontrol etmeye çalışmak hızla gelen bir treni durdurmaya çalışmak gibi olur. Bu trenin önüne geçmeye çalışmak, tüm gücü oraya vererek ve trenin durmadığı noktadan sonrasını yorgun devam ederek daha da karamsar bir yaşayışa sürükler. Treni durdurmak mı kontrol edilmesi gereken, trenin durdurulmasının mümkün olmadığı noktada gelişecek düşünceler mi?

Bahsettiğim gibi kontrol altına alma duygusu tehlikelerin önüne geçme isteğinden kaynaklanıyor olabilir fakat her tehlikenin, rahatsızlık veren yaşam olayının önüne geçemediğimiz gibi engel de olamayız. Bu noktada kontrol edebileceklerimize odaklanmak psikolojik sağlamlığımız adına çok daha önem taşıyan bir adım olur. Geçmiş kontrol edilemez ama geleceğe dair beklenti ve kararlar kontrol altında olabilir. Başkalarının düşünceleri, inançları, duyguları kontrol edilemez ama onlara karşı oluşturulan sınırlar, verilen tepkiler, kendi inanç ve düşüncelerimiz kontrol altında olabilir. Verilen çabaların sonucu kontrol edilemez ama sonuçları deneyim olarak almak ve biçimlendirmek kontrol altında olabilir.

Kontrolü kendi iç sürecinde yaşamak ve düzenlemek, kendine olan öz şefkatini geliştirmene, sınırlarını oluşturmana ve hayata olan bakışına anlam katacaktır.

 

Kaynak; affektmag

Yorum gönder