Erken Yaşta Tanı: Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB)

Halk arasında otizm olarak bilinen Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), çoğunlukla bebeklikten itibaren belirti göstermeye başlayan, beyin temelli nörogelişimsel bir bozukluktur. Bireylerin sosyal ilişkilerde, iletişimde ve davranışlarda zorluk yaşamasına neden olur. DSM-5; otizmi sosyal iletişim ve etkileşimde kalıcı zorluklar ile sınırlı-tekrarlayıcı davranışlarla karakterize edilen nörogelişimsel bir bozukluk olarak tanımlar.

 

Otizmin asıl nedeni belli olmamakla birlikte çevresel faktörlerin (Düşük doğum ağırlığı, hamilelikte çeşitli enfeksiyonlar, bazı gebelik komplikasyonları) ve genetik faktörlerin etkili olabileceği düşünülmektedir. Bu nedenle ailede otizm öyküsü, otizm riskini arttırabilir.

Otizmli her birey farklıdır; kimisinde yoğun gözlemlenen davranışlar, kimisinde hafif gözlemlenir veya hiç gözlemlenmez. Otizmin belirtileri sosyal iletişimde yetersizlik ile sınırlı ve tekrarlayıcı davranışlar olarak karşımıza çıkar. Daha da açmak gerekirse sosyal iletişimde yetersizlik; verilen komutları duymamak, ismi söylendiğinde tepki vermemek gibi en belirgin belirtilerle ortaya çıkar. Otizmli bireyler kısmen iletişim kurabilir fakat bu iletişimi sürdüremeyebilirler. Bunun yanı sıra göz teması kurmakta ve jest-mimik kullanmakta zorluk çekerler. Sınırlı-tekrarlayıcı davranışlar ve ilgi alanlarında ise motor hareketlerin (El çırpma, kendi etrafında dönme gibi.) sıklaştığını ve tekrar ettiğini görürüz. Bu davranışlar belli bir nesneye saplanma şeklinde de ortaya çıkabilir (Aynı kıyafeti her gün giymesi, yanında taşımak istemesi ya da bir oyuncağı/eşyayı yanına alması, bir figürü hayatının merkezine koyması gibi.). Tekrar eden davranışlar bunlarla sınırlı kalmayıp konuşmayı da etkileyebilir, sürekli tekrarlayıcı konuşmalar şeklinde gözlemlenebilir.

Bahsedilen bu belirtiler kaygı bozukluğunda görülebilmektedir. Kaygı bozukluğu yaşayan çocuklarda da zaman zaman geç tepki verme, sınırlı göz teması kurma veya iletişimde kalmakta zorlanma gibi davranışlar görülebilir; ancak bu davranışlar otizmle karıştırılmamalıdır çünkü her iki durumda benzer davranışlar ortaya çıksa dahi davranışların altında yatan nedenler farklıdır. Otizm, gelişimsel dönemden itibaren ortaya çıkan nörogelişimsel bir bozuklukken; kaygı ise çevresel faktörler, yaşam olayları ve duygu durumuyla ilişkili olarak sonradan gelen bir durumdur. Bu durumda belirtilerin neden kaynaklı olduğunu anlamak için bir uzman tarafından değerlendirilmelidir.

Otizmin Erken Belirtileri

Tipik gelişim gösteren bebekler, gelişim dönemlerinde karşısındakiyle göz teması kurar, adıyla seslenildiğinde bakar, karşısındakinin jest ve mimiklerine ilgi gösterir ve erken dönemle babıldama şeklinde konuşmalar görülür. Fakat otizmli bebekler, karşısındakilerle göz teması normalden az olabilir veya hiç olmaz, adıyla seslenildiğinde bakamaz, jest ve mimiklere ilgisiz kalır. Konuşma gelişimi gecikebilir ya da sınırlı olabilir, istediği şeyi parmakla gösteremeyebilirler. Bunun yanı sıra tekrarlayan el çırpma, sallanma gibi motor hareketlere de erken dönemde rastlanır.

Çocuklarda ise geç okuma-yazma öğrenme, duyduğu kelimeyi sürekli tekrar etme (Ekolali), parmak ucunda yürüme, sürekli el çırpma, sorulara anlamsız ya da alakasız cevaplar verme, iletişim halinde kalamama gibi belirtiler görülebilir. Ek olarak evcilik, doktorculuk gibi hayali oyunlar oynayamazlar. İtfaiye arabası, ambulans, oyuncak bebek gibi nesnelerin işlevini anlamayabilir ya da amacı dışında kullanabilirler (Arabayı sürmek yerine tekerleklerini sürekli döndürmek gibi). Duyguları anlamada ve ifade etmekte güçlük çekerler, birinin üzgün olduğunu fark etmeyebilirler.

Otizm psikolojik bir rahatsızlık değil, nörogelişimsel bir farklılıktır. Otizmi tamamen ortadan kaldıran bir tedavi yoktur ancak destekleyici bir toplum, eğitim ve terapilerle gelişim daha iyi yerlere gelerek semptomlarında azalmalar gösterir ayrıca toplumsal olarak bizlere düşen bu bireyleri desteklemek, farklılıklarını göz önümde bulundurmak ve onları toplumla birleştirmektir. Bu bizim toplumsal birlik ve beraberliğimiz için önemli sorumluluklarımızdandır. Hayatlarını daha iyi hale getirmeleri için toplumsal desteğin yanında bireysel desteğe de ihtiyaç duyarlar. Sık kullanılan terapi ve destek yöntemlerinden bazıları şunlardır: Konuşma ve dil terapisi, duyu bütünleme terapisi, sosyal beceri eğitimleri ve en sık karşılaştığımız özel eğitim.Otizmde erken teşhis önemlidir; bireyler ne kadar erken eğitim alırsa gelişim dönemini o kadar iyi tamamlar.

KAYNAKÇA

American Psychiatric Association.

(2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.). American PsychiatricPublishing.

Tohum Otizm Vakfı. (2019). Otizm Spektrum Bozukluğu — El Kitabı / Bilgilendirme materyalleri. Tohum Otizm.

 

Berfin Bozkurt

 

 

Yorum gönder