TRUVA ATI’NIN HİKÂYESİ
Truva Savaşı ve Truva Atı’nın Mitolojik Hikâyesi
Yunan mitolojisinde önemli bir yere sahip olan Truva atı efsanesi yüz yıllardır dilden dile dolanarak günümüze kadar gelmiştir. Dünyanın en güzel kadını olan Helen için yapıldığına inanılan bu savaşın başlangıcına bir bakalım.
Olimpos’ta Thetis hiç istemediği halde Kral Peleus ile evlenmek zorunda kalır. Düğünlerine kavga tanrıçası Eris dışında bütün tanrı ve tanrıçalar davet edilmiştir. Ancak, Eris’i düğünde kavga çıkartır gerekçesiyle davet etmemişlerdir. Fakat Eris bu duruma çok sinirlenir ve ortalığı karıştırmak ister. Düğüne “en güzeline” notu yazılan altın bir elma ile gelir ve içlerinde Hera, Athena ve Afrodit’in de olduğu masanın üzerine bu elmayı bırakır. Her üç tanrıça da bu notun kendilerine ait olduğunu iddia ederek elmayı sahiplenmek isterler. Artık büyük kavga çıkmıştır ve Eris amacına ulaşmıştır.
Zeus bu kavganın bitmesi için İda Dağlarında çobanlık yapan Paris’i görevlendirir. Paris elmanın sahibini yani “en güzeli” seçecektir. Paris, diğer adıyla Aleksandros, Troya Kralı Priamos ve Hekabe’nin en küçük oğludur. Kraliçe Hekabe, oğlu Paris’in doğumundan önce rüyasında onun Truva’yı yıkıma götüreceğini görür ve bunun üzerine Priamos oğlunu doğduktan sonra İda Dağına götürmesi için uşağına vermiştir. Fakat uşak tarafından İda Dağında ölüme terk edilen çocuk dişi bir ayı tarafından beslenir ve umulanın aksine hayatta kalır. Aradan zaman geçmiştir ve bir çoban tarafından bebek fark edilir. Çoban bebeği oradan alır ve evine götürür, kendi çocuklarıyla bir arada büyütür.
Paris’e bu görevinden haberdar etmek için haberci Tanrı Hermes üç tanrıça ile birlikte İda Dağına gider. Paris’e olayları anlattıktan sonra, üç tanrıça Paris’in kendilerini seçmesi için ona vaatlerde bulunmaya başlar. Hera Paris’e Asya krallığını, Athena sonsuz aklı ve başarıyı, Afrodit ise dünyanın en güzel kadınının aşkını vaat etmiştir. Bu üç vaadin arasında Afrodit’in vaadi kazanır ve altın elmanın sahibi o olur. Paris ise Kral Menelaos’un karısı güzeller güzeli Helena’yı ondan istemiştir.
Ardından Paris Sparta’ya gider ve bu kentin kralı Menelaos’a konuk olur. Menelaos’un, büyükbabasını kaybetmesi ve cenaze işleriyle uğraşmasını fırsat bilen Paris, Helena’yı kandırır ama onunda rızasıyla kendi ülkesine, Troya’ya kaçırır. Durumu öğrenen Kral Menelaos, Miken Kralı Agamemnon ve diğer kralları da karısını geri getirmek için savaşa çağırarak, Homeros’un İlyada ve Odysseia’ında geçen, 10 yıl sürdüğü söylenen savaşın başlangıcını oluşturur. Böylelikle Akhalar ve Troyalılar arasındaki Troya Savaşı başlamıştır.
Arkeolojik bulgulara göre savaş M.Ö. 1240’lı yıllarda başlamıştır. 10 yıl boyunca süren bu savaşta sayısız insan hayatını kaybetmiştir. Efsaneye göre bu savaşta sadece ölümlüler değil, tanrılarda ikiye ayrılmış ve onlarda savaşmışlardır. Savaşın sonlarına doğru Akhalar bütün kuvvetlerini Troya’nın önüne yığmıştır ve Troya’nın kuşatması da böylelikle başlamıştır. İki ordu karşı karşıya gelmiştir ve teke tek mücadeleler başlamıştır. İlk olarak Paris, Menelaos’a teke tek savaşmayı ve mücadeleyi kazananın Helena’yı almasını teklif etmiştir. Menelaos bu teklifi kabul eder. Paris savaşı kaybederken Tanrıça Afrodit araya girer ve Paris’i kurtarır. Başka bir savaşçı olan Pandoros’un Menelaos’a bir ok atmasıyla Troya surlarının önünde iki ordu birbirine girer.
Akhalılar birçok Troyalıyı öldürür. Her iki orduda savaştan yorgun düşünce savaşa ara verilir. Savaş Akhalıların hücumuyla tekrar başlar fakat Hektor’un birlikleri Akha askerlerini püskürtür. Üstünlük Troyalılara geçmiştir. Aradan zaman geçer ve üçüncü büyük çarpışma başlar. İki ordunun komutanı Agamemnon ve Hektor teke tek savaşır. Hektor, Agamemnon’u yaralar ve üstünlük hala Troyalılardadır. Bu sefer Troyalılar hücum eder ve Akhalıları gemilerine kadar püskürtür. Akhalılar için durum içler acısıdır. Bu nedenle Patroklos, Akhilleus’un silahıyla savaşır ve Troyalılar gerilerler. Patroklos ile Hektor mücadele eder ve Hektor Patroklos’u öldürür. Patroklos’un öldüğünü öğrenen Akhilleus çok sinirlenir ve o da savaşa katılır. Troya ordusunu acımasızca öldürerek onları surlara kadar geriletir. Hatta ordu surların içine gizlenmiştir. Sadece Hektor surların dışında kalır. Hektor, Akhilleus ile savaşır fakat Akhilleus kahramanlar kahramanıdır. Hektor’u öldürür. Akhilleus Hektor’un ölüsünü atının arkasına bağlar ve günlerce cansız bedenini sürükler. Hektor’un ölümünden sonra Akhilleus, Hektor’un kız kardeşi Polyksena’ya âşık olur. Polyksena ise abisi Hektor’un intikamını almak ister ve Akhilleus’un nasıl öldürüleceğini öğrenir. Kardeşi Paris ile birlik olarak Akhilleus’a tuzak kurar. Paris Akhilleus’u topuğundan bir ok yardımıyla vurur ve onun ölümüne neden olur.
Akhilleus’un ölümüyle Akhalar geri çekilir ve Troyalıları yenemeyeceklerini anlarlar. Bu sırada Akha krallarından Odysseus tahtadan yapılmış dev bir Truva atı fikrini öne sürer. Bu Troyalılar için bir tuzaktır. Tahtadan yapılmış atın içerisine, içlerinden Odysseus’un da bulunduğu birçok asker saklanır. Akhalılar bu tahta atı surların önüne bırakır ve geri çekilirler. Sabah uyandıklarında karşılarında Akha askerlerini göremeyen Troyalılar galibiyetlerini kutlamaya başlarlar. Bu devasa atı ise Tanrıça Athena’nın onlara hediyesi olarak görüp, içeri alırlar. Kral’ın kızı Kassandra bunun bir tuzak olduğunu söyler fakat kimse ona inanmaz. İçeri alınan attaki askerler gece olunca tahta atın içinden çıkar, nöbetçileri öldürür ve surların kapılarını Akha ordusunun içeri girmesi için açar. Troyalıları uykularında yakalayan Akha ordusu şehrin içinde bir katliam yapar, her yeri yakıp yıkarak Troyalıların sonunu getirirler.
Homeros’un İlyada ve Odysseia destanlarında yazdıklarından yola çıkarak Alman araştırmacı Heinrich Schliemann, Troya Savaşı’nın yapıldığı yeri bulmak ister ve Hisarlık tepesine gelir. Burada 1870 yılında kazılar yapmaya başlar. Yaptığı kazılar ile dokuz katman bulur ve alttan ikinci katmanda Priamos’un hazinesini bulduğunu sanarak bu hazineyi Berlin’e kaçırır. Bu yıllarda başlayan kazılar günümüzde de devam etmektedir. Dokuz katmandan oluşan Antik Troya ören yerinin altıncı katmanı ise Homeros’un Troya’sı olarak kabul edilmektedir.
(Troya Antik Kenti)
Troya Antik Kenti 1998 yılında Dünya Miras Listesi’ne alınmıştır. Ören yerinin içerisinde 1980 yapımı Alman belgesel filmi için yapılan dev Truva Atı heykeli de yer almaktadır. İkinci Truva Atı heykeli ise Çanakkale’nin merkezindedir.
(Çanakkale merkezdeki Truva Atı)

(Troya Antik Kentin girişindeki Truva atı)
Kaynaklar;
Sarıdiken, G. “Truva Atı”. s. 95-101.
Truva Savaşı (2023, 24 Ocak). Erişim adresi: https://tr.wikipedia.org/wiki/Truva_Savaşı
Troya Antik Kenti (2023, 24 Ocak). Erişim adresi: https://www.kulturportali.gov.tr/portal/truvaantikkenti


Yorum gönder