Vakıf Üniversitelerinde Çalışan Akademisyenlerden “Yasaya Uy” Eylemi
Eğitim, toplumların gelişmesi ve ilerlemesi için büyük bir öneme sahiptir. Ancak son yıllarda Türkiye’deki üniversitelerde yaşanan sorunlar, eğitim sisteminin niteliğini ve etkinliğini ciddi şekilde etkilemektedir. Bu sorunlardan biri de vakıf üniversitelerinde çalışan akademisyenlerin karşılaştığı adaletsizlik ve eşitsizlik durumdur.
Son 3 yılda vakıf üniversitelerinde çeşitli sorunlara karşı bir mücadele başladı. Bu sorunlar, yoğun seviyelerde maruz kalınan mobbing, özellikle araştırma görevlilerinin üzerindeki idari iş yükü, güvencesizlik ve işten çıkarmanın bir sopa olarak kullanılması, mesai baskısı gibi sorunlardı. Tabii bunlarla birlikte ortaya çıkan niteliksizleşme ve akademik özgürlük meseleleri de yine sıkça bahsedilen sorunların merkeziydi.
Aslında verilen bu mücadeledeki en önemli nokta 22 Nisan’da çıkan 7243 sayılı kanunun 11 numaralı ek maddesi ile devlet ve vakıf üniversitelerindeki maaşların eşitlenmesiydi. Ancak bu yasanın uygulanmayışından dolayı vakıf üniversitelerinde çalışan akademisyenlerin hukuki statüleri zedelenirken akademisyenler bu durumdan rahatsız olduklarını 7 Ekim’deki “Yasaya Uy!” eylemi ile ifade etmeye çalıştılar.

Konuyla ilgili yapılan bir röportajda, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın Vakıf Üniversiteleri Birimi’nde görevli Canan Özcan; “Yapılan “Eşit işe eşit ücret” kampanyası vakıf üniversitelerindeki emekçiler için, vakıf sahiplerinin kanuna uymadığını göstermesi açısından önemli oldu. Örneğin idari yük çok diyoruz. Somutlaştırırsak, neredeyse hiçbir vakıf üniversitesinde bölüm sekreteri yok. Bu iş önce araştırma görevlilerine sonra da diğer öğretim üyelerine kalıyor. Bu çok büyük bir yük. Ne zaman ki devlet ile vakıf üniversiteleri arasında bir ücret ayrımı olamaz yasası çıktı ve bu uygulanmadı, vakıf üniversitelerindeki kanunsuzluklar emekçilerin daha fazla yüzüne çarptı. Neredeyse her yerde ücretler devlet üniversitelerine kıyasla 2-3 bin civarında daha az. Bu da en çok öfkelendiğimiz konulardan biri. Yaşadığımız haksızlıkların en çok somutlandığı konulardan biri.” sözleriyle adaletsizliğe vurgu yaptı.
Aynı şekilde sendikada görevli Tahsin Mert Saygın da; “Sendika olarak bu sorunların kaynağında üniversitelerin serbest piyasa koşullarına teslim edilme çabası olduğunu söylüyoruz. Kamusal eğitim istiyoruz. Yaşam koşullarımızı, üretkenliğimizi, psikolojimizi doğrudan etkileyen bu çalışma koşullarını kabul etmiyoruz. Sendikamızın bu alandaki güvencesizliği durdurmaya dair iradesi şimdiye kadar 30’u aşkın üniversiteden birçok üyeyi buluşturdu; güven duyulan ve bu güven duygusunu yaymaya çalışan bir mücadele aracı haline geldi.” sözlerine ek olarak; “Sendikamızla birlikte vakıf üniversitesi akademisyenleri gayrımenkulcülerin, inşaatçıların, tekstilcilerin kar hırsıyla özel öğretim kurumlarındaki boşluğu fırsat bilerek emekleri üzerinde tepinmesine karşı mücadele verecek.” şeklinde devam ederek kararlı duruşlarını ifade ettiler.


Yorum gönder