Bir Ay Doğar Türküsü ve Hikayesi

Mayil ve Gülizar isminde iki genç birbirine âşık olur, evlenmek isterler. Fakat aileleri bu aşkı onaylamaz ve bu isteklerini kabul etmezler. Âşıklarda çareyi kaçmakta bulurlar. Mayil zaten kimsesizdir ama Gülizar ailesine sırtını döner ve onlarda Gülizar’ı hayatlarından silerler.

Evlenip mutluluğu bulan bu âşıkların huzuru uzun sürmez. Mayil’in av merakı onları birbirinden ayırır. Bir gün Mayil arkadaşlarıyla birlikte ava dağa çıkar. Fakat arkadaşları Mayil’i göremez ve belki evine dönmüştür diyerek onlarda geri dönerler.

Evine gidip Gülizar’a sorduklarında dönmediği ortaya çıkar ve tekrar aramaya dağa çıkarlar. Bir ağacın altında Mayil’in cesetini bulurlar. Mayil’in ölüm haberi Gülizar’a çabuk ulaşır.

Ailesini silip hiç bilmediği yere gelen Gülizar, Mayil’i de kaybedince kimsesiz kalır bu yerde. Gurbette zaman geçmek bilmez, günler zulüm gelir. Akşam olduğu zaman pencerenin önüne oturur uzun uzun düşünür.

Onu kimsesiz yalnız bıraktığı için Mayil’e sitem eder. Yüreği dolup dolup taşar, rivayet edilen odur ki bu türküde onun dertleri, üzüntüleri, kimsesizlikleri, sevdiğinin ölüm acısı üzerine Gülizar tarafından söylenmiştir.

 

Türkünün hikâyesinde geçen avcılık Türk kültürüne ait çok eski bir gelenektir. Beslenme ihtiyacı ile doğan avcılık Dede Korkut Hikâyeleri’nde geçtiği üzere yalnızca bu amaçla değil, hoş vakit geçirmek, hünerlerini sergilemek ve savaşa hazırlık amaçlarını da barındırmaktadır. Oğuzlarda ‘av avlamak, kuş kuşlamak’ bir yiğitlik göstergesidir. Sıkıntısı olan ava çıkar, bir karar vermek isteyen ava çıkar, eğlenmek-hoş vakit geçirmek isteyen ava çıkar, gücünü göstermek isteyen ava çıkar… 

İçinde birçok amacı barındıran av motifi “Bir Ay Doğar” türküsünün hikâyesinde de Mayil ve arkadaşlarının birlikte hoş vakit geçirdikleri düzenli bir aktiviteye dönüştürdükleri eğlenceleri olmuştur. Fakat içinde rahatlama, sıkıntılarından uzaklaşma işlevini taşıyan bu av alışkanlıklarında bu sefer böyle acıklı bir olayla sonuçlanmıştır. Genç avcı gittiği avdan dönemez ve ağacın altında cansız bedeni bulunur.

Gülizar yaşadığı ağır olayların ardından bu olayların onda bıraktığı acının izlerini türkünün sözlerinde dile getirmiş, içindeki çaresizliğinin acı ve sıkıntısını, hüznün ve kimsesiz kalışının ağır yükünü yansıtmıştır.

 

Türkünün Sözleri

Bir Ay Doğar (Dağlar Kışımış)

Bir ay doğar ilk akşamdan geceden
Şavkı vurur pencereden bacadan

Dağlar kışımış yolcum üşümüş
Dağlar haramı açma yaramı nasıl edem ben

Uykusuz mu kaldın dünkü geceden
Uyan uyan yar sinene sar beni

Dağlar kışımış yolcum üşümüş
Dağlar haramı açma yaramı nasıl edem ben

Yücedağ başından aşırdın beni
Tükenmez dertlere düşürdün beni

Dağlar kışımış yolcum üşümüş
Dağlar haramı açma yaramı nasıl edem ben

Madem soysuz göynün yoğudu bende
Niye doğru yoldan şaşırdın beni

Dağlar kışımış yolcum üşümüş
Dağlar haramı açma yaramı nasıl edem ben

Aşağıdan gelir eli boş değil
Söylerim söylerim göynüm hoş değil

Dağlar kışımış yolcum üşümüş
Dağlar haramı açma yaramı nasıl edem ben

Bir güzeli bir çirkine vermişler
Baş yastığı gendisine eş değil

Dağlar kışımış yolcum üşümüş
Dağlar haramı açma yaramı nasıl edem ben

Hasan Durak

Arguvan

 

Kaynaklar:

Fotoğraf; onedio.com

turkudostlari.net

Yazıcı, H. (2008). Dede Korkut Hikâyelerinde Av. Motif Akademi Halkbilimi Dergisi, 1 (1), 91-105. Retrieved from https://dergipark.org.tr/tr/pub/mahder/issue/36127/405839

Yorum gönder