Gesi Bağları Türküsü ve Hikayesi
Gesi Bağları türküsünün TRT Halk Müziği Arşivi’ne kayıtlı iki versiyonu bulunmaktadır. Birincisi Ahmet Gazi Ayhan’ın kaynaklık ettiği ve Muzaffer Sarısözen tarafından derlenmiş; ikincisi ise hem kaynak kişisi hem de derleyeni Ahmet Gazi Ayhan’a ait olan versiyonudur. İlk varyantının daha fazla söylenmesi ve bilinmesi sebebiyle bu yazımızda ona yer verdik.

Yöresi: Kayseri
Kaynak Kişi: Ahmet Gazi Ayhan
Derleyen: Muzaffer Sarısözen
Türü: Aşk-sevda türküsü
Kaynak; bilgikirliliği.net
Gesi Bağları Türküsünün Hikâyesi
Kayseri’de yer alan Gesi’nin genç delikanlıları yaz ayı geldiği zaman büyük şehirlere çalışmaya gidermiş. Gesili Mustafa’da ailesiyle vedalaşıp İstanbul’a gurbete iş öğrenmeye gitmiş.
Sıva işinden anlayan Mustafa bir inşaatta işe başlamış. İşvereni yaptığı işi beğendiği için önce kalfa yapmış onu daha sonra da usta. Hem yaptığı işle hem de efendiliğiyle işvereninin güvenini kazanmış.
Bir gün işvereni onu bir kenara çekip ailesiyle ilgili sorular sormuş. Sonra da evlenmeyi düşünüp düşünmediğini. Nasip demiş Mustafa. Bunun üzerine işvereni İstanbul’un uzağında eşi vefat etmiş ve tek başına dört çocuğuna birden bakan fakir bir kadının kızlarından birini ona önermiş.
Evlenmeyi düşünmeyen Mustafa bu teklife şaşırmış, biraz düşünmüş ve teklifi uygun bulup evlenmeyi kabul etmiş. İşvereni ve arkadaşlarıyla kızın evine giden Mustafa Leyla’yı beğenmiş ve annesinden istemişler. İşvereni de Mustafa’ya kefil olunca annesi ikiletmeden vermiş kızını.
Leyla annesinin bu hızlı kararına benden çabuk bıkmış diyerek biraz içerlese de razı olmuş evlenmeye. Mustafa’da evleneceğini ailesine telgrafla bildirmiş. Mustafa hemen nikâhı kıydırıp Leyla’yı memleketine götürmüş.
Doğup büyüdüğü yerleri bırakıp hiç bilmediği memlekete giden Leyla gözleri dolu dolu son kez bakmış İstanbul’a, sonrada eşinin elini tutarak ondan güç almış. Kayseri’ye gidince Mustafa’nın ailesi Leyla ile kaynaşmaya başlamış fakat Leyla bir türlü orayı benimseyememiş.
İstanbul’dan kopup buraya gelmenin acısı yüreğinden hiç gitmemiş. Annesini, kardeşlerini hep anar onlara özlem duyduğunu Mustafa’ya anlatırmış. Mustafa eşinin gurbet acısını dindirmek için hep uğraşmış ama annesi ve kız kardeşleri onun iş bilmezliğine hep laf etmişler, bir türlü sevememişler Leyla’yı.
Leyla’da keşke İstanbul’da kalsaydık, bize de bir yurt olurdu elbette diyerek Mustafa’ya söylenirmiş. Mustafa zamanla alışır diye beklerken annesinin davranışları iyice kötü bir hal almış, Leyla daha fazla yakınmaya başlamış.
Mustafa böyle olmayacağını anlayınca Leyla’nın İstanbul’a gitme teklifini kabul etmiş ve iş bulup seni de götüreceğim diyerek tutmuş İstanbul’un yolunu. Mustafa gurbetteyken Leyla iyice yalnız kalmış, derdini kimselere anlatamamış. Bir çocuğu olmuş ama o da acısını dindirmemiş.
Yurt özlemine, birde Mustafa’nın özlemi eklenmiş. Ayrılık acısını, ana sevgisini, yurt özlemini türküler yakıp dile getirmiş. En sonunda Mustafa dönüp Leyla’yı da götürmüş. Söylediği türkülerde ağızdan ağıza yayılmış, dilden dile söylenmiş.
Kaynak: turkudostlari.net
Gesi Bağları Türküsünün Sözleri
GESİ BAĞLARINDA DOLANIYORUM
(of)
Gesi bağlarında dolanıyorum
Yitirdim yarimi (aman) aranıyorum
Bir çift selamına güveniyorum
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yâri neyleyim
(of)
Gesi bağlarımdan gelsin geçilsin
Kurulsun masalar rakı konyak içilsin
Herkes sevdiğini alsın seçilsin
Atma anam atma şu dağların ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime
(of)
Gesi bağlarında bir top gülüm var
Hey Allahtan korkmaz sana bana ölüm var
Ölüm var da şu dünyada zülüm var
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yâri neyleyim
Ahmet Gazi Ayhan
Kayseri
İnsanlar herhangi bir nedenden dolayı doğup büyüdükleri yurtlarını, ailelerini ve sevdiklerini bırakıp onlardan uzak yerlere giderler. Gittikleri vakit bu gurbetle birlikte acıyı, özlemi, yalnızlığı ve gittikleri yerlerde yabancılık duygularını yaşarlar. Bu duygularını da türkülerle dile getirirler. İşte bu türkülere de gurbet-hasret türküleri denilmektedir.
“Gesi Bağları” türküsünün her bir nağmesinde de yurda duyulan hasreti, gurbeti, ana sevgisini, anadan ve kardeşlerden ayrı kalmanın acısını görmekteyiz. Leyla, Mustafa ile evlenip gittiği gurbet ilinde ailesini her özlediğinde, Mustafa’nın annesi ve kardeşleriyle yaşadığı her sıkıntıda türkü söylemiş, özlem, hüzün, acı gibi birçok duygusunu türkülerle dile getirmiş, söylediği bu türküler de Gesi Bağları’nda dilden dile yayılmıştır.
Türkülerimiz de aşk-sevda, hasret, gurbet, ayrılık acısı gibi insanların pek çok ortak duygusu bireysel konular olarak ortaya çıkmış fakat zaman içerisinde halk tarafından dilden dile söylenerek bireyselliğini kaybederek toplumun bir ürünü olmuştur. Gesi Bağları türküsü de zamanla ortak duyguları barındırması nedeniyle benimsenmiş, yediden yetmişe herkesin bildiği ve söylediği türkülerden biri olmuştur.
Leyla’nın bilmediği ildeki bu yalnızlığı, günden güne büyüyen hasreti, acı bekleyişinin kaç yıl sürdüğü bilinmese de bu türkünün 125 kıtadan oluşması onun gurbetteki bekleyişinin ölüm acısı kadar ağır ve zor geçtiğini göstermektedir. Yurdundan evlendiği için giden, annesinden ve kardeşlerinden ayrılan Leyla hasretini, yaşadığı sıkıntıları türkülerle dile getirmiştir fakat türküler bile onun özlemini dindirememiştir.


Yorum gönder