Greenpeace Şırnak’ta ki ormanlar için uzmanlığımız dışında dedi.

Ülkemizin birçok yerinde olduğu gibi Şırnak’ta da doğal alanlar maden ve kum ocakları, HES projeleri ve baraj yapımı gibi nedenlerle tahrip ediliyor. Ekolojinin gördüğü bu zarara çevre kuruluşlarının duyarsızlığından dem vuran Şırnak Barosu Çevre ve Kent Komisyonu, Greenpeace, Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) ve Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) gibi kuruluşlara başvurdu.  Baronun başvurusuna sadece Greenpeace’den yanıt geldi ancak gelen yanıt pek de istenilen şekilde olmadı. İşte Greenpeace’in cevabı:

“Bugün Türkiye’nin her noktasında sürekli olarak çevre suçları işlenmektedir. Kısıtlı olanaklar nedeniyle hepsine ulaşabilmemiz ve her türlü çevre sorunlarıyla ilgili çalışmamız  mümkün değildir. Bu sebeple Greenpeace, sadece bireylerden aldığı bu desteği en etkili şekilde değerlendirmek için belli konulara yoğunlaşıp, çalışmalarını da o konulara ilişkin yürüttüğü kampanyalar şeklinde sürdürmektedir. Mailinizde bulunduğunuz bölgedeki ağaç kesimleri konusundaki haklı endişenizi dile paylaşmışsınız. Kurum olarak her türlü çevre problemine karşı olsak da konu maalesef yukarıdaki uzmanlık alanlarımızın dışında kalmış olduğundan hem doğru cevaplara ulaşmak hem de konuyu hızlı şekilde sonuçlandırmak için sizi bu konularda uzmanlaşmış ve bugüne kadar çok çalışma yürütmüş deneyimli  sivil toplum kuruluşlarına yönlendirebiliriz” şeklinde oldu.

Fotoğraf; Yüksekova Haber

Baronun Çevre ve Kent komisyonu üyelerinden Av. Sabri Çatıkkaş tepkisini şu ifadelerle dile getirdi;  “Barajlar, maden ocakları, Dicle Nehri üzerinde kurulan kum ocakları ve son olarak ağaç kıyımıyla doğa talanı devam ediyor. Şırnak’ta irili ufaklı barajlar nedeniyle birçok yer su altında kaldı. Barajların yapılmasından dere yatakları değiştirildi, bölgede bulunan canlılık çeşidi değişti. Şırnak’ta çok sayıda kömür ocağı açılmış. Kömürün çıkarılması sırasında doğa talan ediliyor. Kömür ocaklarından çıkarılan bütün kirlilikler derelere akıtılıyor. Derelerdeki canlı yaşamı olumsuz etkileniyor. Aynı zamanda bu dereler Dicle Nehri’ni kirletiyor. Nehir üzerindeki kum ocakları da büyük bir sorun. Ocaklardan kum çıkarılıyor ve bundan dolayı büyük çukurlar meydana geliyor. Her yıl çok sayıda kişinin boğulmasına neden oluyor. 2010 yılından beri kum ocakları yüzenden onlarca kişi hayatını kaybetti”.

Çatıkkaş iki yıldır bölgede yapılan ağaç kıyımlarına dikkat çekerek ifadelerine, “Bu ağaç kıyımı Şırnak Orman İşletme Müdürlüğü tarafından gerçekleştiriyor. Talanı ihale yoluyla gerçekleştiriyorlar. Yapılan ihaleler de ihale kanunlarına aykırı bir şekilde gerçekleştiriliyor. Aynı zamanda ihaleler Şırnak’ta kendilerine yakınlığıyla bilinen kişilere veriliyor. Bu kişilerin eliyle Şırnak’ın ormanları kesiliyor.” şeklinde devam etti.

Edirne’de kesilen ağacın Şırnak’taki ağaç kadar önemi yoksa bana doğayı korumaktan bahsetmeyin!

Kıyıma mücadele için çevre kuruluşlarına çağrı yaptıklarını fakat istenilen yanıtı alamadıklarını belirten Çatıkkaş, Greenpeace’ in cevap mailini ikiyüzlülük olarak değerlendirdi.

 “Çevre koruma üzerine faaliyet yürüten diğer kurumların da yaklaşımı aynı. Söz konusu Kürdistan doğası olduğu zaman hepsi aynı tavrı gösteriyor. Bugüne kadar uluslararası veya ulusal hiçbir kurum orman yakmalarına ya da ağaçların kıyımına karşı bir ses çıkarmadı. Bölgenin maden ocakları, kum ocakları ile talan edilmesine karşı tepki ortaya koymadılar. Elbette bunun sebepleri var. Bu kurumlar bazı devletlerden yardım alıyorlar. Bu yardımlarla varlıklarını sürdürüyorlar. O yardımların kesilmemesi için söz konusu bölgemizin doğası olduğunda kör ve sağır rolünü oynuyorlar. Kendilerini fonlayan devletlerle karşı karşıya gelmek istemiyorlar. Bu büyük bir ikiyüzlülüktür. Doğayı koruma adı altında kurulan bir kurumun doğa arasında ayırım gözetmesi kabul edilemez. Akdeniz’deki doğa doğadır da Kürdistan’daki doğa doğa değil midir? Oralarda canlı hayatı yok ediliyor da buralarda edilmiyor mu? Kürdistan doğası talan edilse ve yok edilse bunun Akdeniz doğasına etkisi olmayacak mı? Bu ikiyüzlülüktür.”

Kaynak; Mezopotamya Ajansı

Yorum gönder