Hassas Ayar Argümanı’na Giriş: İtirazlar ve Karşı İtirazlar
Bu kısa yazının temel amacının, Hassas Ayar Argümanı üzerinden bir ateistin teistik bir argümanı makul bulabileceğini, bu durumun bahsi geçen iki görüşün taraftarlarının her konuda taban tabana zıt olmak zorunda olmadığını göstermek olduğu söylenebilir. Ancak, atlamamak gerekir ki bazı türden argümanlar teistik Tanrı’nın “zorunlu” olarak var olduğu gibi bir ateist tarafından kendi görüşü ile tutarlı olmak adına reddedilmesi gereken sonuçlara ulaşabildiğinden makul bulunamaz. Bu yazının konusu olan Hassas Ayar Argümanı, kanaatimce, ilk cümlede bahsedilen argümanların bir örneğidir. Bu nedenle söz konusu argüman kısaca incelenecek, argümana yönelik birkaç itiraz ve bu itirazlara dair itirazlara değinilecek ve kesin bir sonuca ulaşılmasa da incelenen bağlam içerisinde yazının ilk cümlede zikredilen amaca işaret ettiği iddia edilecektir.
Hassas Ayar Argümanı:
Hassas Ayar Argümanı, modern fiziğin bize göstermiş olduğu bazı fiziksel sabitlerin veya doğa yasalarının az ya da çok farklı olması durumunda, var olan karmaşık yaşam formlarının oluşma olasılığının düşük olması zeminine kuruludur. Bu zemine hassas ayar denmektedir ve hassas ayar kendisi evrenin arkasında herhangi bir fail olduğuna dayanmamaktadır. Söz konusu argüman, evrende karmaşık yaşam formlarının var olabilmesi için ihtiyaç duyulan hassas ayar bilinçli ve zeki bir fail tarafından “ayarlanmış” olması gerektiği sonucuna ulaşmaya çalışmaktadır.
Yukarıda bahsedilen hassas ayarlı fiziksel sabitlere veya doğa yasalarına örnek vermek gerekirse: Kozmolojik sabitin farklılığa 1053’e 1 oranında duyarlı olması ve Büyük Patlama’nın şiddetinin 1060’a 1 oranında hassas ayarlı olması göz önünde bulundurulabilir.
Argümana getirilen itirazları incelemeden önce Hassas Ayar Argümanı’nın farklı türleri olduğunu aklımızda tutmamız gerekmektedir. Karışıklığın önüne geçebilmek adına argümanın Tanrı’nın var olduğu sonucuna ulaşarak büyük iddialarda bulunan türleri yerine sadece Tanrı’nın varlığı yolunda bir delil olduğuna işaret eden daha mütevazı bir türü incelenecektir.
İncelenecek argüman şudur:
1) Evren hassas ayarlıdır.
2) Eğer Tanrı yok ise hassas ayarlı bir evrenin var olma ihtimali çok düşüktür.
3) Eğer Tanrı var ise hassas ayarlı bir evrenin var olma ihtimali yüksektir.
4) O halde, evrenin varlığı Tanrı’nın varlığına bir delildir.
Mucize Argümanı
Argümanın ilk öncülüne modern fiziğin yanılma ihtimalinin hassas ayarın ortaya koyduğu ihtimallerden daha fazla olduğu şeklinde itiraz edilmektedir. Özünde bu itiraz Hume’un mucize argümanına dayanmakta ve bu argüman şunu söylemektedir: Mucizeler doğa yasalarının ihlalleridir ve bu ihlaller olabilecek en düşük olasılıklı olaylardır. Böylelikle mucizelerin var olduğunu söyleyen şahsın veya kitabın yanılma olasılığının doğa yasası ihlallerinden daha mümkün olması, mucizeleri kabul etmenin irrasyonel olduğu sonucuna ulaştırır. Rasyonel olan en makul seçeneği kabul etmektir. Bu itiraz, hassas ayarlı parametrelerin düşük olasılıklarından ziyade modern fiziğin yanlış olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu, böylece fiziğin yanılıyor olabileceğini kabul etmemiz gerektiğini söylemektedir. Fakat bu itiraz ne kadar makuldür? Bilimin her düşük olasılıklı veya olağanüstü verisini reddetmemiz mi gerekmektedir? Bilimin ilerleyişi olağanüstü bulgular ile gerçekleşmiyor mudur? Çoğumuz artık Tanrı’nın zar attığını kabul etmiyor muyuz? Belki kozmolojinin genç bir bilim dalı olduğu ve yanılıyor olma ihtimalinin diğer fizik dallarından daha yüksek olduğu söylenebilir. Bu bağlamda kesin bir yargıda bulunmak oldukça zor görünmektedir.
Çoklu Evrenler
İkinci öncüle itiraz ise çoklu evrenlerin var olabileceği üzerinden gerçekleştirilebilir. Sonuçta Kozmolojik Enflasyon Teorisi ve kuantum mekaniğinin Çoklu Dünyalar Yorumu (diğer bir adı ile Everett-Wheeler Yorumu) çoklu evrenlere işaret ediyor gibi gözükmektedir. Bu itiraz farklı yasa ve sabitlere sahip evrenler gerçekten varsa ve bizim evrenimiz bunlardan birisi ise yaşama izin veren koşullara sahip bir evrende var olmamız pek şaşırtıcı olmayacaktır demektedir. İlk bakışta oldukça akla yatkın ve popüler olan bu itiraz da üzerine biraz düşünülünce karar vermeyi zorlaştırmaktadır. Çoklu evrenlerin var olmasını sağlayan hassas ayarlı yasaların ya da sabitlerin olmadığını nerden biliyoruz? Peki bu itiraz evrenimizin düşük olasılıklı koşullarını arttırmakta mıdır? Arttırmıyor gibi görünmektedir. Bu itiraza başka bir karşı itiraz ise Ockham’ın Usturası ile yapılmaktadır. Ockham’ın Usturası, diğer her şey eşitken en basit açıklamanın kabul edilmesi gerektiği şeklinde ifade edilirse çoklu evrenleri reddetmemiz mi gerekmektedir? Usturayı niceliksel ve niteliksel veriler üzerinde incelersek reddetmemize gerek kalmayabilir. Çoklu evrenler, Tanrı açıklamasından niceliksel olarak daha fazla varsayıma sahip durmakta ve çoklu evrenlerin kabul edilmemesi gerekmektedir. Ancak niteliksel olarak incelendiğinde farklı bir varlık türü olan Tanrı çok sayıda evrenden daha basit değildir. Niteliksel perspektif aynı varlık kategorileriyle yapılan açıklamanın farklı türden varlık kategorileriyle yapılan açıklamadan daha basit olduğunu söylemektedir. Niceliksel ve niteliksel bakış açılarından hangisinin seçileceği açık değildir. Özetlemek gerekirse, sahip olduğumuz veriler ışığında çoklu evrenler itirazının bu argümanın sağlamlığını ne derece etkilediği kesin değildir.

Görsel: Linkedin
Kadir-i Mutlaklık
Üçüncü öncüle yapılan itiraz ünlü bir fizikçi olan Sean Carrol tarafından dile getirilmektedir. İtiraz, Tanrı’nın kadiri mutlaklığından hareketle, Tanrı’nın evrende karmaşık yaşam formlarını “yaratması” için hassas ayara ihtiyaç duymayacağını ifade eder. Kadiri mutlak bir Tanrı fiziksel sabitlerle ilgilenmek yerine doğrudan canlılığı yaratabilmelidir der. Eğer sadece fizik yasalarını kullanarak canlılığı yaratabiliyorsa Tanrı’nın kadiri mutlak olmasının bir anlamı var mıdır? Bu itiraz fark edileceği üzere argümanın düşük olasılık vurgusuna değinmeyip Tanrı varken hassas ayarın yüksek bir olasılığa sahip olmayacağını iddia eder. Ancak bu iddia belli türden bir Tanrı anlayışını kabul ediyor gibi gözükmektedir. Tanrı doğal nedensellikleri kullanarak evreni idare ediyor olamaz mı? Belki Tanrı her olayın doğrudan nedeni olmayabilir. Tanrı-nedensellik-doğa yasaları ilişkisi bu yazının kapsamını aşmaktadır fakat doğal nedensellik iddiası Tanrı’nın kadiri mutlaklığını sınırlamamakta mıdır? Bu sorulara verilecek yanıtlar söz konusu itiraza dair tutumunuzu belirlemede önemli bir yere sahip görünmektedir. Diğer taraftan, Tanrı, her koşulda canlılığı ortaya çıkaracak şekilde bir evren yaratsaydı, O’nun alimi mutlaklığının etkileyiciliği kavranamazdı, itirazı yapılabilir. Ölçülen hassas ayarlar Tanrı’nın alimi mutlaklığının bir göstergesi olarak insanın evreni inceledikçe farkına vardığı Tanrı ile ilgili işaretler olarak yorumlanabilmektedir.
Zayıf Antropik İlke
Hassas Ayar Argümanı’na getirilen ve oldukça tartışılan diğer bir itiraz ise Zayıf Antropik İlkedir. Bu ilke temel olarak çok büyük bir evrende, evreni gözlemleyip üzerine düşünebilen canlıların, uzayda ve zamanda belirli bölgelerde ortaya çıkabileceğini belirtir. Yani yaşadığımız evren yaşama müsait olmasaydı, var olamayacağımız için evrenin canlılığa izin vermesine şaşıramazdık, demektedir. Bu itiraza birçok örnekle karşı çıkılmıştır. En bilinenlerden birisi “idam mangası” örneğidir. İdam mangası benzetmesi, bir grubun sizi idama götürdüğünü ve onlarca keskin nişancının namlusunu size doğrulttuğunu hayal etmenizi istemektedir. Gelen emirle birlikte sadece silah seslerini duyduğunuzu ve gözünüzü açtığınızda hala hayatta olduğunuzu fark ettiğinizde, vurulsaydım hayatta olduğumu fark edip şaşıramazdım, o zaman şaşırmamalıyım demenizin saçma olduğunu göstermeye çalışmaktadır. Bu örnek, haklı olarak, hassas ayarın arkasında bir anlam veya kasıt aranmasının makul olduğunu göstermektedir.
Sonuç olarak, Hassas Ayar Argümanı’nın güçlü bir argüman olduğunu reddetmek zor olsa da argümanın Tanrı’nın varlığını kanıtlamadığını ve olasılıksal olduğunu unutmamak gerekmektedir. Bu yazıda incelenen itirazlar ve karşı-itirazlar daha ileriye götürülebilmekte veya itirazlara farklı gerekçeler sunulabilmektedir. Yazının kapsamı içerisinde Hassas Ayar Argümanı’nın makul bir argüman olduğu tam olarak gösterilemese de makul olabileceği, böylelikle felsefi argümanların toplumda zannedildiği kadar kolay kanıtlanıp çürütülemediği gösterilebildiyse ve ilk defa Hassas Ayar Argümanı ile karşılaşan okuyucunun kafasında soru işaretleri bırakılabildiyse yazının amacına ulaştığına inanıyorum.
İleri Okumalar
Hassas ayarlı parametrelerin hesaplanması için:
Arxiv.com (19.05.2021)
Evrenin başlangıç koşullarının hassas ayarı hakkında bir tartışma için:
Arxiv.com(19.05.2021)
Kaynakça
Evrimağacı (19.05.2021)
Beytülhikme.org(19.05.2021)
ONCULANALİTİKFELSEFE(19.05.2021)
Dergipark(19.05.2021)



1 yorum