İletişimin Tarihsel Süreci/Part1

İletişimin tarihsel sürecini insanlığın varoluşuna değin dayandırabiliriz. İnsanlığın bilinen tarihsel süreci içerisinde iletişime duyulan ihtiyaç ve bu ihtiyaca yönelik artış, iletişim araçlarının çıkış aşamalarını niteliksel bir dönüşüme uğratır. Yaşanan niteliksel dönüşümlerin incelenmesi, bir yandan insanlık tarihinin kavranması açısından önemli bir işlevsellik sunarken, öte taraftan iletişim araçları üzerine gerçekleşen dönüşüm ve gelişimlerin; kültür, düşünce ve davranış biçimlerinin belirlenmesinde etkin bir rol üstlenir. İletişim araçlarının yarattığı olanaklar içerisinde biçimlenen; zaman ve mekân algısı, bilişsel yönelim, benlik algısı ve tarihi yorumlama söz konusu olan geçmiş, gelecek ve şimdiki zamanın anlaşılmasında etkin bir rol alan iletişim tarihi çerçevesinde şekillenir. Birey ve toplum üzerine yürütülecek düşünce ve çalışmalarda verimli bir alana işaret eden bu konuya, içeriğe uygun sorular üzerinden giriş yapmak faydalı olacaktır.

İletişim nedir? Birey ve toplum yaşamında ne anlam ifade etmektedir? İletişim için gerekli olan aracılar nelerdir? Bir iletişim aracının ortaya çıkmasının ardındaki neden nedir? İletişim araçlarının, kendilerinden önce gelen araçlar üzerinde ne gibi etkileri olur? Yeni bir iletişim aracının, toplumun gündelik yaşamına olan etkileri nasıldır?

Mücadelesini önce hayatta kalmak için sarfeden insan, içinde bulunduğu çağın öznesi olmak adına doğaya karşı güçlü bir değişim ve dönüşümün parçası haline gelmiştir. Gösterilen bu çaba, doğa ve diğerleri üzerine olan ilişkilerin biçimlenmesi rolünde yer alırken, başlangıçta doğanın büyük bir parçası olan bizlerin adaptasyon süreçlerinin temellerine dayanmıştır. Bu sebeple insan varlığının doğa üzerinde geçirdiği varolma mücadelesi, doğanın bizlere sunduğu araçlardan faydalanıyor olmamıza dayanan bir gerçekliğe bağlanır. Doğayı sahip olduğu irade, istek ve arzulara göre dönüştüren insanlar, yaşanılan her çağın kendilerine göre şekillenmesine sebep verecek değişimlerin yolunu açarak insanlık tarihinin bugün ki zeminini oluşturmuştur.

İnsanlık tarihi açısından ilk çağlardan itibaren söz konusu olan hayatta kalma güdüsü, gerekli olan yaşamsal faaliyetlerin sürdürülebilmesiyle ilişkili olan bir doğa içi düzeni gerektirir. Beslenme, barınma veya üreme ile ilişkili olacak şekilde başarılı bir adaptasyon sürecinin ardından bir topluluğu gerekli kılmakta olan bu düzen aktarım sayesinde gerçekleştirilerek iletişim olgusunun varlığını oluşturur. Mevcut kuşağa ek bir sonraki kuşağa olan aktarımlar, mücadelelerden kazanılan deneyim ve öğrenimleri içeren bir mesaj niteliği taşıyarak büyük iletişim devrimlerinin yolunu açmıştır. Böylelikle doğaya karşı verilmiş mücadelenin büyük toplulukların oluşumunu mümkün kılması, iletişim olgusunun ve iletişim araçlarının niteliğini de şekillendirmiştir.

Bir tür olarak insanın doğa ve diğer türlerin hareketlerine verdiği tepkiler, bütünüyle duyular doğrultusunda oluşan tepkilerken algılanan her etkiye karşı verilmiş bu tepkiler,  zamanla birer ileti haline dönüşerek bir iletişim sarmalını oluşturmuştur. Bakıldığında türdeşlerine olan aktarımları, başlangıçta anlam bütünlüğü sağlanamamış ses, hareket ve işaret temelli bir anlatıma dayalı olan insanın, gerek çağdaşları gerekse sonraki kuşaklarla olan bağlarını sürdürebilmesi açısından, anlam bütünlüğü sağlanmış olan iletişim araçlarının gerekliliğini vurgular niteliktedir. Bu sebepler doğrultusunda geliştirilen çeşitli iletişim araçlarının, tarih öncesi çağlardan günümüze ulaşan süs eşyaları, hayvan kemikleri, üstü kazılı taşlar veya mağara resimleri gibi çağa hitap eden araç ve gereçlerin asli kullanım amaçlarının döneme yönelik birer iletişim aracı olarak kullanıldığını söylemek mümkündür.

Seri şeklinde düşündüğüm bu yazımın ikinci bölümünde görüşmek üzere.

İlk Görsel: Arkeolojik Haber

Yorum gönder