“Koruma mı, Ceza mı? SSÇ Gerçeği Türkiye’yi Zorluyor” / Elif Ağıl
Türkiye’de sokak çeteleri artık yalnızca bir güvenlik meselesi değil, toplumsal geleceği tehdit eden bir sorun haline geldi. Çetelerin ön saflarında ise “SSÇ” olarak tanımlanan, yani suça sürüklenen çocuklar var. Kağıt üzerinde yasa bu çocukları korumayı, topluma kazandırmayı hedefliyor. Ama gerçekte ortaya çıkan tablo, mağdurlar için adaletin yerini bulmadığı, toplum için ise caydırıcılığın kaybolduğu bir tabloya dönüşüyor.
Ahmet Çakır davasında fail konumundaki çocukların birçok sabıkası bulunduğu şartlı tahliye ile salındığı biliniyor. Neredeyse sembolik cezalar alması, mağdurların acısını katmerledi.
Minguzzi davasında ise benzer şekilde verilen düşük cezalar, uluslararası kamuoyunda dahi tartışma konusu oldu. İki olayda aynı gerçeği gösterdi: Çocuk adalet sistemi, ağır suçlar söz konusu olduğunda ne toplumu ne de mağduru tatmin edebiliyor.
Bu ülkede bir çocuğun cebine bıçak sokması, uyuşturucu taşıması ya da sokak ortasında birini öldürmesi “çocuk koruma” kavramının arkasına gizlenemez. Çocuk elbette korunmalı, ama suçun ağırlığı görmezden gelinemez. Yasaların bugünkü haliyle verdiği mesaj şu: “Suça bulaş, yaşın küçükse kurtulursun.” Bu mesaj, yalnızca yeni suçlular üretmekten başka bir işe yaramıyor.
Artık bu noktada kaçınılmaz olan bir şey var; yasal düzenleme. Ağır suçlara karışan çocuklar için farklı bir yargılama modeli oluşturulmalı, ceza ile eğitim aynı potada eritilmeli.
Çeteleşme vakalarının önü ancak bu şekilde kesilebilir. Aksi halde her operasyon sonrası yakalanan 15-16 yaşındaki çocukların ertesi gün tekrar sokakta olması, Türkiye’nin kanayan yarası olmaya devam edecek.
Ama mesele sadece cezayı ağırlaştırmak da değil. Çocukları çetelerden koparmadan, yoksulluğun, işsizliğin, aile içi şiddetin ortasına terk ederek hiçbir düzenleme sonuç vermez. Eğitimden kopan çocuklara sahip çıkmayan, spor salonu yerine sokak köşesini mekân haline getiren bir sistem, kendi suçlusunu kendi eliyle yetiştirir. Sosyal destek, aile danışmanlığı ve mahalle bazlı gençlik projeleri olmadan atılan her adım eksik kalacaktır.
Bugün Türkiye, çocuk adalet sistemiyle ilgili sert bir kararın eşiğinde. Ya bu yasalar çocukları koruma bahanesiyle sokak çetelerine yeni üyeler kazandırmaya devam edecek, ya da hem mağdurun hakkını gözeten hem de çocuğu yeniden topluma kazandırmayı hedefleyen yeni bir denge kurulacak. Ahmet Çakır ve Minguzzi dosyaları bize açıkça gösterdi: Bu düzen böyle gitmez.
Kaynakça:



Yorum gönder