Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Tarafından Sera Gazı Salımları İstatistiği Yayımlandı.

Öncelik sera gazı nedir, biraz ondan bahsedelim. Sera gazları, Dünya’nın yüzeyi, atmosferi ve bulutları tarafından yayılan kızılötesi radyasyon spektrumu dahilinde belirli dalga boylarındaki radyasyonu emen ve yayan, atmosferin hem doğal hem de antropojenik gaz halindeki bileşenleridir. Bu özellikleri nedeniyle, sera etkisine neden olurlar. Başlıca sera gazları, su buharı(H2O), karbondioksit(CO2), nitröz oksit(N2O), metan(CH4) ve ozon(O3)’dur. Sera gazlarının olmaması halinde Dünya yüzeyinin ortalama sıcaklığı 15° yerine yaklaşık -18° olurdu. Bu düzey mevcut sera gazı emisyon oranlarının devam etmesi halinde 2036 yılında Dünya yüzeyinin ortalama sıcaklığı 2 °C kadar artış gösterebilir. Bu artış ise IPCC raporlarına göre ”tehlikeli” seviyelerden kaçınma üst sınırı olarak belirlendi.

Türkiye istatistik Kurumu’nun hazırladığı istatistik raporunda Türkiye’ye ait 1990 ve 2020 yılları arasında sera gazi salımları yayınlandı. Rapora göre;

  • 1990 yılından 2020 yılına kadar geçen zamanda yıllık toplam salımlar; 2,4 katına çıkarak 524 milyon ton karbondioksit eşdeğerine ulaşırken 2020 yılı salımları bir önceki yıla kıyasla yüzde 3’lük artış gösterdi.
  • Kişi başına düşen salımlar 1990’da 4 ton karbondioksit eşdeğeri iken, 2020’de 6,3 tona yükseldi.
  • Sektörel dağılımda birinci sırada yine enerji sektörü yer alıyor. Yüzde 70 paya sahip enerji sektörünün ardında yüzde 14 ile tarım, üçüncü sırada ise yüzde 13 ile endüstriyel işlemler bulunuyor.
  • Sera gazlarının tipine göre dağılımda ise en büyük pay yüzde 79 ile karbondioksite ait. İkinci sırada yüzde 12 ile metan gazı geliyor.

İstatistikler aslında bize geçmiş 30 yıl içerisinde Sera gazı salımının ne kadar ilerlediğini ve aslında sebep olan faktörlerin ise yine insan eliyle meydana geldiğini gösteriyor. Sektörel dağılımı baktığımız zaman ikinci sırada bulunan tarım insan faaliyetleri açısından doğaya faydalı olması gerekirken sarı gazı salımı noktasında ikinci sırada yer almakta. Bu ise bizlere doğayı ne kadar yanlış kullandığımızı ve onun dilinden anlamadığımızı gösteriyor.


Birleşmiş Milletler’in oluşturduğu “Devlet Dışı Kuruluşların Net-Sıfır Emisyon Taahhütlerine İlişkin Üst Düzey Uzman Grubu” şehir ve şirketleri de içine alan geniş bir güvenirlik ölçme grubu olacak. Devlet dışı gruplarda salım azaltım sözlerine ait güvenirliği ölçmek için standartlar oluşturacak grup 16 üyeden oluşacak. Üyeler, iş, finans, enerji, siyaset ve STK’lardan çeşitli akademisyenler ve liderlerden oluşacak olup gruba Kanada’nın eski çevre bakanı Catherine McKenna başkanlık yapacak.
Uzman grubun tavsiyeleri 4 temele dayanacak;

  • Net-sıfır hedefleri belirlemek için mevcut standartlar ve tanımlar,
  • Net-sıfır taahhütlerin amaçlarını, ölçümlerini ve raporlanmasını değerlendirmek için kullanılan güvenilirlik kriterleri,
  • Net-sıfır taahhütlerine ve rapor edilen karbonsuzlaştırma planlarına yönelik ilerlemenin doğrulanması ve hesaplanma süreçleri,
  • Standartları ve kriterleri uluslararası ve ulusal düzeydeki düzenlemelere dönüştürmek için yol haritası.

Türkiye’nin geçen 30 yılda gerçekleştirdiği artışı ciddi bir oran ve bu oranların en kısa zamanda azaltılarak ülkemiz ve insanımız için daha iyi bir yaşam kalitesi ve gelecek nesillere daha yaşanılır bir ülke bırakma çabasına dönüş yapılması gerektiği ortadadır. Bu bağlamda herkes üzerine düşen sorumluluğu yapmaktan çekinmemelidir.

Kaynak;

•Wikipedia

•Dünyahali

Yorum gönder