-5- MALUMUN İLAMI:

Yeşil kapitalizm bizi kurtarmayacak!

TEMEL DEMİRER

Uzun soluklu bu yazımızın son kısmıyla karşınızdayız. Eğer buraya kadar okumayı sürdüydüyseniz hem okumanız hem de çevreye karşı duyarlılığınız için teşekkür ederiz. Toplantılar, emisyon ölçümleri, küresel su sıkıntısı, tasarruf önerileri… Tüketilen temiz içme suyunun sadece %16’sı musluklara gidiyor. Geriye kalan kısmı küresel şirketler veya firmalar tarafından en yalın anlamıyla meta üretmek için kullanılıyor. Ancak yeşil’i korumak isteyenler sorumluluğu son kertede yine ve yeniden halka yüklüyor. Öyleyse bu insanlar doğayı korumak iddiasında yalancılık mı ediyorlar yoksa çözüm başka yerlerde mi?

Georg Wilhelm Friedrich Hegel’in, “İyi bilinen öyle bir şeydir ki, iyi bilindiği için, bilinmez,” saptamasının altını çizerek; kapitalizmin “nimetleri”nden/ “demokrasi”sinden söz edenlere hatırlatalım: “İyi kapitalizm yoktur”!Çünkü “İnsan, doğa sayesinde yaşar, yani doğa onun bedenidir ve ölmek istemiyorsa onunla kesintisiz diyalogu muhafaza etmelidir. İnsanın fiziksel ve ruhsal hayatının doğayla bağıntılı olması, doğanın kendisiyle bağıntılı olduğu anlamına gelir zira insan doğanın bir parçasıdır,” vurgusuyla Karl Marx’ın, “Kapitalizm, doğanın en büyük düşmanıdır. Kapitalizmde insan sevgisi, hayvan sevgisi yoktur. İnsanı mekanik bir böcek gibi görür. Kapitalizm vatan sevgisi, barış istemez. Ahlâk, erdem istemez. Yozlaşmış, çıkarcı, cahil, beynine tecavüz edilmiş uysal köleler ister,” tespitini yaşam sonuna kadar kanıtlamadı mı? Yine “İnsanın kendi doğasına yabancılaşması kapitalist toplumun en temel kötülüğüdür,” gerçeğinin altını çizen Karl Marx, çalışmayı insanların çevreyi ihtiyaçları doğrultusunda dönüştürme çabası olarak görüp; “Kapitalizm, işçinin emeğinin ürününün onlardan alınarak, emek piyasada satıldığı için, işçi yabancılaşır,” vurgusuyla, toplumun iki sınıfa, yani sömüren (burjuvazi) ve sömürülen (proletarya) sınıfa ayrıldığını “Bütün bir toplum; iki büyük düşman kampa, birbiriyle doğrudan doğruya karşı karşıya gelen iki büyük sınıfa, yani burjuvazi ve proletaryaya her geçen gün bölünmektedir,”[64] diye belirtir.

Fotoğraf; Polen Ekoloji

 

Kim ne derse desin ya da inkâra kalkışırsa kalkışsın; sınıfsal ilişkiler toplumun tüm ilişki biçimlerini biçimlendirir. Söz konusu durum, insanın doğa ile kurduğu ilişkiler için de geçerlidir. Kapitalizmin temel, emek sermaye çelişkisi, insanın doğayla kurduğu ilişki biçimlerinde ana unsurdur. Kapitalist sermaye daha fazla zenginlik için üretimi sömürü + kâr üzerine kurar. Bu da doğanın ve emekçinin artı değer sömürüsü üzerinde yükselir. Daha çok üretim, ihtiyaçtan fazla tüketimi devreye sokup, yerküreyi mahveden bir çöplüğe dönüştürür.

Bu tabloda insan(lık) kendine ve doğaya da yabancılaş(tırıl)ır. İnsan(lık) yaşamını geleceksizliğe mahkûm edip, ekolojik dengeyi altüst eder! Herşeyi alınır satılır kılan meta ekonomisi insan(lık)ı ve doğayı tahrip eder. Aşırı kâr hırsı mutlak yoksullaşmaya yol açarken gelir adaletsizliği temel sorunlardan biri hâline geldi. ‘Oxfam’ 62 kişinin gelirinin 3.5 milyar insanın gelirine eşit olduğunu yazdı. Dünyanın en zengin yüzde 1’lik kesiminin serveti, geri kalan yüzde 99’luk kesimin servetinin toplamına eşit. Bu oran 2010’da 388 kişinin geliri dünya nüfusunun en yoksul yüzde 50’sine eşitken 2014’de 80’e düştüğünü ve düşmeye devam ettiğini belirtti.

Sonuç itibarıyla küresel dünyanın en önemli meselesi, zenginle yoksul arasındaki eşitsizliğin hudutsuz ve önlenemez bir biçimde derinleşmesidir. Sınırsızca zenginliğin belli ellerde toplanması, işsizliği ve yoksulluğu en temel toplumsal sorun haline getirdi. Dünyanın tatlı suları, temiz havası, yeşil ağaçları azaldı. Demirle çimentonun bir araya geldiği şehirler betonlaştı. Kapitalizmin dizginlenemez aç gözlülüğü, vahşi piyasa eşliğinde, dünyadaki yaşamı çekilmez kılmakla kalmadı, türlerin hayatlarını sürdürecek doğal ortamı da bozarak onları doğrudan tehdit eder duruma geldi.

Karbon salımı, dünyanın ısınmasına ve birçok hayvan ve bitki türünün yok olmasına neden olurken birçok bitki ve hayvan türünü de yok olmanın eşiğine getirdi. Zira 1970-2010 aralığında karasal türler yüzde 39, tatlı su türleri ortalama yüzde 76, deniz türleri de yüzde 39 azaldı. Hayvan ve bitki türlerindeki azalma insan(lık)ın kendi öznesinden bir şeylerin eksilmesi anlamı da taşır. Çünkü insan, doğa da yaşayan bütün canlıların toplamının özetidir. Sebzenin, meyvenin, suyun havanın vb. bozulması bunların doğal kullanıcısı olan insanı da doğal yaşamdan koparıyor. Kapitalist talana dayalı ekonomilerde kâr uğruna, doğanın tahrip edilmesi, kapitalizmin doğasına mündemiçken; paranın mutlak egemenliğiyle tanımlanan kapitalist cinnet devasa ekolojik soru(n)lara bir çözüm üretilebilir mi?

Elbette “Hayır”! Çünkü kapitalizm çözümleyici olmadığı gibi, sorunun ta kendisidir.

Fotoğraf; İstanbul Çevre Konseyi

İnsan uygarlığının temel sorunu olan ekolojik-politik kriz artık ancak sürdürülebilir eko-sosyalist anlayışla aşılabilir. Çünkü insan(lık)ın, hem kendine yabancılaşmasını (emeğin yabancılaşması) ve hem de yerkürenin kapitalist yabancılaştırılmasını (doğanın yabancılaşması) yeni bir yaşam ve mülkiyetin yeniden tanımlanması gerçeğinden ari ele alabilmek mümkün değilken; azaltılması gereken sadece karbon ayak izi değil; aynı zamanda ekolojik ayak izleridir. Yani dünya çapında özellikle emperyalist kapitalist ülkelerin ekonomik gelişmesi durdurulmalıdır. Aynı zamanda sömürülen yoksul ülkelerde ekonomi geliştirilmelidir. Jonh B. Foster’in, “İnsanî kalkınma, sürdürülemez iktisadi kalkınma değildir; sürdürülebilir insani kalkınma elbette durdurulmamalı ve herkesin yararına geliştirilmelidir,” ifadesindeki üzere.

Sosyalizm de temel sorunun iktisadî kalkınma değil, insanî kalkınma olduğunu ifade eden Ernesto Che Guevara şöyle der:

“Bizim görevimiz, anlaşmazlıklar yüzünden sapıtmış şimdiki kuşağın baştan çıkmasını ya da yeni kuşakları baştan çıkarmasını engellemekten ibarettir. Ne resmi düşünceyi benimsemiş başı eğik ücretliler yaratmalıyız, nede tırnak içindeki bir özgürlükten yararlanarak bütçe elverdiğince yaşayan burslular. (…) Söz konusu olan kaç kilo et yenildiği, bir insanın, bir yılda kaç kez kıyıda gezmeye gidebildiği ya da şimdiki ücretle dışarıdan gelen cicilerden ne kadar alabildiği değildir. Tam olarak söz konusu olan bireyin daha çok iç zenginliği ve daha çok sorumlulukla kendini dopdolu duyumsamasıdır. (…) Bizim durumumuzda, çocuklarımızın, sıradan bir insanın çocuklarının sahip oldukları şeylere sahip olmaları, sahip olmadıkları şeylere sahip olmamaları gerektiğini düşündük. Ve ailemizin bunu anlaması ve bununla savaşması gerekir.”[65]

Verili tabloda “Yerküredeki üretimin dörtte biri insani ihtiyaçlar için, dörtte üçü ise lüks tüketim için yapılmaktadır. İnsanı ve doğayı ağırlıkla tahrip eden de esasen lüks tüketim”ken;[66] Karl Marx’a göre, “Üretici olmayanlar için zenginlik üreten ve bu yüzden bu zenginliği ancak kendisini elde edebilenlerin yararlanacağı biçimlerde üretmek zorunda olan bir toplum için, lüks mallar mutlak bir zorunluluktur… Lüks, doğal zorunluluğun karşıtıdır. Zorunlu ihtiyaçlar bireyin kendisini doğal bir nesneye indirgeyen ihtiyaçlardır. Sanayinin gelişimi eski lüksleri olduğu kadar bu doğal zorunluluğu da askıya alır.”

Sosyalist üretimin amacı “Toplumsal bir varlık olarak insanın tüm potansiyellerinin geliştirilmesi, olabilecek bütün ihtiyaçları karşılayabilecek bir üretimin sağlanması en üst derecede kültüre kavuşması için pek çok hazzı tatması gereken bu varlığın en tam ve en evrensel toplumsal ürün olarak üretimi”dir.

Onun için sosyalizmi, “insanla doğanın birlikteliği” olarak tarif eden Friedrich Engels’in uyarısını bir kere daha anımsamalı/ anımsatmalıyız… Yalana inat “Bir alternatif var. İklim seferberliğinin iklim değişikliği bilgisinden veya deneyiminden ortaya çıkmasını beklemek yerine, iklim eylemini işçi sınıfının gündelik maddi gerçekleri etrafında yönlendirmeliyiz. Böyle bir yaklaşım, iklim hareketinin henüz sahip olmadığı bir şeyi inşa edebilir: Fosil yakıt üreten sermayeye karşı koyma gücüne sahip çoğunlukçu bir siyasi koalisyon.

Giderek daha fazla insan iklim krizleri yaşarken, çoğu çalışan için hayatta kalmanın önündeki en büyük engel; gıda, elektrik, kira ve sağlık hizmetleri gibi temel gereksinimleri karşılamak için verilen günlük mücadeledir. Kapitalizm, maddi güvenlik ve insan onurunu koruyacak en temel ihtiyaçları sağlamaktan uzak olduğu için günümüzün büyük bir felaketidir. Ve bu maddi ihtiyaçlar, iklim krizinden “dikkat dağıtan şeyler” gibi de değil. Gıda, konut, enerji ve ulaşım, karbondan arındırmamız gereken kilit sektörler. Bir işçi sınıfı stratejisi, metadan arındırılmış mallara erişimi garanti ederek tam tersini yapacaktır,”[67] diyen Matt Huber’in haklı saptamasına ekliyor Paris Marx:

“Dünyanın en zengin yüzde 1’lik kesimi, gezegenin güney kutbundaki emisyonların iki katına çıkmasından sorumlu. İklim için yönetici sınıfıyla da mücadele etmeliyiz. Sınıf savaşı olmadan iklim krizini asla durduramayız…

Ya kapitalizme ve onun kazananlarına karşı koyacağız, ya da kontrolden çıkan iklim krizini durduramayacak, bunun ortaya çıkaracağı iklim mültecilerine yardım edemeyecek ve eko-faşist “aşırı nüfus” söylemlerinin önüne geçemeyeceğiz. Rosa Luxemburg’un söylediği gibi; seçimimiz sosyalizm ve barbarlık arasındadır. Yeşil kapitalizm bizi kurtarmayacak”![68]

Hâl de, çözüm de bu(dur)!

N O T L A R

[1] Siyasal Ekoloji, Fikret Başkaya, Nejla Kurul, Sibel Özbudun, Mustafa Durmuş, Gaye Yılmaz, Beyza Üstün, Temel Demirer, Serap Çakalır, Talât Ulusoy, Emet Değirmenci, M. Ender Öndeş, Aykut Çoban, Ali Çakıroğlu, Cemil Aksu, Hazırlayan: Hakan Yurdanur, İmge Yay., 2022…

[2] Edip Cansever.

[3] Bkz: Sibel Özbudun-Temel Demirer, “Kapitalizmin ‘Son’ Ürünü=Ekolojik Yıkım”, Newroz, Mart 2021… ; Temel Demirer, “Kapitalizmin ‘Çevre’si ya da Ekolojik Kâbus!”, Kaldıraç, No:178, Mayıs 2016… ; Sibel Özbudun, Temel Demirer, “Kapitalizm ‘Yeşil’in de, Yaşamın da Düşmanıdır”, Yeni e, No:57, Temmuz 2021… ; Temel Demirer, “Somut Verilerle Kapitalizmin Ekolojik Soru(n)ları: “Kirlilik + Kent + (Küresel) Isınma + Su(suzluk) + Nükleer = Türkiye + Yerkürenin Hâli”, 12 Ocak 2008 tarihinde Özgür Üniversite’de (Ankara) konferans metni… https://temeldemirer.wordpress.com/2012/04/10/somut-verilerle-kapitalizmin-ekolojik-sorunlari-kuresel-isinma-susuzluk-kirlilik-nukleer-kent-turkiye-yerkurenin-hali/ ; Temel Demirer, “Ekolojik Sorun(lar) ve Çözüm(ler)”, Kaldıraç, No:168, Haziran 2015… ; Temel Demirer, “Ekoloji, Başkaldırı ve Ötesi”, Munzur’da Doğa ve Yaşam, Munzur Çevre Derneği Yayın Organı, Festival Özel Sayısı, Temmuz 2013… ; Sibel Özbudun-Temel Demirer, “Fikret (Başkaya) Hocaya Kulak Verin”, Kaldıraç, No: 236, Mart 2021… ; Temel Demirer, “Kapitalizm, Ekolojik Yıkım ve Marksizm”, Newroz, Eylül 2018… ; Temel Demirer, “AKP’nin -Kapitalizm Patentli- Çevre Pratiği”, 3-5 Ağaç Ekolojik Fanzin, Yıl:1, No:5, Ağustos-Eylül 2016… ; Temel Demirer, “Isınmanın Ötesinde -Yanıyor!- Yerküre”, Newroz, Ekim 2018… ; Temel Demirer, “… ‘Su’ Deyip, Geçmeyin!”, Su Hayattır Satılamaz, Derleyen: Yenikapı Tiyatrosu, Ceylan Yay., 2013, içinde… ; Temel Demirer, “Kapitalizm Kirlidir, Kirletir!”, Kaldıraç, No:194, Eylül 2017… ; Temel Demirer, “Kapitalist Kent(leşmemiz)in Hâl-i Pür Melali”, Newroz, Mart 2018… ; Sibel Özbudun-Temel Demirer, “Kent(in) ve Kanal(ın) Soru(n)ları”, Kaldıraç, No:237, Nisan 2021…

[4] Paul Lafargue, Tembellik Hakkı, çev: Hasan İlhan, Alter Yay., 2009.

[5] Theodor W. Adorno, Negatif Diyalektik, çev: Şeyda Öztürk, Metis Yay., 2016

[6] Max Horkheimer, Akıl Tutulması, çev: Orhan Koçak, Metis Yay., 1986.

[7] Tarık Şengül, “Büyük Yok Oluş!”, Birgün, 7 Ağustos 2021, s.6.

[8] Jacques Attali, Demain, Qui Gouvernera Le Monde, Fayard, 2011.

[9] “Gençler Gelecek İçin Umutsuz”, Birgün, 15 Eylül 2021, s.2.

[10] Peter Forbes, “… ‘Yeni Normal’e Değil, Yok Oluş Çağına Giriyoruz”, 7 Kasım 2018… ttps://www.gazeteduvar.com.tr/bilim/2018/11/07/yeni-normale-degil-yeni-buzul-cagina-giriyoruz

[11] Ergin Yıldızoğlu, “… ‘Fermi Paradoks’ ve İklim Krizi”, Cumhuriyet, 28 Ekim 2021, s.9.

[12] “BM Raporu: Küresel Isınma Felakete Doğru İlerliyor”, 1 Eylül 2021… https://www.avrupademokrat.com/bm-raporu-kuresel-isinma-felakete-dogru-ilerliyor/

[13] Gözde Bedeloğlu, “Yeni Gerçeğimiz: Göç ve Kıtlık”, Birgün, 15 Ağustos 2021, s.2.

[14] Michel Serres, Doğayla Sözleşme, çev: Turhan Ilgaz, Yapı Kredi Yay., 1994.

[15] Friedrich Engels, Doğanın Diyalektiği, çev: Arif Gelen, Sol Yay., 1970.

[16] Murat Belge, “Sosyalizm ve Ekoloji”, 23 Ağustos 2021… https://birikimdergisi.com/haftalik/10701/sosyalizm-ve-ekoloji

[17] Fyodor Dostoyevski, Yeraltından Notlar, çev: Mehmet Özgül, İletişim Yay., 2014

[18] Henri Lefebvre, Mekânın Üretimi, çev: Işık Ergüden, Sel Yay., 2014, s.97.

[19] Saint-Just, Fransız Anayasası Üzerine, Konvansiyon’da Verilen Söylev, 24 Nisan 1793, Eric J. Hobsbawm, Devrim Çağı 1789-1848, çev: Bahadır Sina Şener, Dost Kitabevi, 2000, s.79.

[20] “Kapitalist tarımdaki her gelişme, yalnız emekçiyi soyma sanatında değil, toprağı soyma sanatında da bir ilerlemedir; belli bir zaman için toprağın verimliliğinin artmasındaki her ilerleme, aynı zamanda, bu sonsuz verimlilik kaynağının mahvedilmesine doğru bir ilerlemedir.” (Karl Marx, Kapital, Cilt:1, çev: Alaattin Bilgi, Sol Yay., 1997, s.480-482.)

[21] Ergin Yıldızoğlu, “Felaketin Merkezinde”, Cumhuriyet, 4 Kasım 2021, s.9.

[22] “216 Milyon İnsana Göç Yolları!”, Yeni Yaşam, 20 Eylül 2021, s.16.

[23] Hazal Ocak, “Yok Ediliyoruz”, Cumhuriyet, 5 Haziran 2021, s.7.

[24] “Ekosistemde Felaket Tablosu: Yalnızca Yüzde 3 Kaldı”, Birgün, 16 Nisan 2021, s.4.

[25] İklim krizi büyüyüp, ormanlar giderek azalıyorken; sadece 2004-2020 yılları arasında ormanlarda verilen izinlerin neden olduğu karbon emisyonları ise 71 milyon ton hesaplanmıştır. İklim değişikliğiyle mücadele için ormanlar ve doğayı tahrip eden uygulamalardan vazgeçilmesi gerekmektedir. (Doğanay Tolunay, “İklim Krizi Büyürken Ormanlar Giderek Azalıyor”, Birgün, 6 Kasım 2021, s.10.)

[26] Özgür Gürbüz, “Varsayalım İklim Krizi Yok”, Birgün Pazar, Yıl:18, No:752, 8 Ağustos 2021, s.4-5.

[27] “Bu Afetler Artık ‘Doğal’ Değil”, Cumhuriyet, 3 Eylül 2021, s.16.

[28] Orhan Ayber, “İklim Değişikliği ve Küresel Kuraklık ile İlgili Türkiye Gerçekleri”, Cumhuriyet, 21 Temmuz 2021, s.2.

[29] “40 Yaş Altına Uyarı: Felaketlerle Dolu Bir Yaşama Hazır Olun”, 28 Eylül 2021… https://www.avrupademokrat.com/40-yas-altina-uyari-felaketlerle-dolu-bir-yasama-hazir-olun/

[30]  “Gençler Gelecek İçin Umutsuz”, Birgün, 15 Eylül 2021, s.2.

[31] “Ekolojik Kriz Büyüyor, Susuzluk Kapıda!”, Yeni Yaşam, 12 Şubat 2019, s.12.

[32] Yusuf Gürsucu, “Paris İklim Anlaşması TBMM’de, Peki Ya Sonra?”, Yeni Yaşam, 2 Ekim 2021, s.16.

[33] Özlem Yüzak, “Uyum Sağla ya da Öl”, Cumhuriyet, 3 Ağustos 2021, s.16.

[34] Çağrı Mert Bakırcı, “Küresel Isıtma Yangınları Nasıl Etkiliyor?”, Birgün, 8 Ağustos 2021, s.14.

[35] “Pakistan’da İklim Krizi Etkisi: 2050’ye Kadar Su Kalmayacak”, 17 Ekim2021… https://www.avrupademokrat.com/pakistanda-iklim-krizi-etkisi-2050ye-kadar-su-kalmayacak

[36] “20 Yılda Akdeniz’de Deniz Seviyesi 6 Santimetre Yükseldi”, 25 Ağustos 2021… https://www.avrupademokrat.com/20-yilda-akdenizde-deniz-seviyesi-6-santimetre-yukseldi

[37] “Akdeniz’deki Deniz Suyu Dünya Ortalamasından Yüzde 20 Daha Hızlı Isınıyor”, 11 Haziran 2021… https://sonhaber.ch/akdenizdeki-deniz-suyu-dunya-ortalamasindan-yuzde-20-daha-hizli-isiniyor/

[38] “Kıyamete Doğru”, Cumhuriyet, 10 Ağustos 2021, s.16.

[39] “Grönland’ın Hızla Eriyen Buz Tabakası Dünya Çapında Sel Risklerini Artırıyor”, 24 Kasım 2021… https://www.avrupademokrat.com/gronlandin-hizla-eriyen-buz-tabakasi-dunya-capinda-sel-risklerini-artiriyor/

[40] Orhan Bursalı, “Türkiye Karnıyarık Şeklinde Kuzey-Güney Diye Bölündü”, Cumhuriyet, 12 Ağustos 2021, s.6.

[41] “Tsunamiler 10 Yıl İçinde Dünya Nüfusunun Yüzde 50’sini Tehdit Edecek”, 4 Kasım 2021… https://www.avrupademokrat.com/tsunamiler-10-yil-icinde-dunya-nufusunun-yuzde-50sini-tehdit-edecek

[42] “Avrupa’daki Aşırı Yağışlar 2100’e Kadar 14 Kat Artacak”, 27 Temmuz 2021… https://www.avrupademokrat.com/avrupadaki-asiri-yagislar-2100e-kadar-14-kat-artacak/

[43] “… Dünya Ağaçlarının Durumu’ Raporu: Her Üç Ağaç Türünden Biri Yok Olabilir”, 2 Eylül 2021… https://www.gazetepatika15.com/dunya-agaclarinin-durumu-raporu-her-uc-agac-turunden-biri-yok-olabilir-96857.html

[44] İlhami Kiziroğlu, “Küresel Çevre Sorunları ve Flamingolar”, Cumhuriyet, 18 Temmuz 2021, s.2.

[45] “Kendimizi Yok Ediyoruz”, Cumhuriyet, 10 Eylül 2021, s.16.

[46] “Orman Yangını Ekolojik Felaket”, Birgün, 1 Ağustos 2021, s.5.

[47] Türkiye’nin enerji politikalarının başında kömüre dayalı enerji geliyor. Ülke genelinde sağlıktan çevreye birçok zararı bulunan bu santralların sayısı 34’ü buldu. Yapılması planlanan kömürlü termik santral sayısı ise 24. (Hazal Ocak, “Dört Tarafı Kömür”, Cumhuriyet, 12 Mart 2021, s.16.)

[48] Erdoğan Süzer, “Üretim Azalacak, Gıda Fiyatları Artacak”, Sözcü, 16 Ağustos 2021, s.7.

[49] Bayazıt İlhan, “İklim Konferansı Sona Ererken”, Birgün, 12 Kasım 2021, s.6.

[50] “Sera Gazı Salımı Rekor Seviyede”, Birgün, 29 Ağustos 2021, s.10.

[51] İpek Özbey, “Ömer Marda: Dünya Frene Basmak Zorunda, Hemen!”, Cumhuriyet, 9 Ağustos 2021, s.9.

[52] “25 Şehir Dünyayı Adeta Yok Ediyor”, Birgün, 19 Temmuz 2021, s.16.

[53] Jeremy Corbyn, “İklim Krizi de Bir Sınıf Sorunudur”, Birgün, 18 Ağustos 2021, s.4.

[54] “Glasgow’a Giderken Umutsuzluk Sürüyor!”, Yeni Yaşam, 26 Ekim 2021, s.16

[55]  “İklim Zirvesinden Geriye Kaygı Kaldı”, Evrensel, 15 Kasım 2021, s.12.

[56] “İklim Anlaşması Krizi Önlemiyor”, Birgün, 15 Kasım 2021, s.5.

[57] Ergin Yıldızoğlu, “İklim Krizi, Adalet ve Emperyalizm”, Cumhuriyet, 1 Kasım 2021, s.8.

[58] Ergin Yıldızoğlu, “COP 26 Bitti! Yola Devam”, Cumhuriyet, 15 Kasım 2021, s.11.

[59] John Vidal, “Glasgow Zirvesi Yüzüstü Bıraktı”, Birgün, 15 Kasım 2021, s.10.

[60] Zülal Kalkandelen, “Glasgow’da Kostümlü Şov”, Cumhuriyet, 3 Kasım 2021, s.8.

[61] Ergin Yıldızoğlu, “Morbid, Semptomların En Yıkıcısı”, Cumhuriyet, 25 Ekim 2021, s.11.

[62] Dünyada 60 ülkenin iklim karnesi açıklandı. İklim endeksinde Türkiye 60 ülke arasında 42’nci gelirken yenilenebilir enerjilerde “yüksek”, enerji tüketimi ve iklim politikalarında ise “çok düşük” not aldı! (“Türkiye İklim Performansında 42’nci Sırada”, 10 Kasım 2021… https://www.avrupademokrat.com/turkiye-iklim-performansinda-42nci-sirada/) Prof. Dr. Nesrin Algan, “Öncelik iklim değil ticaret… Türkiye, Yeşil Mutabakat’la başlayan ticaret ortamına uyum için adım atmak zorunda kaldı” dedi. (Fevzi Özlüer, “Öncelik İklim Değil Ticaret”, Birgün, 31 Ekim 2021, s.11.)

[63] Doğanay Tolunay, “İklim Krizi Büyürken Ormanlar Giderek Azalıyor”, Birgün, 6 Kasım 2021, s.10.

[64] Karl Marx-Friedrich Engels, Komünist Manifesto ve Komünizmin İlkeleri, çev: Muzaffer Erdost, Sol Yay., 1976.

[65] Che Guevara, Küba’da Sosyalizm ve İnsan, çev: Can Yücel, Payel Yay., 1967.

[66] Pertev Aksakal, “Kapitalizmin Sınırları ve Sürdürülebilir Toplumsal Yaşam”… https://yesilsolparti.org/pertev-aksakal-kapitalizmin-sinirlari-surdurulebilir-toplumsal-yasam/

[67] Matt Huber, “İklim Krizi Gezegeni Yok Edecek”, Birgün, 1 Ağustos 2021, s.5.

[68] Paris Marx, “Sınıf Savaşı Olmadan İklim Krizini Asla Durduramayız”, Birgün, 25 Haziran 2021, s.14.

Yorum gönder