Dil Serüveni ve İşaret Dili

Dilin, tarih içerisindeki serüveni incelendiğinde dillerin doğuşuna yönelik geliştirilen söz konusu kuramların, dilin kaynağını farklı etmenleri kıstas alarak ilişkilendirdiğini bilmekteyiz. Dilin evrimi, bu açıdan tarih boyunca insanlığın zihnini meşgul eden bir tartışma konusu olmaktayken ilgili alanyazınlarının kapsamında dillerin kökenini, işaretlerde arayarak serüvenin başlangıç noktasını jest ve mimikler üzerinden oluşturan düşünce, tarih içerisinde açıkça dile getirilememekle beraber beden dilinin, insanın evriminde konuşmanın öncülü bir iletişim tarzı olduğuna yönelik bir fikrin varlığına işaret eder. 

Fotoğraf:Geçmişten Günümüze Türk İşaret Dili, Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın

Dili, bir sistem olarak gören çağımızın dilbilimsel çalışmaları; dilin oluşumu, kökeni ve tarihi gelişimine yönelik yürüttüğü tarihsel dilbilim yöntemleri ve yeniden kurma çalışmalarıyla, dillerin en eski tarihi dönemlerine ilişkin varsayımsal biçimlerine ulaşmanın olasılığını mümkün kılarken yalnızca el, yüz, baş ve vücut hareketlerini içeren, en eski biçimleri çizim, şekil veya yazı ile belirlenememiş olan işaret dillerinin, kayıt altına alınamaması sebebiyle tarihi hakkında çok az bilinen doğal diller olduğu bilinmektedir. Bir açıdan, dilin tarihi serüveninin bir parçası olmakla beraber, dil tarih araştırmacıları kadar şanslı olmayan işaret dili tarihi araştırmacıları, kısıtlı kaynaklarının söz gelimi, yazının varlığından sonra ki süreç sebebiyle son derece yetersiz kalınan bir sürece eşlik ettikleri görülmektedir.  Ancak bir bakıma, işaret dillerinin irdelenmesi diller tarihinin de bir yandan araştırılmasına neden olacağı için tarih boyunca kesişen dil ağını oluşturur. Bu sebepledir ki, diller tarihi kapsamında sadece konuşma dilleri üzerine gerçekleştirilen araştırmaların, doğal dil kapasitesinin yeterli düzeye erişememesine neden olabilecek bir durum olduğu bilinmektedir. İletişim yolları bakımından herhangi bir benzerliğin söz konusu olmamasına rağmen dilin ortaya çıkışı, dilin edinimi veya etkileşimi ya da gramer, söz dizimi gibi oldukça karmaşık ve zengin yapılara sahip olan işaret dilleri, sanılanın aksine sadece jest ve pandomimlerden oluşmamaktadır. Öyle ki işaret dillerine yönelik yürütülen çalışmalar, insana özgü iletişim biçimlerinden olan dillerin anlaşılabilmesi adına yeni ve özgün bilgilerin literatüre olan aktarımlarını gerçekleştirmeye başlamıştır.

Kompleks bir dil sistemi, her bir bireyin sahip olduğu potansiyel dili üzerinden oluşan bir topluluğu içerir. Konuşulan dillerde olduğu gibi karmaşık bir dil sistemi, birden fazla bireyin tercih edilen dilin kullanıldığı bir topluluğun parçası olarak bulunması üzerinden oluşur.  Bu açıdan, işaret dillerinin oluşumu için gerekli olan topluluğun, bugünün Sağır Kültürü adı altında toplanarak kendi ana dilleri olan işaret dilini, kendilerini ifade etmek için kullanan ve işaret dilini sosyokültürel aidiyetinin temeline oturtan bireylerin oluşturduğu bir sağır Topluluğu olduğu bilinmektedir. Sağırlığı, bir engel ya da hastalık olarak görmeyen Sağır Topluluğu, işaret dilinin konuşulan dillerin tüm sosyal ve zihinsel işlevlerini karşıladığını söylemektedir. Tüm işaret dilleri, Sağır insan topluluklarının bulunduğu her alanda kendiliğinden oluşarak görsel-jest yolunun kullanıldığı doğal dillerden biridir. Bu açıdan, işaret dillerinin diğer dillerden ayrıldığı nokta; konuşulan diller değil, işaretlenen diller olmalarıdır. Çeşitli nedenlerle sonradan yaşanılan işitme kaybı, yaşanılan kaybın derecesine göre işitme engellilerin konuşma dillerindeki hâkimiyetlerinde değişkenlik gösterebilmektedir. Söz konusu, yitirilen işitme derecesine göre kohlear implant ya da işitme cihazı takılarak işitmeleri sağlanan bireyler arasından geç tanılanan ya da geç cihazlanan ve konuşma gelişimini kazanamayan işitme kayıplı bireyler iletişimde işaret dilini kullanmaktadır. Dolayısıyla, işaret dilini öncelikli iletişim dili olarak benimseyen ve ayrıca kendilerini Sağır Toplumuna ait hisseden bireyler için “sağır” kavramı kullanılmaktadır.

İlk Fotoğraf:Geçmişten Günümüze Türk İşaret Dili, Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın

Yorum gönder