EKOFEMİNİZM: FARKLI YAKLAŞIMLAR
MELİSA KURDAŞ
LİBERAL EKOFEMİNİZM
İnsan ve doğa arasındaki ilişkilerin reformcu görüşlerle düzeltilebileceğini vurgulayan ekofeminizm
türüdür. Liberaller doğadan değil çevreden söz ederlerken var olan çevre sorunlarının gelişmeye bağlı
olarak ortaya çıktığını ileri sürer. Nükleer enerji santrali kazalarından radyoaktivite ortaya çıktığı,
zehirli kimyasal maddeler ve tehlikeli atıkların insan tehdit etmesiyle bundan ilk etkilenenlerin
kadınlar olduğu görüşüne varmışlardır (Tamkoç, 1996: 79-80).
Liberal ekofeministlere göre çevre sorunlarının sebebi; doğal kaynakların, kimyasal ilaçların ve diğer
kirleticilerin yanlış kullanımıdır. Merchant; liberal ekofeminist yaklaşımda, kadınlara erkeklerle eşit
eğitim hakkı verildiğinde; kadınların da erkekler gibi çevrenin iyileştirilmesi, doğal kaynakların
korunması ve insan hayatının daha yüksek kalitesi yönünde katkı sağlayacaklarından bahsetmektedir.
KÜLTÜREL EKOFEMİNİZM
Kültürel ekofeminist kuramcılara göre aile ilişkileri, eril bakış açısından düzenlenmiştir. Kültürel
ekofeminist kuramcılarının çoğu toplumsal cinsiyet kimliği oluşumunun, biyolojik farklılıklardan
ziyade toplumdan kaynaklandığını söylemektedir. Bu yüzden aslında kadınların kişiselmiş gibi
gözüken sorunlarının ardında politik sorunlar olduğunu ortaya koymaktadır. Kadınlar toplumsal olarak
oynamak zorunda bırakıldıkları roller sebebiyle, doğayla yakın ilişki içindedirler, bu da onları egemen
güçlere karşı koymaya zorlamaktadır (Tamkoç, 1996: 81).
Chipko hareketi kültürel ekofeministlerce kadın ve doğa birlikteliğinin güzel bir örneği olarak
sunulmaktadır.
Miles’e göre; kültürel ekofeministler, kadın ve doğa benzerliğinin kadınlara doğa hakkında daha
duyarlı olma fırsatı sunduğunu savunmaktadırlar. Ayrıca bu duyarlılığın sonucunda, insanların bir
arada yaşaması gereken doğal dünyayla daha doğrudan bir bağlantı kurduğu sürece toplum tarafından
ödüllendirilmesi gerektiğini öne sürmektedirler.
TOPLUMSAL (SOSYAL) EKOFEMİNİZM
Murray Bookchin’in toplumsal ekoloji anlayışı üzerine oturtulmuş, toplumun yeniden yapılanması
gerektiğini söyleyen bunun içinde de merkezi yönetimler yerine yerel yönetimlerin iş başında olması
gerektiğini vurgulayan bir ekofeminizm türüdür (Tamkoç, 1996: 82).
Toplumsal ekoloji, bir yandan toplum ve doğa arasındaki farklılıkları, diğer yandan da toplum ve
doğanın ne kadar iç içe geçtiğini, doğanın nasıl aşama aşama toplumun içine sızdığını araştırır.
Toplumun nasıl doğanın içinden çıkıp geliştiğini göstermeye aynı zamanda toplumun geçirdiği
farklılaşma ve gelişmeyi de gösterir. İnsan yalnızca doğaya zarar veren değil, aynı zamanda büyük
çabalarıyla doğayı zenginleştiren bir canlı olduğu düşünüldüğünde, insanlığın geniş bir kesiminin
doğayı sömüren asalaklara dönüştüren etmenleri ortaya çıkarmak toplumsal ekolojinin en önemli
görevidir.
Toplumsal ekolojistler, insanın insan üzerinde kurduğu tahakkümü, insanın doğa üzerinde kurduğu
tahakküme taşımışlardır. Dolayısıyla, şiddet gören kadını da, sömürülen işçiyi de, kirletilen doğaya da
aynı şekilde yaklaşmışlardır.
Bookchin çalışmalarında, insanlar arası hiyerarşinin ekolojik felaketle ilişkisinde toplumsal yapılarak
yönelik eleştiri de bulunmaktadır. Toplumsal ekofeministler, kapitalizmin derinleştirdiği hiyerarşiyi
yok etmeyi amaçlamakta ve devlet kurumları ile piyasa ekonomisine karşı çıkmaktadırlar. Toplumsal
ekofeministler, yerel yönetimlerin toplumun yeniden yapılanması için gerekliliğini
vurgulamaktadırlar.
SOSYALİST EKOFEMİNİZM
Sosyalist ekofeministler; kapitalist üretim ilişkilerin dönüştürülmesini isteyen sosyalizm içerisinden
yola çıkmakta, kadın-erkek eşitliğinin yanında ekolojik bir toplum özlemini
dillendirmektedirler. Amaç, seksist olmayan ve hiyerarşiden uzak bir toplum hayalini
gerçekleştirmektir.
Sosyalist ekofeministler, nüfus artışının ekolojik açıdan sürdürülebilir bir gelişme ile uyumlu
olacağına inanmaktadırlar. Böyle bir kalkınmada da, kadınla erkeğin iş olanaklarının ve ücretlerinin
eşit, gündüz bakımevi, sağlık hizmetleri ve sosyal güvenlik sisteminin de yeterli olması, kadınların
sağlıklı doğum kontrol hizmetlerine kolayca ulaşmalarını hedeflemektedir (Tamkoç, 1996: 82).
Sosyalist ekofeminizm düşüncesinin başta gelen temsilcilerinden biri olan Mary Mellor 1993 yılında
yazdığı “Sınırları Yıkmak: Feminist Yeşil Bir Sosyalizme Doğru adlı kitabında, feminizm, ekoloji ve
sosyalizmi bir araya getiren bir yaklaşımla feminist, ekolojik ve sosyalist ilkelere dayanan uluslararası
bir hareketin gerekliliği üzerinde durmaktadır (Mellor, 1993).
MARKSİST EKOFEMİNİZM
Marksist ekofeminizm, doğayı tüm yaşamın maddi temeli olarak ele almaktadır. Doğa, insan kullanımı
için bilim ve teknoloji tarafından kontrol altına alınarak dönüştürülmüştür. Marksist ekofeminizm,
doğal kaynakların kapitalizm tarafından kontrolünü, malların ve kazançların kullanılmasını konu
edinmekte ve eleştirmektedir. Marksist ekofeminist ideolojiye göre; doğal kaynakların bütün kadın ve
erkekler için eşit bir biçimde kullanılması, doğal kaynakların işçiler tarafından kontrol edilmesi,
gereğinden ve ihtiyaçtan fazla üretimin yapılmaması ancak sosyalist toplum aracılığıyla mümkün
olabilir. Bu durum aynı zamanda kadın ve erkek arasındaki toplumsal eşitliği de sağlamaktadır
(Merchant, 1992).
AZ GELİŞMİŞ ÜLKELERDE EKOFEMİNİZM ÇALIŞMALARI
III.Dünyada Ekofeminist çalışmalar, bu ülkelerde yaşayan kadınların Batıdaki hem cinslerinden farklı
maddi şartlara sahip olmalarının kadın-doğa ilişkisi üzerindeki etkilerini incelemeye yönelmiştir.
Ayrıca sömürgecilik ve kalkınma projelerinin kadın-doğa ilişkileri açısından bu ülkelerdeki sonuçları
üzerinde durulmuştur.
III.Dünya’da Ekofeminist çalışmaların yoğunlukla kırsal alandaki kadın-doğa ilişkisini konu alması,
nüfusun büyük çoğunluğunun kentlere göç ettiği gelişmekte olan ülkelerde kadınların kentsel
alanlarda doğa ile olan konumlarındaki değişimi göz ardı etmektedir. Ayrıca kadın ve doğanın
buluştuğu ve ilişkiye girdiği çoklu ortamların çözümlenmesinin bağlamsal olması gerektiği düşüncesi
olumlu olmakla birlikte, aşırı göreceliliğe yol açma ve bütüncül stratejiler geliştirilmesini imkansız
hale getirme gibi bir tehlikeyi de beraberinde taşımaktadır.
Türkiye’deki kadın çalışmalarının ekofeminizm açısından zayıf kaldığı görülmektedir. Bu zayıflığın
en büyük etkilerinden biri ülkelerin gelişmişlik düzeyinde aranmalıdır: Kadın-doğa ilişkisi gelişmiş
ülkelerde ideolojik olarak irdelenirken gelişmekte olan ülkelerde kadınların ve diğer grupların maddi
olarak var olma mücadelesine dönüşmüştür.
EKOFEMİNİZME GETİRİLEN ELEŞTİRİLER
Gelişmiş ülkelerdeki ekofeminizmin beş noktada eleştirildiği söylenmektedir.
“A) Kadınları tek bir kategori olarak konumlandırır, kadınlar arasında sınıf, ırk, etnik köken ve bunun
gibi farklılıkları görmez. Böylece kadınların konumlarının çözümlenmesinde etkili olan toplumsal
cinsiyet dışındaki diğer tahakküm formlarını göz ardı eder.
B) Kadınların ve doğanın tahakküm altına alınmasını yalnızca ideolojide konumlandırır. Böylece bu
tahakkümün bağlantılı olduğu ekonomik avantaj ve politik güç gibi maddi kaynakları ihmal eder.
C) İdeolojik yapılanma alanındaysa bu yapılanmanın üretildiği ve dönüştürüldüğü toplumsal,
ekonomik ve politik yapılar hakkında çok az şey söyler. Toplumsal cinsiyet, sınıf ve bunun gibi
yapılar üzerinde kendi çıkarları doğrultusunda ideolojik değişimler oluşturabilen ve bu değişimleri
sabitleyebilen baskı gruplarının kullandıkları araçlar konusuna değinmez.
D) Ekofeminist bakış açısı, kadınların doğayla olan maddi ilişkilerini, kendilerinin ve karşıt konumda
olan diğerlerinin bu ilişkiyi, nasıl düşündüklerini dikkate almaz.
E) Ekofeminizm kadın-doğa bağlantısını bir çeşit özcülüğü bağlar. Diğer bir deyişle, kadın-doğa
bağlantısını değiştirilemez ve değişmez bir dişi öz anlayışı olarak görür. Bu çeşit bir formülasyon
doğa, kültür, toplumsal cinsiyet gibi kavramların tarihsel ve toplumsal olarak yapılandırılması, farklı
kültürler ve zamanlarda farklılık göstermesiyle ilgili geniş bulgular karşısında anlamını yitirir” ”
(Çetin, 2011: 89)
Kaynaklar:
Taş, G. (2016). FEMİNİZM ÜZERİNE GENEL BİR DEĞERLENDİRME: KAVRAMSAL
ANALİZİ, TARİHSEL SÜREÇLERİ VE DÖNÜŞÜMLERİ . Akademik Hassasiyetler , 3 (5) , 0-0
Çetin, O. (2005). Ekofeminizm: Kadın Doğa İlişkisi ve Ataerkillik . Sosyoekonomi , 1(1)
Özdemir, H. & Aydemir, D. (2019). Ekolojik Yaklaşımlı Feminizm/Ekofeminizm Üzerine Genel bir
Değerlendirme: Kavramsal Analizi, Tarihi Süreci ve Türleri . Akdeniz Kadın Çalışmaları ve
Toplumsal Cinsiyet Dergisi , 2 (2) , 261-278
Topgül, S. (2012). KADIN VE DOĞA İLİŞKİSİ: EKOFEMİNİZM . Sosyoloji Dergisi , (27) , 71-83
Çevre Sosyolojisi: Yaklaşımlar: Ekofeminizm, Ankara Üniversitesi Açık Ders
Bozkurt, Ç(2021), Ekofeminizm ve Chipko Hareketi, Sisters La

Yorum gönder