ENGEL NEDİR?
Öncelikle Dünya Engelliler Günü, Birleşmiş Milletler tarafından farkındalık oluşturmak amacıyla 1992 yılından bu yana 3 Aralık tarihinde kutlanan uluslararası gündür.
ENGEL NEDİR?
Sözlükte, bir işin gerçekleşmesini önleyen neden, bir işi yapılamaz duruma sokan şey olarak geçmektedir.
Engelli birey ise,
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından, “kişiden ya da bir bütün olarak vücuttan beklenilen davranışlar, yetenekler ve görevler olarak ifade edilen normal aktivitelerin yerine getirilmesindeki eksiklik ya da sınırlılık” olarak tanımlamaktadır. (WHO, 1980, s. 28).
Engel grupları ise,
- Bedensel
- Görme
- İşitme
- Konuşma ve dil bozuklukları
- Zihinsel bozukluklar
- Bilişsel bozukluklar olarak sıralanabilir.
Toplumun bir parçası, olduğumuz veya olabileceğimiz, ihtimalini taşıdığımız engellilik durumu günlük yaşantıda pek çok zorluklarla karşılaşırken aynı zamanda olumsuz kültürel düşünceler ile de zorluklar yaşatabilmektedir.
Aslında engellilik kültürel bir tanımlamadır.
Doğuştan ya da sonradan edinilmiş engellerin sosyal ve kültürel anlamı, hem bireyin kendisinin hem de toplumun engellilik durumuna yönelik tepkileri ile şekillenmektedir.
Bireyin fiziksel veya zihinsel özelliği, aslında içinde yaşadığı toplumun bir parçası olmasının elbette engelleyicisi değildir ancak engelli bireylerin, engeline yüklenen anlamlardan etiketlenerek hareketlerinin engellenmesine ve toplumun dışında hissetmesine neden olmaktadır.
Sutherland (1981), engelliliğin yalnızca insanların küçük bir azınlığının fiziksel durumu olmadığının hatırlanması gerektiğini belirtmiş ve engelliliği, insanlığın normal bir durumu olarak algılanması gerektiğini vurgulamıştır.
Bu sözle yola çıkarak engelliliğin büyük bir kitleyi etkilediğini ve etkileyebileceğinin bir kere daha üstünü çizmek ve toplumun normal bir durumu olarak algılanması gerektiğini bilmek gerekmektedir.
Olumsuz kültürel düşüncelerinin yarattığı bir diğer etki, toplumda “hayatta kalabilmemizi” sağlayan temel ihtiyaçlarımızın karşılanmasına dair yaşanan problemlerdir. Bu nedenle toplumsal bütünleşme açısından tüm bireylerin göz ardı edilmeden temel ihtiyaç ve beklentilerinin karşılanması gerekmektedir.(Burcu, E. (2011))
Engelli bireylerin yaşadıkları toplumda iş edinme, evlilik, boş zaman değerlendirme, meslek edinme ve eğitim fırsatlarını yakalayabilmeleri onların sosyal statü kazanımında ve dolayısıyla sosyal tanımlamalar çerçevesinde toplumla bütünleşmesinde belirleyicidir. Bu bütünleşmede engelli bireye ilişkin genel kabullerin nasıl şekillendiği önemlidir. Bireylerin genel kabulleri, onların ortak duygu, düşünce ve pratikleri ile inşa edilen kültürel tanımları oluşturmaktadır. (Burcu, E. (2011))
Bu çerçevede toplumun bir parçası olan bu durumun herkes tarafından karşılaşılabileceğini unutmamak ve olumsuz düşünceleri olumlu hale getirerek topluma, kendimize, geleceğe bu yönde yön vermek gerekmektedir.
“HAYATI PAYLAŞMAK İÇİN ENGEL YOKTUR.”
Kaynak
Burcu, E. (2011). Türkiye’deki engelli bireylere ilişkin kültürel tanımlamalar: Ankara örneği. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, 28(1).

Yorum gönder