Greenwashing yapan şirketler ve yeşil kapitalizm mümkün mü? Part 2

1. Starbucks

Starbucks’ın 2018’de sürdürülebilirlik çalışmasının bir parçası olarak öne çıkarılan “samansız kapak” reklamları da aslında iyi bir greenwashing örneği. Çünkü bu kapaklar eski kapak ve saman kombinasyonundan daha fazla plastik içeriyordu. Şirket buna itiraz etmedi, ancak yaygın olarak kabul edilen ve “geri dönüşüm altyapısında yakalanabilen” geri dönüştürülebilir bir plastik olan polipropilenden yapıldığını iddia etti. Oysa eleştiriler, dünyadaki plastiğin yalnızca %9’unun geri dönüştürüldüğüne ve şirketin tüm kapakların geri dönüştürüleceği algısına odaklanıyordu. Bu bakış açısının şirkette olması beklenemezdi elbette[1].

ABD geri dönüşümünün yaklaşık üçte birinin gelişmekte olan ülkelere ihraç edildiğini, böylece sorumluluğu ortadan kaldırmadığı gibi bu sorumluluğu daha fakir ülkelere devrettiğini de hatırlatmakta yarar var.

Fotoğraf; breakfreefromplastic.org

2. IKEA

Dünyanın en büyük mobilya perakendecisi Ikea, Earthsight’ın yaptığı bir araştırmaya göre, Rusya’daki korunan Sibirya ormanlarında yasa dışı ağaç kesimiyle bağlantılı olarak yıllarca ahşaptan yapılmış çocuk mobilyalarını sattı[1].

Bu konuda soruşturma açıldı. Ikea’nın ürünleri için Rusya’nın korunan Sibirya kuzey ormanlarında yasa dışı çam ağaçları kesen Rus şirketlerinden kereste tedarik ettiği iddiaları[1] ancak savaş ile gölgede kaldı.

Fotoğraf; Planet Proof

3. H&M

Hızlı moda markaları içinde önemli bir yere sahip şirket, faaliyetlerinin küçük bir parçası olmasına rağmen, yeşil girişimlerinin geniş çapta reklamını yapmayı alışkanlık haline getiren şirketlerden. Örneğin, 2019’da H&M, “Bilinçli” başlığı ile tanıttığı kendi “yeşil” giyim serisini piyasaya sürdü. Şirket, “organik” pamuk ve geri dönüştürülmüş polyester kullandığını iddia ediyor. Sitesinde ise şöyle diyor: “Sizi duyuyor ve anlıyoruz. Çevre dostu alışveriş seçimleri yapıp yapmadığınızı bilmek çok zor olabilir. Ama biz bunu kolaylaştırmak istiyoruz! 2030 yılına kadar tüm ürünlerimizin geri dönüştürülmüş veya diğer sürdürülebilir kaynaklı malzemelerden üretilmesini hedefliyoruz. Bu aslında kullandığımız malzemelerin %65’i için geçerli.”

Ancak bu, kendilerini daha çevre dostu göstermek için kullanılan bir pazarlama taktiğinden başka bir şey olmadığı yönündeki eleştirileri durdurmuş değil. 

H&M’in “Bilinçli” serisine bakıldığında misyonu şöyle diyor: “Sizi hem iyi gösteren hem de iyi hissettiren sürdürülebilir moda parçalarından oluşan seçkimizi satın alın.” Ancak, “sürdürülebilir”, “yeşil” veya “çevre dostu” gibi pazarlama dostu kelimeler için tek bir yasal tanım yok. H&M daha sonra Norveç Müşteri Otoritesi tarafından Conscious Collection’ın pazarlamasını “yanıltıcı” olduğu için eleştirilerek, “özellikle Conscious Collection’ın çevresel faydaları olan bir koleksiyon olarak tanıtıldığı göz önüne alındığında, sürdürülebilirlikle ilgili verilen bilgiler yeterli değildi.” dendi. 

Fotoğraf; Miguel Candela

Detaylı bakmak isteyenler için Melinda Majláth’ın European Journal of Sustainable Development’ta yayımlanan The Effect of Greenwashing Information on Ad Evaluation makalesi çok açıklayıcı olacaktır.

4. Zara

Greenwashing yapan tek şirket H&M değil elbette, aksine greenwashingin en fazla yapıldığı alanlardan biri maalesef moda/giyim endüstrisi olmakta. Hedef ya da yansıtılan her ne kadar atık azaltımı olsa da giyim endüstrisinin neden olduğu büyük miktarda tekstil atığına katkıda bulunuyor. 

Kâr amacı gütmeyen moda ReMake’e göre, dünya çapında atılan tekstillerin %80’i yakılıyor veya çöpe atılıyor, sadece %20’si yeniden kullanılıyor veya geri dönüştürülüyor.

Yıllık satışları 20 milyar dolar olan Zara, hızlı moda sanatına hem öncülük etti hem de mükemmelleştirdi. Zara’nın 300 tasarımcısı her yıl 12.000 yeni tasarım üretiyor ve en ileri moda parçalar için bir taslaktan raftaki bir ürüne geçmek altı hafta kadar kısa bir zaman alıyor. Ancak moda endüstrisi daha çevre dostu uygulamalara doğru ilerledikçe asıl sorulması gereken soru; hızlı moda gerçekten sürdürülebilir olabilir mi?

Söz konusu moda olunca cevap kolay; hayır! Son moda ürünlerin raf ömrünün kısa olması ve bu ürünlerin elden çıkarılmak için uygulanan indirimler, reklamlar, taksitler sadece tüketimin değil üretimin de süreklileşmesine neden oluyor. Hazır giyim endüstrisi, her yıl yalnızca 7 milyar insan için 150 milyardan fazla giysi üretiyor. Son 15 yılda giyim üretimi iki katına çıkarken bir giysinin atılmadan önce ortalama giyilme sayısı %36 azaldı. Birçok giysinin atılmadan önce sadece 7 ila 10 kez giyildiğini de hatırlatmakta yarar var. 

Fotoğraf; apparelinsider.com

5. ENI Enerji

Şimdilerde yenilenebilir enerji piyasasına da giren İtalyan petrol devi 2021 başında, bir reklam kampanyasında palmiye yağı bazlı dizelinin “yeşil” olduğunu iddia ettiği için greenwashing yaptığı gerekçesiyle 5 milyon Euro para cezasına çarptırıldı. ENI İtalya’da greenwashingden yargılanan ilk şirket oldu. 

İtalya’nın reklam gözlemcisi, pazarlama kampanyasının, “yeşil” ENI Diesel+ yakıtın çevre için iyi olduğu, yakıt tasarrufu sağladığı ve hava kirliliğini azalttığı iddialarıyla tüketicileri yanılttığına karar verdi. ENI kampanyayı sonlandırdı ve tekrar motor yakıtlarını tanımlamak için ‘yeşil’ kelimesini kullanmayacağını söyledi. Avrupa Birliği, mahsulün ormansızlaşmayla olan bağlantılarını gerekçe göstererek, 2030 yılına kadar palmiye yağı bazlı biyodizel kullanımını aşamalı olarak kaldıracak.

Fotoğraf; transportenvironment.org

Greenwashing yapan bu şirketler sınırlı değil elbette. Aslına bakılırsa araştırdıkça daha bir sürü şirketin benzer uygulamalarıyla karşılaştım. Başta da söylediğim gibi şirketlerin bizim, hayvanların, ağaçların yani bütün gezegenin değil de kendi kârlarını önceleyeceği kimin aklına gelirdi değil mi? 

Dilerseniz bunu yani yeşil kapitalizmin mümkün olup olmadığı tartışmasını da bir sonraki yazıya bırakalım.

Yorum gönder