MİTOLOJİDEN PSİKOLOJİYE: PSİKOLOJİ LİTERATÜRÜNDE MİTLER
Mitolojiyi doğaya ve insana dair hayal ürünü öykü ve efsaneler olarak biliriz. Fakat aslında insanın içinde bulunduğu sorunlu durumlarla baş edebilmesi ve doğru yönü bulması için üretilmiş anlatılardır, insanlar dünyayı algılamak, açıklamak ve anlamlandırmak için bu anlatıları üretmişlerdir.
Mitoloji kelimesi masal anlamına gelen “mythos”, belirli bir düzene göre söylenen söz anlamına gelen “epos” ve gerçeğin insan sözüyle söylenmesi, akıl anlamlarına gelen “logos” kelimelerinden oluşur. Mythos sözün içeriği, epos bu sözün süslü, ölçülü şeklidir. Epos ne kadar güzelse mythos da o kadar etkili olur; mythosların ölümsüzlüğü bundan kaynaklıdır.
İnsan varoluşuna ışık tuttuğu ve anlatımda kolaylık sağladığı için tıp, felsefe, psikoloji, sosyoloji gibi disiplinlerde mitlerle sıklıkla karşılaşırız.
Psikanalist Sigmund Freud, mitlerin insanın temel nevrozlarının yansıması olduğunu vurgularken Psikiyatr Carl Gustav Jung kişiliğin temelinin mitlerden oluştuğunu vurgular. Jung’un kolektif (ortak) bilinçdışı tanımına göre birey doğduğunda atalarının deneyimlerini barındırır, Jung bu deneyimlere arketip der ve ona göre mitler arketiplerin temsilcileridir yani mitlerde gördüğümüz karakterler ve olayların her biri bir arketipi karşılar. Jung’un görüşlerini takiben psikolog James Hillman da psikolojinin bir nevi mitoloji olduğunu ileri sürmüştür.
Bilinçaltının mitolojik boyutunun kabul görmesiyle psikoloji literatüründe mitlerin kullanımına yer açılmıştır.
Psikomitolojik terimlerden bazılarını inceleyelim:
Mitomani
Mitomani terimi; toplumun hayal gücü etkisiyle biçim değiştiren, ve hayali bir niteliği olan hikaye , efsane anlamına gelen ‘myth’ ile kişinin normal halinden farklı ve abartılı davranışlar sergileme dürtüsü anlamına gelen ‘mania’ kelimelerinin birleşiminden oluşmaktadır.
Bu kapsamda “mitomani -mythomanie- kişinin gerçeklik algısının bozulması sonucu hayal ürünü hikayeler yaratması olarak tanımlanabilir. Mitomani, yalancılık değilir ve yalancılıkla karıştırılmamalıdır. Yalancı, gerçekle yalan arasındaki farkın bilincindedir, istemli olarak yalan söyler; oysa mitoman karşısındaki kişiyi kandırmak için yalan söylemez, aksine söylediklerine kendisi de inanır durumdadır; anlattıkları kendi fantastik dünyasının ürünleridir ve istemsiz ve patolojik bir özellik taşır. Dolayısıyla yalanıyla yüzyüze gelmesi, yaşama nedeninin ortadan kaybolması anlamına gelmektedir. Mitoman, kendisine tahammül edemediği için yalanlar uydurmakta ve narsisizme benzer bir ruh haliyle hayali bir kişi yaratarak, ona bir tür hayranlık beslemekte ve çevresindekilerin de bu hayranlığı paylaşmalarını istemektedir.
Narsisizm
Narsisizm Yunan mitolojisinde suda yansımasını görerek kendine aşık olan ve kendisini seyrederken ömrünü tüketen Narkissos’dan gelir. Kendine aşık olanlara aldırmayıp, onları karşılıksız bırakan çok güzel bir peri kızı olan Ekho, bir gün Narkissos adında çok yakışıklı bir avcı görür ve bu avcıya ilk görüşte aşık olur. Ancak Narkissos bu sevgiye karşılık vermez. Ekho bu durum karşısında kara sevda ile günden güne eriyerek ölür. Vücudundan arta kalan kemikleri kayalara, sesi ise bu kayalarda ‘eko’ dediğimiz yankılara dönüşür. Olimpos dağında oturan tanrılar Narkissos’un Ekho’nun ölümüne sebep olmasına çok kızarlar ve Narkissos’u cezalandırmaya karar verirler. Başkalarını sevemediği için kendini sevmekle cezalandırırlar onu. Bir gün Narkissos susamış ve bitkin bir şekilde bir nehir kenarına gelip su içmek için eğildiğinde, suda kendi yansımasını ve güzelliğini görür. Kendisini izlemekten kafasını kaldıramadığı için su içemez, yemek yiyemez, kendisini ölüme götürecek bir aşktır bu. Tıpkı Ekho gibi Narkissos da günden güne erimeye başlar ve kendi yansımasını seyrederek ölür. Öldükten sonra da vücudu nergis çiçeklerine dönüşür. Narsisizm; psikolojide ilk kez 1910 yılında Freud tarafından homoseksüellerin seks objesi seçimiyle ilgili bir terim olarak kullanılmıştır. Freud, homoseksüellerin kendilerini seks objesi olarak gördüklerini; narsistik özellikler taşıdıklarını ve partner olarak kendilerine benzeyen kişiler aradıklarını ifade etmiştir. Günümüz psikoloji literatürüne Narsisizm, kişinin imajına yüklediği aşk olarak tanımlanabilmektedir. Narsisistik kişilik bozukluğu olan kişiler; kendilerine aşık, hep en gözde olmak isteyen, başkalarının düşünce ya da istekleri ile ilgilenmeyen kişilerdir. Gereken ilgiyi göremediklerinde tıpkı Narkissos gibi çökerler.

Katarsis
Catharsius, Yunan mitolojisinin özünü teşkil eden on iki büyük Olympos Tanrısı’nın en kudretlisi olan ve Roma mitolojisinde de ‘Jüpiter’ olarak bilinen Tanrılar Tanrısı Zeus’un sıfatlarından biridir.
Antik dönemde, ruhun arındırılmasını ifade eden ve gerilimi sona erdirme, rahatlama ve boşalma süreçlerini kapsayan katharsis, sosyal psikoloji literatüründe özellikle saldırganlık ile bağlantılı olarak yer alır. Katharsis Freud tarafından bireyin saldırganlık duygularından arındırılması amacıyla kullanılan ve serbest çağrışıma dayalı bir yöntemdir. Bu anlamıyla katharsis, psikenin içinde biriken baskının ortadan kaldırılması için başvurulan bir yöntemdir.

Adonis Kompleksi
Mersin ağacının kabuğundan doğan Adonis, Afrodit ve Persephone arasında paylaşılamayan güzellikte bir delikanlıdır. Zeus bir çözüm bulur; Adonis yılın ilk dört ayı Persephone’nin sonraki dört ayı Afrodit’in yanında, geriye kalan süreyi de istediği yerde geçirecektir. Adonis kalan vaktini Afrodit ile geçirmeyi seçince Persephone öfkelenir ve Adonis’in üzerine bir yaban domuz salar, domuz Adonis’i kasığından yaralayarak öldürür. Adonisin kanlarından ise çiçekler ve laleler çıkar. Hem tıpta hem de psikolojide adonis kası ve hikâyesi yer almış olur böylece. Psikoloji literatüründe Adonis Kompleksi erkeklerin vücutları ile ilgili takıntılarını ve kimlik bunalımlarını ifade etmek için kullanılır. Ayrıca tıp literatüründe bel ve kasık arasından kasa verilen “Adonis kası” ismi de buradan gelir.

Hypnos
Uyku Tanrısı olarak bilinen Hypnos, Gece Tanrıçası Nyx’in oğlu ve Ölüm Tanrısı Thanatos’un kardeşidir. Suyundan içenlere her şeyi unutturma özelliği taşıyan Unutkanlık Nehri Lethe’nin yanında bulunan kapkaranlık bir mağarada yaşamaktadır ve mağaranın çevresinde gevşetici ve uyku yapıcı kokular salgılayan bitkiler vardır. Hypnos dilediğini, dilediği zaman uyutabilme yeteneğine sahiptir. Ay Tanrıçası Selene’nin sevgilisi olan ölümlü çoban Endymion Uyku Tanrısı Hypnos’tan sevgilisiyle geçirdiği anları sonsuz kılabilmek için, ölümsüz ve sonsuz bir uyku diler. Bu isteği yerine getiren Hypnos, Endymion’a gözleri açık bir şekilde sonsuza kadar uyuyabilme yetkisi vermiştir, böylece çoban uykuya dalmış olsa da sevgilisini görebilir. Psikoloji literatüründe hipnoz bir kişinin hareketleri kontrol edilebilecek şekilde derin uyku haline sokulması olarak tanımlanabilir. Bilinçaltına itilmiş sıkıntı ve sorunların giderilmesi amacıyla kullanılmaktadır. Şaman törenlerinde ve Kızıldereli büyülerinde ilk örneklerine rastlamak mümkündür.

Kaynakça:
Erhat, Azra, Mitoloji Sözlüğü, Remzi Kitabevi, 1984
Gürel Ş, Muter C (2007). Psikomitolojik Terimler: Psikoloji Literatüründe Mitolojinin Kullanılması. Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 7(1), 537 – 569.y
1. Görsel : Echo and Narcissus, John William Waterhouse, 1903, ranker.com
2. Görsel: Minerva and the Triumph of Jupiter, Rene Antoine Houasse, 1706, thehistorianshut.com
3. Görsel: The Birth of Adonis, Marcantonio Franceschini 1690, Wikipedia.com
4. Görsel: Sleep (Hypnos) and his half brother Death (Thanatos) , John William Waterhouse, 1874, hellenicaworld.com



Yorum gönder