Türkiye Cumhuriyeti Devleti 100. Yılını Kutluyor!
Kendi aklını kullanma cesaretini göster. -Immanuel Kant
29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet ilan edilmiştir.
29 Ekim 2023 tarihi ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti 100. Yılını kutluyor!
Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmasıyla, esaretten kurtuluşa ilk adım olarak yakılan bağımsızlık meşalesi, verilen büyük mücadeleler sayesinde bir daha hiç sönmedi.
Anadolu’nun düşman işgalinden kurtarılmasının ardından TBMM 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’i ilan etti. Böylece Türk tarihinde yeni bir sayfa açılmış oldu. Yeni devletin yönetim şeklindeki en belirgin söylem, egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğudur, bu da halkın iktidar üzerinde söz sahibi olduğu anlamına gelir.
Cumhuriyet’in kurulması elbet ki kolay olmamıştır. Çekilen acıların, yapılan fedakarlıkların bilincinde olmak ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilelebet yaşamasını sağlamak bu topraklarda yaşayan ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşlığının kimliksel olarak herkesin en hakiki görevi olduğu bildirilmektedir.
Bu yazımızda; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilan edildiği süreçte gelişen ve gelişme kaydeden tarihin kısa özetini yaparak ardından cumhuriyet kavramını, kavramın üç temel prensiplerini, kavramın anayasa da belirtilen niteliklerini yine aynı zamanda belirtilen kavramın temel nitelik ve bütünleyici manevi değerlerini ve Atatürk’ün cumhuriyet biçimindeki yönetiminin dayanmış olduğu ilkelerinden bahsederken siz okuyucularımıza kendi ifadelerimiz ile bilgiler vererek anlatıyor olacağız.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti İlan Ediliyor!

Görsel; Çankırı Haber18
“Türkiye devletinin hükümet şekli cumhuriyettir.” Hükmünün yer aldığı tasarı üzerinde TBMM’de yapılan konuşmalardan sonra Pazartesi günü saat 20.30’da oturuma katılan 158 mebusun (milletvekilinin) oy birliğiyle Cumhuriyet ilan edildi. Cumhuriyet’in ilanı “Yaşasın Cumhuriyet” sesleri ve alkışlarla karşılandı.
Böylece yeni devletin yönetim biçimi bütün açıklığı ile ismini almış oldu. Cumhuriyet’in ilanı ile “Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir” ilkesi de devlet yönetiminde en belirgin şekliyle yerini buldu.
Ardından cumhurbaşkanlığı seçimine geçildi. Yapılan gizli oylamada 158 milletvekilinin tamamının oyunu alan Mustafa Kemal Atatürk, TBMM tarafından yeni ilk cumhurbaşkanı seçildi. Bunun üzerine kürsüye gelen Mustafa Kemal Atatürk, yaptığı konuşmasını, “Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır” sözü ile bitirdi.
Böylece kurulan yeni devletin adı ve rejimiyle ilgili tartışmalara son verildi ve devlet başkanlığı konusu çözüme kavuşmuş oldu. Hükümetin kurulma şekli yeniden düzenlendi.
Buna göre Cumhurbaşkanı Başbakanı atayacak, Başbakan da bakanlarını seçip cumhurbaşkanının onayına sunacaktır. Bu uygulamayla meclis hükümeti sistemi yerine parlamenter rejime geçilmiş oldu.
İsmet İnönü ilk hükümeti kurmakla görevlendirilirken, Fethi Okyar ise TBMM Başkanlığı’na seçildi.
Türk halkı 26 Ekim 1924’te yayımlanan kararname ile Cumhuriyet’in ilanının 101 pare top atışı ve düzenlenecek etkinliklerle kutlanmasına karar verildi. Cumhuriyetin ilanı 29 Ekim ve 30 Ekim günü tüm yurtta kutlandı.
Hariciye Vekaleti (Dışişleri Bakanlığı), 2 Şubat 1925’te sunduğu bir kanun teklifiyle 29 Ekim’in bayram olması önerildi. Teklif, Meclis Anayasa Komisyonu tarafından incelendi ve 18 Nisan’da karara bağlandı.
TBMM’de teklifin 19 Nisan da kabul edilmesiyle 29 Ekim, 1925 yılından bu yana ‘’milli bayram’’ olarak kutlanmaya başlandı.
Cumhuriyet Kavramı
“Cumhuriyet, Türk milletinin refah ve yükselmesi yolunda asırların görmediği başarılara erişti. Milletin eğilimlerini ve ihtiyaçlarını bularak ve öğrenerek onun refah ve gelişim gereklerini gerçekleştirmekte Cumhuriyetin az zamanda elde ettiği neticeler, Cumhuriyet idaresinin milletimize hazırladığı geleceğin daha ne kadar parlak olduğunu tahmin ettirmeye kâfidir. Asla şüphe yoktur ki Cumhuriyetin gelecek evlâtları, bizden daha çok refaha kavuşmuş ve bahtiyar olacaklardır”. (Atatürk’ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri IV, 1933: 272)
Türk Dil Kurumu Sözlüğünde cumhuriyet, ulusun egemenliği kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığı ile kullandığı devlet şeklidir.
Türk Ansiklopedisinde ise, cumhuriyet kavramını, kamunun ortak yararı ve yönetimi anlamına gelen, seçimli ve laik bir yönetim biçimi şeklinde ifade edilmiştir.
Meydan Larrousse’de cumhuriyet kavramını, halkın hakimiyeti doğrudan doğruya veya seçtiği temsilciler aracılığıyla kullandığı devlet şeklinde ifade edilmiştir.
Cumhuriyet kavramını tanımlayan sözlük ve ansiklopedilerden yola çıkacak olursak, cumhuriyetin halkın yönetiminde belirleyici olduğu açık ve belirgin ifadelerle anlaşılmıştır. Bahsedilen halk, kendini yönetecek kişileri kendisi seçer, kendisi denetler ve halkın üstünde hiçbir otorite bulunmaz. Bununla birlikte halkın seçmiş olduğu kendilerini yönetecek kişiler halkın temsilcileri olarak görevlerini sürdürürler. Aksi yönde halkın seçmiş olduğu temsilciler, yönetim esnasında baskı ve zorlayıcı bir rejim sergilerlerse orada cumhuriyet kavramından bahsetmek mümkün olmaz.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Temel Prensipleri Vardır!
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin üç prensibi bulunur bunlar; “tam bağımsızlık”, “ulusal egemenlik” ve “çağdaş uygarlıktır.” Dışarıdan veya içeriden bu prensiplerin zarar görmesi halinde Türkiye Cumhuriyeti’nin dengesi, başarısı, devamlılığı riske girer.
Bahsedilen bu üç prensibin en önemli güvencesi laikliktir.
Cumhuriyet ile yönetilen devletler ancak akla, bilime uygun çağdaş bir anlayışla yönetilerek uzun vade içerisinde tam bağımsızlıklarını koruyabilirler. Yazımızın başlangıcında Kant’ın söylemiş olduğu “Kendi aklını kullanma cesaretini göster” sözüne açıklık getirilecek olursak, aklı özgürleşmeyi başaran toplumların çağdaşlaşabileceği vurgulanmaktadır.
Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni akıl ve bilimle şekillendirmek ister, her fırsatta akla ve bilime vurgulama yapmıştır.
“Dünyada her şey için; maddiyat için, maneviyat için, hayat için, başarı için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlmin ve fennin dışında mürşit aramak gaflettir, cehalettir, sapkınlıktır” demiştir.
“Türk milletinin yürümekte olduğu ilerleme ve medeniyet yolunda elinde ve kafasında tuttuğu meşale müspet ilimdir.”
1982 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda Belirtildiği Şekilde Türkiye Cumhuriyeti’nin Temel Nitelikleri:
1)Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir,
2)Milli birlik ve beraberlik,
3)İnsan haklarına bağlılık,
4)Milli devlet olmak Türk milliyetçiliğine bağlı olmak,
5)Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılık,
6)Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, resmi dilin Türkçe olması ve başkentin Ankara olması,
7)Laiklik,
8)Demokratik sosyal hukuk devleti,
9)Kuvvetler ayrımı.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Temel Nitelikleri ve Bütünleyici Manevi Değerler:
a) Cumhuriyet Fazilettir, fazilet yüksek insani değerlerin tümüne sahip olmak demektir.
b) Çağdaş ve uygar olmak, Türk toplumunun çağdaş ve uygar bir toplum haline getirilmesidir.
c) Gelişmeye ve değişmeye açık olmak, Atatürk’ün 10. Yıl Nutku’nda ifade ettiği “Milli kültürümüzü çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkaracağız” sözü bunu ifade etmektedir.
d) İlmin yol göstericiliği, akılcılık, dogmalardan uzaklaşmaktır.
e) Misak-ı Milli, tam bağımsızlık, Milli Ant, her şeyden önce milli ve bölünmez bir Türk ülkesinin sınırlarını çizmiştir. Ve böylece Türkler tam bağımsızlık bilincine erişmişlerdir.
Cumhuriyet Biçimindeki Yönetimin Dayandığı Başlıca İlkeler:
a) Halk Egemenliği
b) Tam Bağımsızlık
c) Ulusal Bütünlük
d) Çağdaşlaşma
e) Laiklik
f) Barışçıllık
Bahsedilen “Barışçıllık” ilkesinin iyi anlaşılması önemlidir. İçerde ve dışarda barışçıl bir tavır takılınmasının önemi üzerinde durulmuştur.
Yıkılan bir devletin ardından hiç de kolay olmayan yeni bir rejim ve yeni bir devletin kurulması sebebiyle, yurt içerisinde barışın sağlanması amacıyla büyük çabalar sarf edildiği belirtilmiştir. Buna istinaden insanlar arasında ayrımın yapılmadığı eşitlik düzeninin geniş perspektifte kurulmaya çalışıldığı sağlanmıştır. Toplum içerisinde yaşamını sürdüren insanların sınıflar arası dengesini korumaya ve muhafaza etmeye büyük bir önem verilmiş ve cumhuriyet devleti olmaya çalışılmıştır.
Hayatı savaş meydanlarında geçmiş büyük bir komutan Atatürk’ün barış için bahsettiği, “Ulusun hayatı tehlikeye girmedikçe savaş bir cinayettir” diyerek vurgulamış olduğu kavramların pek çoğunu yaşamış olduğumuz yüzyılda daha iyi anlayabiliyor olmak önem teşkil etmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 100. Yılı kutlu olsun.
Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını saygı, gurur ve minnetle anıyoruz.
İlk Görsel; Sözcü Gazetesi
Kaynakçalar;
Sözcü Gazetesi,
Cumhuriyet Gazetesi,
Cumhuriyet Gazetesi; Sinan Meydan, 100. Yılında Laik Cumhuriyet
Çetinoğlu, N. “Cumhuriyet Kavramı ve Atatürk’ün Cumhuriyet
Anlayışı”. Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi 19 (2003): 803-813


Yorum gönder