ŞEHADETİN ÇANAKKALE’YE ATTIĞI İMZA

Uzun ve korkunç bir rüyanın ardından annemin seslenmesiyle açtım gözlerimi. İçimde tarif edemediğim bir huzursuzluk vardı. Bir anlam veremediğim korku dolu anların, bir rüya olduğunu düşünüp “Babam sağ salim gelecek.” diyerek içimi rahatlatmaya çalışıyordum. Annem bana sesleniyor, beni çağırıyordu. Hazırlanıp annemin yanına indim. Rüyamı anneme anlattım. Annem sözleriyle beni rahatlatmaya çalışsa da gizlemeye çalıştığı gözlerindeki ıslaklık, içimdeki korkuyu bir nebze arttırmıştı. Bunu fark etmiş olacak ki hemen konuyu değiştirdi ve birkaç şaka yaparak ortamdaki kasvetli havayı dağıtmaya çalıştı. Saat hızla geçmiş akşam olmuştu ve gün içinde o kadar şey yapmama rağmen içimdeki huzursuzluk bir türlü geçmiyordu derken kapı çaldı. Neden bilmiyorum ama bir anda bastırmaya çalıştığım korku bütün yüreğimi kapladı. Hemen kapıya koştum. Evet olmuştu. Korkum vücut bulmuş, kapıda duruyordu. Annemin gözleri yaşla dolmuş “Hayır!” diyordu, söylemeyin. Donmuş gibiydim, tepki veremiyor sadece bakıyordum. Annemin eline bir mektup bıraktılar sonra. Babamın bize son mektubu:

Canlarım,

Burası mahşer gibi. Bombalar birbiri ardına patlıyor. Üstümüze yağmur gibi mermi yağıyor. Bir kısmımız “Allahu ekber!” nidaları ile savaşmaya devam ederken bir kısmımız namaz kılıyor, bir kısmımız da yerde yatan yaralı askerlerimizi taşıyor. Yaralı düşman askerlerini dahi ölme pahasına cephelerine taşıyoruz. Bu mektubu ben de silah arkadaşlarım gibi şehadet şerbetini içersem diye yazıyorum. Eğer ki Rabbim beni şehitlik makamına layık görürse sakın ağlamayın. Başınızı dik tutun, düşmanı sevindirmeyin. Hakkınızı helal edin. Oğlum! Mehmet’im senin askerliğini göremeyecek olsam dahi senin de bu vatan için gözünü kırpmadan can vereceğini biliyorum ve seninle gurur duyuyorum. Bu bayrak ve bu toprak için şehit düşen bütün Mehmetçikler gibi kanının son damlasına kadar savaş ve düşmana asla boyun eğme.

Okuduğum bu mektup öyle işledi ki içime her cümle bir damlaya dönüştü gözümde. İçimdeki vatan ve millet aşkını daha da alevlendirdi. Ayağa kalktım ve son gözyaşımı silerek babama seslendim:

-Emanetinize gözüm gibi bakacağıma, son nefesime kadar sahip çıkacağıma namusum ve şerefim üzerine ant içerim!

Arkadaşlar, ben babası Çanakkale’de şehit düşmüş Mehmetçik oğlu Mehmet’im. Bize emanet edilen bu vatanın her karış toprağında can veren şehitlerimizin kanı olduğunu unutmayalım; unutulmasına da izin vermeyelim. Tüm dünyaya örnek ve ibret olan Çanakkale şehitleri başta olmak üzere bütün şehitlerimizi saygı ile anıyorum. 18 Mart Çanakkale zaferimiz kutlu olsun.

Konuşmanın bitmesiyle tüylerim diken diken olmuş bir vaziyette kendimi al bayrağın önünde buldum, gözlerim kilitli. Dilimden sadece büyük ustanın şiirinden şu mısralar döküldü:

Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber,

Sana ağuşunu açmış, duruyor peygamber.

Yorum gönder