5 Haziran Dünya Çevre Günü Hangi Çevrenin Günü?

İlk uluslararası çevre toplantısı olan ve 1972’de İsviçre’nin Stockholm kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Çevresi Konferansı’nın üzerinden tam yarım asır geçti. Dünya Çevre Günü fikri konferansta kabul edilmesine karşın ilk Dünya Çevre Günü 2 yıl sonra 1974’te “Sadece Tek Bir Dünya” olduğu teması üzerinden kutlanmaya başlandı. Bu üzerinde yaşam olduğu bilinen tek gezegen olan Dünya’nın benzersizliğine vurgu gibi görünmesine karşın konferansın “Çevre Konferansı” yerine “İnsan Çevresi Konferansı” olarak yapılması asıl önemli olanın gezegen mi yoksa insan türü mü olduğunu da tartışmaya açmış oldu. 

Son 50 Yılda ne oldu?

Son 50 yılda ekolojik sorunlarının çözümü bir yana giderek kalıtsallaşması da ekoloji yerine çevrenin ve bu çevrenin de insan çevresi olmasının ne anlama geldiğini gözler önüne seriyor. 

Öncelikle 1972’de 3.837 milyar olan dünya nüfusu 2022’de 7.990 milyar olmuş durumda[1] ki bu gezegen üzerinde ciddi bir baskı oluştuğu anlamına geliyor. 

İklim krizi ile doğrudan ilintili olan ve insanın yaşarkalmasının da bağlı olduğu atmosferdeki karbondioksit oranı son 50 yılda 325ppm’den 421ppm’e çıkmış durumda[2] ki bilim insanları 430ppm’e ulaşılmasının iklim krizinin geri dönülemez seviyelere ulaşması ve insanlığın sonunun başlangıcı olacağını öngörüyor[3]

Sadece bu veriler bile yeterli olmalıydı ama sorun bunlardan ibaret değil. 

Dünya yüzeyinin %31’ini kaplayan ormanlık alanlar ciddi şekilde tahrip edildi. Dünya Doğayı Koruma Vakfına göre sadece Amazonların %17’si son 50 yılda yok edildi[4]

Fotoğraf; static.euronews.com

Biyoçeşitlilik Ve Ekosistem Hizmetleri Hükümetlerarası Bilim-Politika Forumu’na (İPBES) göre sulak alanların %85’i yok olurken uçamayan memelilerin %47’si, kuşların %23’ü, omurgalı, omurgasız ve bitki türlerinin %25’i tehlike altında bulunuyor. Özellikle kıyı bölgelerindeki habitat kaybı ve bozulması nedeniyle karasal habitat bütünlüğü %30 azaldı. 

İklim değişikliği, küresel ticaret ve insan faaliyetleriyle doğrudan bağlantılı istilacı tür sayısı ise yine IPBES’e göre 1970’ten bu yana %70 artmış görünüyor[1].

Fotoğraf; Hürriyet.com

Yine aynı rapora göre dünyadaki tüm karaların %77’si ve tüm okyanus alanının %87’si insan faaliyetlerinin doğrudan etkileriyle değişikliğe uğradı.

Fotoğraf; Medyascope.tv

Verileri artırmak mümkün ancak asıl önemli olan tüm bu sorunların tek sorumlusunun gezegendeki yalnızca bir tür olan insanın sorumlu olması. Uluslararası kuruluşlar dahil 1997’den bu yana gezegendeki ekolojik sorunların yegane sorumlusunun insan olduğu kabullenilmiş durumda öyle ki içinde yaşanılan çağa İnsan Çağı anlamında Antroposen denilmesi dahil tartışılıyor. 

Antroposen: Sorumlu İnsan Ekolojik krizlerin sorumlusunun insan olduğu verilerle de kesinleşmiş durumda ancak bu bütün insanların aynı şekilde sorumlu olduğu anlamına gelir mi? Bu soru dünya gerçekleri ile desteklenmesine karşın sorunun çözümü ötelediği gerekçesi ile çoğunlukla göz ardı edilmekte ve sorumluluk tüm insanlığa eşit dağıtılmaya dönüşmüş durumda. 

Antroposen bu bağlamda ekolojik krizin sorumluluğunun insanı merkeze alan yaklaşımdan yani insan merkezlilikten kaynaklandığının ispatı olarak sunuluyor. Oysa doğal müştereklerin kullanımı üzerindeki söz hakkına bakıldığında insanların söz hakkının son 50 yılda sermayenin avantajına artığı görülmekte. Başka bir değişle doğanın kullanım hakkı insanlarda değil sermaye sınıfına geçmiş durumda. 

Gelir dağılım ile ekolojik kriz arasında doğrudan bir bağ olduğunu ortaya koyan Oxfam’a göre en zengin %10’ın yaşam tarzı tüketim emisyonu %49 iken en fakir %50’nin bu kirlilikteki payı yalnızca %10. 

Fotoğraf; cdn.vox-cdn.com

Buna karşın gelir dağılımındaki bu adaletsizliğe bakıldığında en fakir %50’nın bu dağılımdaki payı 2021 verilerine göre yalnızca %2, en zengin %10’un payı ise %76. 

Fotoğraf; Weforum.org

Bu Kriz Kimin?

Ekolojik krizlerin tarihine yakından bakıldığında ister 1972 Stockholm İnsan Çevresi Konferansı, ister 1992 Rio Çevre ve Kalkınma Konferansı, ister 2002 Johannesburg Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi, isterse de 2012 Rio +20 Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı olsun bütün çevre konferanslarının aslında ekolojik krizleri değil ekonomik krizleri öncelleği görülecektir. 

1972’den sonra gerçekleştirilen bütün uluslararası konferansların merkezinin ekoloji yerine ekonomiye verilmesi ve çevrenin temelde ekonominin devamlılığı için bir “araç” olarak kullanılması ise ilk konferansta vurgulanan “insan”ın yerinin de sarsılmasına neden oldu. Bu da çevreye ikincil bir önem atfedilmesinin yanında durumdan etkilenen bütün bir insan türü yerine sermaye sınıfının öne çıkması anlamına geliyor. Dolayısıyla bu kriz bir bütün olarak insanlığın krizi olmasına karşın sorumlusunun bütün insanlık olmadığı en azından bu sorumluluğun eşit olmadığı söylenebilir. 

Çevre Günü

Bir durumun takvim sayfalarında yer alması aslında o durumun hatırlanması ile sınırlı değildir. Diğer bütün günlere bakıldığında ister kadınlar günü olsun ister işçiler isterse sevgililer günü olsun bu o günün gösterdiği 1 günden çok diğer 364 günde ne ifade ettiği ile doğrudan ilgilidir. 

Dünya Çevre Gününüz kutlu olsun. 

KAYNAK;

[1] https://ipbes.net/global-assessment

[1] https://countrymeters.info/en/World

[2] https://www.co2.earth/daily-co2

[3] https://climate.mit.edu/ask-mit/what-ideal-level-carbon-dioxide-atmosphere-human-life

[4] https://www.worldwildlife.org/threats/deforestation-and-forest-degradation

Yorum gönder