TÜRKİYE’DE KADIN HABERCİLİĞİ
Eril tahakküme ilişkin haberler yapılırken bu haberler her ne kadar iyi niyetle yapılmış olsa dahi, bazı rollerin ve bazı yerleşmiş anlayışların devamını ve yeniden üretilmesine neden olmaktadır. Bu yüzden kadın cinayetlerine ilişkin haberler verirken içerikten önce başlığın net bir şekilde anlatılmak istenilen olayı ifade etmesi gerekmektedir. Haberin başlığından kadının her şeyden önce bir insan olduğu ve anlatılan haberde herhangi bir sıfata başvurmaksızın mağdur olduğu açık ve net bir biçimde belirtilmelidir.
Ülkemizde geçen hafta “eşinden boşanan kadın, kayınbabasının marketini yaktı” başlıklı haberde ilk okuduğumuzda kadını haksız olarak görüyoruz. Çünkü haberin manşetinden kadının boşanmış olduğunun kendisini rahatsız ettiği ve bu nedenle boşandığı eşinin babasının marketini yaktığı anlaşılıyor. Oysa haberin içeriği okunduğunda kadının eski eşinin babası tarafından taciz edildiği ve bu nedenle kendisinin marketini yakma girişiminde bulunduğu anlaşılıyor. Fakat çoğu insan sadece manşetleri okumakla iktifa ettiği için haberin arka sayfalardaki detayını okumaktan erinerek, manşette verilen mesajla mukni oluyor. Kadın cinayetleri haberlerine yer verirken sanki erkeği değil de kadını suçluyormuşçasına bir tutumla seçilen başlıklar, perde altından kadın cinayetine gizli bir meşruluk getirmektedir.
Ataerkil toplumlarda kadının temsili sorunlu bir alandır. Ya yok sayılır görmezden gelinirler ya da ‘mağdur, eş, suçlu ve yahut cinsel bir meta’ olarak kabul edilirler. Bu durumdan dolayı “hamile kadın, kadın öğretmen, eski eş, gece sokakta yürüyen kadın” gibi kadın isminin önüne konulan sıfatlardan kaçınılmalıdır. Çünkü ataerkil toplumlarda kadının rolü ev ve annelik olarak belirlenmiştir. Bir kadının sokakta olması veyahut kamusal alana dahil olmuş olması zaten başlıca bir kusur olarak görülebilmektedir. Bu nedenle haber başlıkları net bir şekilde “mağdur kadın” şeklinde olmalı, en fazla kadının mağduriyetine dair bir ifadeye yer verilmelidir. İsviçre’de kadın taciz ve cinayetlerinin az olmasına rağmen bir grup üniversite öğrencisi kadın cinayetleri ile ilgili toplumsal araştırma yapıp bu durumun bilgisini mağdurun her şeyden önce bir kadın olduğunu ve suça maruz kaldığını ifade eden açıklamalarda bulunmuşlardır. Böylesi bir durumun ülkemizde geliştirilmesi de az bir emekle mümkün olabilir.
Haberler, şüphesiz gündemi belirlemede en etkin rol oynayan unsurlar olmaktadır. Burada yazılı basın olsun, görsel basın olsun; haberi yayan, yapan veyahut yazan habercinin bu yöndeki bilgisi, olaylara yaklaşırken takınacağı etik kaygıları ve dürüst bir zeminde dile getirmekten çekinmeyeceği söylemi, oldukça önemlidir. Bundan dolayı haberi yayınlayan kişinin toplumsal cinsiyete ilişkin bilgili olması ve kadın haberlerini objektif bir biçimde sunması gerekmektedir. Bu objektiflik de editörün veya muhabirin bazı konularda duyarlandırılması ve bilgilendirilmesi ile gerçekleşebilir. ABD’de gazetecilik okuyan öğrencilerin haber ve yayıncılık faaliyeti sürdürürken tarafsız olmaları açısından, haber toplama etikleri sıkı bir biçimde öğretilmiştir. Her ne kadar tam bir objektiflik olmasa dahi bu konuyla ilgili girişimler vardır. Ülkemizde de aynı şekilde yayın yapan haberci ve gazete editörlerini eril tahakkümün dışında tutmak için bilgilendirmeler yapılmalıdır.
Eril egemen toplumlarda erkeğin egemenliği yüzünden kadının önderlik ve karizması hatta kamusal alanda dahi olması örtülmek istenilen bir durumdur. Bundan dolayı kadının pozitif haklara sahip olması ve yapılan haberlere dair hukuksal düzenlemelerin getirilmesi şarttır.



Yorum gönder