ÇOCUKLUKTA BAĞLANMA STİLLERİ
Bebeğin ihtiyacı olduğunda anne/bakım veren tarafından nasıl bir tepki aldığı çok önemlidir. Çünkü bu etkileşim kişinin ileride hayatı algılama biçiminde önemli rol oynar, hayata başladığı andan itibaren bireyin kurduğu etkileşimler, nasıl bir yetişkin olacağını doğrudan etkiler.
İletişim becerileri ve bağlanma stilleri birbiriyle ilişkilidir. İnsanı diğer canlılardan ayıran özellik iletişim kurma becerisidir. Hayatta her türlü ilişkiyi kurabilmek için de iletişime ihtiyacımız vardır. Bu iletişimi ilk defa anne ile kurmayı öğreniriz daha sonra yaşam boyu bu iletişim bakım veren ebeveyn, aile, akraba, arkadaşlar, yakın çevre ile devam eder. İletişim becerilerinin gelişmesinde aile önemli bir role sahiptir. Çünkü bu beceri ilk olarak ailede yani çocuğun doğup büyüdüğü ortamda gelişir.
Çocuklukta bakım veren ile kurulan ilişkinin güvenli olması, kişinin ilerideki ilişkilerini de sağlıklı yürütmesini sağlar; güvenli bağlanan kişiler diğerleriyle pozitif iletişim kurarak güvenli, mutlu, yakın ilişkiler oluşturmada zorlanmazlar. Güvenli bağlanan çocuklar, bakım verenleri tarafından ihtiyaçlarını sürekli olarak karşıladığı için, başkalarına da güvenebileceklerini öğrenmişlerdir.
Bu çocuklar hem kendilerine hem de çevrelerine karşı olumlu bir bakış açısına sahip olurlar ve genellikle çocukluklarını da olumlu bir şekilde hatırlarlar.Bakım veren ile kurulan ilişkinin güvensiz olması ise ileride oluşacak ilişkilerin kaygı verici olmasına neden olabilir. Güvensiz-kaçınmacı bireyler yakın ilişkilerden kaçınır, duygusal olarak mesafeli ve şüpheci yaklaşırlar. Kaygılı/kararsız bağlanan bireyler negatif iletişim kurmayı benimserken, umutsuzca onay görme ihtiyacı içinde olmalarına ve istemelerine rağmen, yakın ilişkiler kurmaktan rahatsızlık duyarlar. Sürekli olarak reddedileceklerini düşünürler.
“Yabancı Ortam Deneyi”
Mary Ainsworth, 1970’lerde geliştirdiği “Yabancı Ortam Deneyi” ile deneysel bir ortamda inceleme yapmıştır. Laboratuvar ortamında yirmi altıya yakın bebek ve onların ebeveynleri, şunlara maruz bırakılmıştır: Bebek ve ebeveyn aynı odada oyun oynarlarken odaya yabancı bir kişi gelir, ebeveyn bebeği yabancıyla birlikte bırakır ve ebeveyn sonrasında odaya döner.
Güvenli bağlanmada bebek, annesinin gittiğini farkeder ve arar, anne odaya döndüğünde ona yakınlaşma ihtiyacı duyar ve ardından oyununa döner. Güvenli bağlanmada bakım veren güvenli bir üs gibi algılanır ve ayrıldıkları zaman bebek bakım vereninin geri döneceğini bilir. Geri döndüğünde ise tamamen bakım verene yönelirler. Güvenli bağlanma oluşması için bakım verenin tutarlı ve ihtiyaç halinde bebeğinin yanında olması gerekir.
Güvensiz-kaçınmacı bağlanan bebekler çoğunlukla anneyi özlememekte ve annenin odaya dönüşünü umursamamaktadırlar. Bu davranış tarzı annenin bebeğin ihtiyaçlarına karşı duyarsızlığı ve daha çok bağlanma davranışının reddi olarak yorumlanır. Güvensiz-kaçınmacı bağlanan çocuklar ayrılığa neredeyse hiç tepki vermez ve bir araya geldiğinde temastan kaçınırlar. Çünkü annelerine karşı güvensizdirler. Bakım verenin çocuğun duygusal ya da fiziksel ihtiyaçlarını karşılamaması bu bağlanma şeklini geliştirir.
Güvensiz- kaygılı bağlanan bebekler ise ebeveyn odadan çıktığında huzursuzlanma ve ebeveynleriyle yakınlaşma arayışında olsalar da ebeveyn odaya döndükten sonra da huzursuzluklarını sürdürme eğilimindedir. Bu davranışın çoğunlukla annelerin duyarsız davranışlarıyla alakalı olduğu düşünülür. Güvensiz-kaygılı bağlanan çocuklar bakım veren odadan gidince, bakım verenin dönüp dönmeyeceğinden emin olmayan ve ayrılma gerçekleştikten sonra zor sakinleşen bu davranış biçimini sergilerler. Bakım verenin tutarsız tepkiler vermesi ve ayrılığı bir tehdit amaçlı kullanması bu bağlanma şeklinin gelişmesine zemin oluşturur.

KAYNAKÇA:
Subaşı, N. G., & Kazan, H. (2020). ÇOCUKLUK DÖNEMİ BAĞLANMA STİLLERİNİN YETİŞKİN İLETİŞİMİNDEKİ ETKİSİ. Turkish Online Journal of Design Art and Communication, 10(2), 147-162.



Yorum gönder