Maddi Kültürel Öğeler, Manevi Kültürel Unsurlar

Teknoloji dediğimiz alan insanlık tarihi ile başlamıştır. İnsanlık yeryüzünde yaşamaya başladığı andan itibaren sürekli olarak üretmeye ve gelişmeye yönelik eylemlerde bulunmuştur. Sapan,tekerlek, silah gibi aletlerin yapıldığı taş devrinden itibaren teknoloji ilerleyerek ve birikerek bugünlere gelmiştir. Orta Çağ döneminde yaşanan tarım devrimi ve sonrasında 1800’lerde kullanılmaya başlanılan buharlı makineler ile birlikte teknolojinin gelişimi büyük hız kazanmış ve İngiliz Sanayi Devrimi ortaya çıkmıştır. Teknoloji, ilk ortaya çıktığı andan itibaren insanların hayatını kolaylaştırmak ve iyileştirmek maksatlı gelişimlerde bulunmuştur. Bu sebeple insanlık hep daha iyi, daha hızlı, daha konforlu diye kıyaslamalar yaparak teknolojiyi gündelik yaşamın içerisine yedirmiş, ondan birçok noktada etkilenmişlerdir.

Teknolojinin etki ettiği alanlardan biri de ekonomidir. Günümüz dünyasında yaşanan hızlı değişmelerin büyük kısmının bilim ve teknolojideki değişimlerden kaynaklı olduğunu söyleyebiliriz. Bu sebeple teknolojik değişimin; ekonomik, sosyal ve kültürel alanlar üzerinde de etki etmesi şüphe götürmez bir gerçektir. Teknoloji ekonomik alan üzerinde sanıldığının aksine tamamen olumlu izler bırakmamıştır. Yenilik, ulusların zenginliği, refahın artması, ulaşım maliyetlerinin azalması, daha önce insan aklının almadığı şeylerin şuanda ulaşılabilir olması, bilişim teknolojileri ve daha bir çok etmen teknolojik gelişmelerin bir sonucudur. Ekonomik gelişmeler artık daha az maliyetli ve daha uzun erimli olabilir. Fakat tüm bunların bir de olumsuz etkileri vardır: Gelişmemiş ülkelerin; teknolojiyi yoğun bir şekilde kullanan gelişmiş ülkelerin uydusu haline gelmesi ve bu ülkelerin kaynaklarının sömürülmesi, yeni iş istihdam alanlarında sömürü oranlarının görünmez bir şekilde artması, doğal kaynakların giderek azalması, teknolojik ürünlerle ekonomik karı maksimize edeyim derken çevreye verilen hasarlar ve daha nicesi teknolojik gelişmelerin getirdiği olumsuzluklardır.

Fotoğraf; Coğrafyatr

Teknolojik değişimin etkileri, salt ekonomik alanda değil sosyal ve kültürel alanda da etkileri olan bir hadisedir. Hızla gelişen teknoloji, toplumda ve kültürde de bazı değişimler yaratır. Fakat maddi unsurlarda gerçekleşen değişim hızının aynısı manevi unsurlar için pek geçerli olmaz. Bir toplumda meydana gelen maddi değişim ve yenilikler manevi değişimlerden çok daha hızlıdır. Bu durum birçok noktada uyumsuzluğa sebep olmaktadır. Bu nedenle teknoloji boyutundaki değişiklikler; hukuk, töre, gelenek, toplumsal anlayış gibi ögelerde boşluk meydana getirir. Ülkemiz ölçeğinde bir temellendirme yapacak olursak 1980’li yıllarda neo-liberal ekonomi politikaları sonucunda hızla zenginleşen ticaret erbapları ve müteahhit kesimi kısa sürede ekonomik mertebe atlayarak belli bir zenginlik durumuna erişmiştir. Dönemin jargon tabirlerinden “köşeyi dönme, voleyi vurma” gibi ani ve hızlı bir şekilde zengin olma adeti yaygınlaşarak; yeni bir sermaye grubu oluşturmuştur. Maddi kültürel ögeleri hızlı bir biçimde değişse dahi manevi kültürel ögeleri aynı hızda değişmediğinden bu insanlar geldikleri toplumsal çevrenin manevi kültürel ögelerini karakterlerinde muhafaza etmeye devam etmektedirler. Örneğin; klasik müzik dinlemek, piknik yapmak ekonomik anlamda üst sınıflara has bir davranış şeklidir. Koç’un torunu bu şekilde davranabilir. Çünkü üç kuşaklık bir zenginlik söz konusu. Ancak aynı ekonomik sınıfta olan İbrahim Tatlıses’in arabesk müzik dinleyip, mangal yapması; mevcut bulunduğu ekonomik kategoriyle içselleştirdiği manevi kültür ögeleri arasındaki uyumsuzluğu gösterir. Başka bir örnek verecek olursak;  2000’lerin başından beri devlet kurumlarında bilgisayarlar ve bilgi teknolojileri kullanılmaya başlandı. Bu maddi bir değişimdi. Devlet dairelerine giderek çözülecek birçok iş bilgisayar sistemi üzerinden çözülür oldu. Fakat bu maddi değişime halkın ve memurların uyum sağlaması daha sonraları gerçekleşti. Alt yapı yetersizlikleri giderildi ve halk bu sistemi kullanmayı öğrendi.

Sözün özü toplumda meydana gelen maddi kültürel değişikler ve manevi kültürel unsurlar birbirini peşi sıra takip etmez. Başka bir yazımızın konusu olmak üzere toplumların gerek birbirleri arasında gerekse kendi içlerinde “eşit ve bileşik” büyümediğini söyleyebiliriz.

Yorum gönder