104 Sene Önce
48 saat… Her karışı için canlar feda ettiğimiz, güzel vatanımızın bağımsızlık sevdasını 48 saat içinde bir marşta ölümsüzleştiren isim kimdir dersiniz? Üstelik milli marşımızı bir ödül karşılığında yazmayı kendine ar edinen, usta şairdir: Mehmet Akif ERSOY!
Marşlar, her yönüyle bir halkı temsil eden, memleketin bağımsızlığını gösteren coşkulu şiirlerdir. Her ülkenin kendisine özgü bir marşı vardır ve bu marşlardan ilgili ülkenin tarihini anlamak ve milletini kavramak mümkündür. Bir ülkenin özgürlüğünü, egemenliğini ve kahramanlığını anlatır marşlar. Kimi zaman devlet olabilmek için halkın verdiği mücadele ve döktüğü kanlar marşların diliyle bir bir sıralanır… Mehmet Akif, egemenlik ve bağımsızlığımızın ruhunu İstiklal Marşı’mızda hem ifade hem de yerinde vurgularla kaleme almıştır. Türk toplumu birilerinin himayesi, emri ve çizmesi altında ne onurunu çiğnetmiş, ne de böylesi onursuz bir kader yaşamıştır. Büyük usta bu gerçekliği şöyle dillendirir:
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım,
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım.
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım,
Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.
Mehmet Akif’in özgürlük tutkusunun yansımasıdır bu mısralar. Hiçbir kuvvetin Türk Devletini bölmeye ve yıkmaya gücünün yetmeyeceği apaçık anlatılıyor mısralarda. Asker sayısının az olması, teçhizatın yeterli olmaması ve bütün kayda geçmemiş zorluklara rağmen canla başla savaşan Türk ordusu ile onlara moral veren Mehmet Akif ERSOY bize ne anlatmak istiyor?
Mehmet Akif, ‘’Arkadaş!’’ diye sesleniyor askerlerimize, esasında askerlerimizin şahsında tüm gençlere…
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın,
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana vaat ettiği günler Hakk’ın,
Kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın.
Sonra ekledi, ‘’Koru!’’ dedi. ‘’Ne pahasına olursa olsun bu cennet vatanı koru, bölmek isteyenlere karşı korunaklı gönüller yap ve ihanetlere izin verme.’’ mesajlarını yurdun dört bir tarafına yaydı. Öyle ki korunması gereken yerleri ruhuyla şöyle tanıttı:
Bastığın yerleri “toprak” diyerek geçme, tanı,
Düşün altındaki binlere kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı,
Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.
Yukardaki mısralarda Anadolu’nun sindirilememiş ruhuna sesleniş vardır. Akif yurdun her köşesinde bu zulme karşı direnmeye çağırarak adeta Anadolu’da yankılanan bir şiarla “Duy bu nasihatleri, tarihine dön de bir bak. Sana emanet edilen vatanı kurtarmak, korumak için ecdadın ne şartlar altında savaşmış, bu devleti nasıl ayağa kaldırmış. Bunların bilincinde ol ve ne olursa olsun kanının son damlasına kadar emanetine sahip çık demektedir.”
Safahat’a İstiklal Marşı’mızı dahil etmeyen, ‘’ Bu benim değil, milletimize aittir.’’ diyen, birlik ve berberliği vurgulayan; vatan ve millet sevgisi ile özgürlüğe bağlılığını dile getiren Akif’i saygıyla anıyor, sözlerimi onun sözleriyle nihayete erdiriyorum:
‘’Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın!’’.



Yorum gönder