Bir Bağımlılık Türü Olan Onaylanma İhtiyacı

Benlik ve Benlik Saygısı

Temelinde düşük benlik saygısının etkileri gözetilen onay ihtiyacı, erken çocukluk (0-6 yaş) dönemi arayışları itibariyle kişiliğe ilişkin bireysel gelişim süreçlerinin, işlevsiz bir şekilde tamamlanması üzerinden değerlendirilmektedir.  Gelişmekte olan zihin, sosyal deneyimler, duygusal olgunluklar, ahlaki anlayışlar ve cinsiyete dair farkındalıklar bütünüyle erken çocukluk döneminin sosyo-duygusal gelişimini karakterize eden değişim basamaklarıyken kendini ve başkalarını anlama çabasından doğan benlik algısı, kişiliğe özgü olan psikolojik entelektüelliği yansıtmaktadır. Bu anlamda, kişiliğin bilişsel bölümünü kapsayan benlik kavramı; yetenek, nitelik ve rolleri üzerinden kişinin kendini algılaması halini oluşturan bir kimlik inşasını temsil etmektedir. Ancak onaylanma ihtiyacıyla olan bağlantısı sebebiyle ayrıca değerlendirilmesi gerekilen benlik saygısı; bireyin, benlik durumundan olan memnuniyeti üzerinden değerlendirilmektedir. Dolayısıyla benlik saygısının oluşturulabilmesi adına bir öncelik olan kendilik-benlik kavramları, birey özelliklerini, değerlerini, yeteneklerini, amaçlarını, inanç ve imkânları içeren ayırıcı kişilik özellikleridir.

Benliğin Gelişim Sürecinde Ebeveyn Tutumu

Yaşamlarının ikinci yılında öz farkındalıklarının kayda değer bir ilerleme gösterdiği küçük çocukların, olumlu bir benlik algısı kazanabilmelerinin ebeveyn tutumlarıyla olan ilişkisini gözeten gelişim psikologları, ‘’demokratik anababa’’ tutumunun altını çizerek ortak ebeveynliğin gerekliliğini vurgulamaktadır. Sözlü alışverişe izin verilerek açıkça ebeveynleri tarafından belirlenen sınır ve kontroller dahilinde özerkliği beslenen bir çocuğun; öz kontrolü yüksek, başarıya yönelimi olan, akran ve yetişkinlere karşı iş birlikçi olabilen ve başa çıkma stratejilerinde ise başarılı olduğu görülen bir gelişim süreci gözlemlenmektedir. Yapıcı davranışlarına karşı memnuniyet ve destek gösteren ebeveynleri tarafından, istenen her koşulda gördüğü kabul ve sevgi sayesinde benlik kavramı yeterince ayrışmakta olan küçük çocukların, ergenlik ve genç yetişkinliğe giriş süreçlerinde sosyo-duygusal açıdan gerekli gelişimleri gözlemlenmektedir.

Temel İnançlar ve Benlik

Onay arayıcı yetişkin davranışlarının, çarpık ve işlevsiz olan öznel değerlendirmeler sonucunda telafi etmeye çalıştığı yoğun değersizlik duygusunun, fark edilme ya da kabul görülme gayretiyle sürdürüldüğü görülmektedir. Bu bağlamda, birey tarafından ihtiyacı duyulan kabul görme düzeyinin mevcut olan ‘’değersizlik’’, ‘’çaresizlik’’ ya da ‘’sevilmeme’’ inançlarıyla bağlantılı olduğunu dile getiren Bilişsel Davranışçı Terapi, ‘’değersizim’’, ‘’hiçim’’, ‘’kabul edilmiyorum’’ düşünce temalarına ek ‘’önemsizim’’, ‘’baş edemem’’, ‘’etkisizim’’ ya da ‘’yetersizim’’ gibi işlevsiz olan bilişsel varsayımların benliğe ilişkin boyutlarını değerlendirmektedir.

Onaylanma İhtiyacının Nedenleri

Kendi değerinin referansını kendinden almayarak onay arayıcı davranışa duyduğu bağlılık sebebiyle varlığını başkalarının niteliğine teslim eden bağımlı yetişkin kişiliklerin, kendilerine ilişkin iyi duygular oluşturabilmek ve değerli hissedebilmek adına, daima onay almak ve kabul görmek zorunda olduklarına dair şartlı bir inanışları söz konusudur. Dolayısıyla iradelerinin tamamen ötesinde kalarak sosyal etkileşimlerinde uyumlanarak hareket ettiği görülen onay arayıcı kişiliklerin, çocuksu bir davranış modeli olarak değerlendirilen onay bağımlılığına karşı benlik kavramlarının geçmiş deneyimler tarafından zedelendiği düşünülmektedir.

Çocukluk dönemi yaşantılarının bilişsel kalıntılarını barındıran benlik; ebeveyn tutumları, benimsenen kültür, travmatik bir deneyim yaşamış olma ya da akran ilişkilerini kapsayan zorlayıcı davranış örüntülerinin zaman içerisinde korku, suçluluk ve utanç duygularının deneyimlenmesine neden olduğu görülmektedir. Yetişkinlik dönemlerinde, kişiliğe ilişkin değer yargıların olumsuz inançlara olan dönüşümünü; kaygı bozuklukları, depresyon, bağımlılık ve mükemmeliyetçilik olarak görmekle birlikte aşırı fedakâr olan tavırların, gereğinden fazla alınan sorumlulukların ya da hayır demekten çekinebiliyor olmanın gözlendiği bilinmektedir.

 

KAYNAK

İlk Görsel: DBE

Yorum gönder