MİTOLOJİDEN PSİKOLOJİYE: PSİKOLOJİ LİTERATÜRÜNDE MİTLER 2
Psyche Figürü:
Psyche (Psike) Miletos kralının en küçük kızıdır ve güzelliği nedeniyle Aşk ve Güzellik Tanrıçası Aphrodite’in hışmına uğramıştır. Aphrodite, oğlu Eros’tan prensesi bir dağa bırakmasını ve bir ejder ile evlendirmesini ister ancak Eros Psyche’yi görür görmez aşık olur ve onu bir saraya yerleştirerek geceleri gizlice ziyaret eder. Sevgilisine de kendisini görmek için hiçbir şeye girişmemesini söyler. Ancak sevgilisini görmemeye dayanamayan Psyche, bir gece yağ kandilini yakarak sevgilisine gider ve yüzüne bakar. Yakışıklığından etkilenerek onu öpmek için eğildiğinde kandildeki kızgın yağla Eros’un omzunu yakar ve Eros uyanıp kanatlanarak oradan uzaklaşır. Bu uzun ayrılığın ardından üzülen Aphrodite, iki sevgilinin kavuşması için Psyche’nin bir dizi görevi tamamlamasını şart koşar ve Psyche bu görevleri tamamlayarak Eros’a kavuşmayı başarır. Gösterdiği sebat ve cesaret nedeniyle Psyche, Tanrılar tarafından ölümsüzlükle ödüllendirilir.
Psikoloji literatüründe Psyche; tüm canlıları harekete geçiren yaşam ve tinsellik ilkesini, yani ruhu simgelemektedir. Bu nedenle psikoloji, uzun yıllar boyunca ‘Pysche’nin bilimi’ olarak nitelenmiştir. Psike kavramını, kişiliğin bütünü olarak niteleyen Jung’a göre psike, bilinçli ya da bilinçdışı tüm duygu ve davranışları içermektedir.

Aşil Sendromu
Yunan mitolojisinin en önemli karakterlerinden biri olan ve edebiyat tarihinin en önemli eserlerinden İlyada’ya konu olan Peleus ile Thetis’in oğlu Aşil (Akhilleus), küçüklüğünde kendisini ölümsüz kılmak isteyen annesi tarafından ayağından tutularak ölüler ülkesinin ırmağı Styx’e batırılır. Ayak bileğinden tutulduğu için sadece orası suya değmeyen Aşil yalnızca bileğinden vurulursa ölecektir. Truva Savaşı’nda, Paris’in zehirli oklarından birinin bileğine isabet etmesi sonucu ölen Akhilleus, ne kadar güçlü olsak da mutlaka zayıf bir noktamız olduğunu gösterir bize. İnsan kişiliğinin yaralanabilir ve hassas yönünü simgeleyen Aşil topuğu, tıp literatüründe de kullanılır; ortopedide topuğun üst kısmındaki kas tendonuna verilen isimdir. Konuyla ilgili bir diğer tıbbi terim olan Aşil refleksi ise, nörolojide kullanılan bir terimdir ve ayak bileği refleksi olarak da bilinmektedir.
Psikoloji literatüründe ise Aşil Sendromu için sözde yetkinlik sendromu diyebiliriz. “Sözde yetkinlik, belli bir alanda kişinin kendi hakkındaki düşük değerlendirmesi ile başkalarının onun hakkındaki fikirleri arasındaki büyük farkı, tezatlığı ifade etmektedir”. Tezatlık ve çelişkiler hâlihazırda bireye rahatsızlık veren durumlardır. Dış dünyası ile iç yaşantısı arasındaki bu zıtlık kişiye yük olmakta, bu yükün altında ezilen kişi çevresindekilerin ne dediklerine fazlasıyla önem verirken, içten içe başarısız ve rezil olacağı korkusu ile kendisini bitkin, tükenmiş hissedebilmektedir. Bu kişilerde derinlerde hissedilen kusurlu olma hali, yetersizlik hissi ve başarısızlık korkuları, onların Aşil topuklarıdır. Bu Aşil topuğunu gizlemek adına kendilerini psikolojik bir zırh yaratmaya adarlar. Çok fazla enerji harcar, yorulur ve tükenirler. Başarı sağlasalar bile tatmin olamaz, doyum sağlayamazlar.

Fobi
Fobi, Phobos mitosundan gelir. Phobos, savaş tanrısı Ares ve aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit’in oğludur. Phobos çok korkak ve panik biridir. Savaş meydanlarında babası Ares’in yanından hiç ayrılmaz çünkü savaşlar onu dehşete düşürür. Phobos ve kardeşi Deimos dehşet, panik, korku ve onun sonucunda meydana gelen bozgunu temsil etmektedir. Her ikisi de Afrodit’in çocukları olduğu için kaybetme korkusu ile de ilişkilendirilmişlerdir. Bunun temel nedeni Afrodit’in her canlıyı elde etme isteğidir. Phobos klasik yunan edebiyatında korkunun kişiselleştirilmiş hali olarak kabul edilir.
Kişi tıpkı Phobos’un savaşlarda babasına sığınması gibi korku duyduğu nesne ya da olaylardan şiddetli bir şekilde kaçınmakta, bu durumlarla karşılaştığında fizyolojik tepkiler göstermektedir. Dolayısıyla Phobos klasik yunan edebiyatından itibaren ‘korkunun kişiselleştirilmiş hali’ olarak kabul görmeye devam eder.

Luna:
Luna Latince’de ‘ay’ anlamına gelir, Antik Roma’da Ay Tanrıçası olarak kişiselleştirilmiştir. Yunan ve Roma başta olmak üzere pek çok uygarlık, ay kültüne sahiptir. Roma kültürüne baktığımızda, aya tapınmanın Romulus zamanında başladığını görebiliriz. Romalılar, genellikle zaman bazlı hesaplamalar konusunda Luna’nın yardımına başvurmayı tercih etmişlerdir.
Tarih boyunca gök cisimleri ve insan davranışları arasında bir etkileşim olma olasılığına kafa yorulmuştur. Özellikle epileptik kişileri ve akıl hastalarını tanımlamak için Anglo-Amerikan ve Fransız literatüründe Lunatik (Lunatic) terimi kullanılmaktadır. Bu terimin kullanılmasının sebepleri geçmişte epileptik nöbetlerin ve akıl hastalıklarının periyodik epizodlar şeklinde meydana gelmesi, bu hastalıkların seyrinde ayın tetikleyici olarak işlev gördüğünün düşünülmesi ve özellikle ay başları ile ay tutulmalarında şiddetli nöbetler gerçekleşmesidir.

Oedipus Kompleksi ve Elektra Kompleksi
Trajik bir hikayesi olan Oedipus, efsaneye göre şöyledir; Thebai Kraliçesi Jocasta hamileyken, bir düş görür ve düşün karnında taşıdığı çocuğun babasını öldürüp annesiyle evleneceği şeklinde yorumlanmasıyla bebek doğar doğmaz, ayak bileğinden bir şiş geçirilerek bir dağda ölüme terk edilir. Bebeğe bu yüzden “şiş ayak” anlamına gelen Oedipus ismi verilir. Korint Kralı Polybos ve eşi tarafından bulunup büyütülen Oedipus onların kendi anne-babası olmadığını öğrenince gerçeğin peşinden bir yolculuğa çıkar. Bir kahinden babasını öldürüp annesi ile evleneceğini öğrenen Oedipus, dönüş yolunda karşılaştığı bir adamla tartışarak onu öldürür. Yine yolda Thebai şehrinde karşılaştığı korku salan Sphinks isimli canavarı öldüren Oedipus halk tarafından Thebai kralı olmakla ve dul bir kraliçe olan Jocasta ile evlendirilmekle ödüllendirilir. Oedipus ve Jocasta’nın beraber olduğu gece Jocasta oğlunu ayak bileklerinden tanır ve bunun üzerine kendini öldürür. Oedipus da gerçekleri öğrendiğinde gözlerini bir iğneyle oyar. Ve gözlerini oyması psikolojide başka bir terime de isim olur “Oidipism”. Bu terim de tıpkı Oedipus gibi kendi gözlerini tahrip etmek isteyen hastalar için kullanılır. Yine Freud’a göre, 3-4 yaş arası dönemde, erkek çocuklarda babayı kıskanma ve annesinin sadece onun olmasını isteme gibi davranışlar sergileyen çocuklara konulan tanı Oedipus kompleksidir.

Elektra kompleksi ise bunun tam tersidir. Kız çocuklarında bulunan ve babaya aşırı düşkünlük ve farklı hisler beslemeyle anneye karşı kıskançlık duyanlar için kullanılan terimdir. Elektra’nın hikayesinde, babası Agamemnon, Truva Savaşı’na gitmeden önce, Artemis’e adanmış hayvanlardan birini öldürür. Buna sinirlenen Tanrıça rüzgarı aniden kesince, yelkenliler hareket edemez ve bunun üzerine Agamemnon kızı Iphigeneia’yı, Artemis’e kurban olarak verir. Buna çok öfkelenen anne Clytemnestra, Agamemnon Truva Savaşı’ndan dönünce onu yeni sevgilisi Aigisthos’un da yardımıyla öldürür. Elektra ise bu olaydan sonra babsının intikamını almak için kendi annesini ve Aigisthos’u öldürtür.
Nympha
“Başı örtülü”, “gelin” anlamına gelir. Kırlarda, sularda ve ormanlarda yaşayan zarif ve güzel giyinen genç kızlar olarak bilinirler. Doğal ve tanrısal varlıklar, bir nevi perilerdir. Doğurganlık ve zarafetin simgesidirler. Ölümsüz değillerdir, ancak hep güzel ve genç kalarak son derece uzun bir yaşam sürmektedirler. Genellikle ölümlü erkeklere aşık olan bu genç kadınların, Zeus başta olmak üzere büyük ve önemli Tanrılarla ilişkiye girdikleri bilinmektedir. Bu nedenle psikoloji literatüründe Nymphalar, kadınlarda görülen cinsel taşkınlık durumuna ilişkin bir sembol olarak kabul görmektedirler. Bu bağlamda nemfomani (nymphomanie): kadınlarda gözlenen hiperseksüel davranışlar, diğer bir ifadeyle kadınlarda ortaya çıkan erkeklerle cinsel ilişkiye girme saplantısı olarak tanımlanabilmektedir. Roma İmparatoru Clasius’un eşi Messalina’da da mevcut olduğuna ilişkin rivayetler nedeniyle, ‘Messalina Kompleksi’ olarak da bilinir.

Pan:
Tanrı Hermes’in oğlu Pan doğal hayatın, kırların, küçükbaş hayvanların ve çobanların tanrısı olarak bilinir ve yarı keçi, yarı insandır. Pan’ın kelime anlamı , Yunanca’da ‘birlik ve bütünlük’ anlamına gelir. Pan; sürekli aşık olur, fakat çirkin görünümü nedeniyle sürekli reddedilir. Neşeli ve gürültücü bir tanrıdır. Günlerini çalılıklarda, ormanlarda, dağlarda dolaşarak pan flüt çalarak ve Nymphe’lerle dans ederek geçirir. Kendisine ihtiyaç duyanlara yardım eden iyi niyetli bir tanrıdır ancak zaman zaman şaka yapmak için insanları korkutacak hareketlerde bulunabilmektedir. İnsanların, hayvanların uyuduğu saatlerde birdenbire, beklenmedik gürültüler koparır ve dört bir yana ‘panik’ korkular saçar. Zamanla bu hareketlere alışan insanlar aniden düşen bir taş, kayalarda bir gölge, çalılarda bir hışırtı gibi belirtileri Pan’ın varlığı olarak algılamaya ve ‘panik korkular’ yaşamaya başlamışlardır. Bu bağlamda panik -panique- kelimesi “Pan ile ilgilli” anlamına gelmektedir.
Psikoloji literatüründe çokça karşımıza çıkan panik bozukluğun -panic disorder-, kökeni Tanrı Pan’a dayanmaktadır. Özel durumlarda ve belirli zamanlarda ortaya çıkan bu bozukluk; kişilere birden gelen ve korku, konuşamama, zihinsel karışıklık, çarpıntı, yüz kızarması/solması, terleme/üşüme, tüylerin diken diken olması, göğüste sıkışma, nefes alamama, baş dönmesi, bulantı, ellerde ayaklarda uyuşma, sık idrara çıkma, kan basıncının yükselmesi, sıcak/soğuk basmaları, baygınlık duygusu şeklinde on dakika ve birkaç saat arasında değişebilen belirtiler gösterir.

Medeia Kompleksi:
Pek çok efsaneye ve trajediye konu olmuş bir kahraman olan Media, Güneş soylularındandır. Jason’la evlenmiş ve Jason onu Corinth Kralı’nın kızı Kreusa için terk etmiştir. Atina Kralı Aigeus’un sığınma teklifini kabul eden Media, iyi niyetli görünerek ve gerçek amacını Iason’dan gizleyerek, Kreusa’ya zehirli hediyeler gönderir. Jason’a acı çektirmek için öz oğullarını zehirleyerek öldürür. Kreusa’yı ve babasını da zehirleyerek öldürür ve şöyle der: “Çocuklarımızın katili ben değilim, evlendiğin kadındır.”
Farklı yorumlamalarda zaman zaman bir zalim, zaman zamansa bir mazlum olarak betimlenen Media, psikoloji literatüründe de kendine bir yer edinmiştir. Bir annenin bilinçdışı olarak öz çocuğuna karşı nefret ve öldürme isteği duyması, Medeia Kompleksi olarak nitelenmektedir. Bu durumun altında yatan temel neden, kadının eşine karşı duyduğu büyük nefret ve intikam hissidir. Ağrılı cinsel birleşme, hamile kalmaktan korkma, bebeği emzirmek istememe gibi durumlar da söz konusu kompleksin çeşitli tezahürleri olarak ele alınabilmektedir.

Kaynakça:
Erhat, Azra, Mitoloji Sözlüğü, Remzi Kitabevi, 1984
Gürel Ş, Muter C (2007). Psikomitolojik Terimler: Psikoloji Literatüründe Mitolojinin Kullanılması. Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 7(1), 537 – 569.
Görsel Kaynakçası:
- Görsel: https://www.worldhistory.org/Psyche/
- Görsel: https://www.muzikguncesi.com/2015/07/asilin-olumu.html
- Görsel: https://tr.wikipedia.org/wiki/Fobos
- Görsel: https://www.soylentidergi.com/luna-antik-romanin-ay-tanricasi/
- Görsel: https://adastrapermundum.com/2019/11/06/oedipus-in-art/
- Görsel: https://www.thoughtco.com/nymphs-in-greek-mythology-118497
- Görsel: https://www.merriam-webster.com/wordplay/the-mythological-origin-of-panic
- Görsel: https://www.historicmysteries.com/medea/



Yorum gönder