ÇOCUKLARIN KANSERLE YAŞAM SÜRECİNDE: PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ 

Kanser tanısını aldıktan sonra yetişkinlerin bilgileri ve deneyimleri ışığında yaşamış oldukları bu süreçte kaygı ile baş etme evresini, uygun adımlar ile çocuklara nasıl aktarabildikleri kıymetlidir. Çünkü çocuklar, yaşam serüveninin başlangıcında olduklarından dolayı biz yetişkinlere göre kendi yaşamlarına dair bakışları daha umut doludur. Dolayısı ile yaşamın zorlu süreçlerini daha az kaygı ve endişe dolu geçirirler. Bu yazımızda kanser tanısı alındığındaki sürecin psikolojik evrelerini, çocuklara kanserin nasıl aktarılabileceğini, tedavi süresince çocuklara iyi gelebilecek neler yapılabileceğini, hastalık sürecinde çocuklara ve ailelerine psikolojik desteğin öneminden de söz ediyorken kanser hastaları ve hasta yakınları ile iletişim kurarken nelere dikkat edilmelidir den bahsediyor olacağız. 

Kanser tanısı alındığındaki sürecin psikolojik evreleri nelerdir?

Kanser kelimesi sözcük anlamından da anlaşılacağı üzere kulağa pek hoş gelmeyen, istenmeyen bir durumu çağrıştırır çünkü kişilerin tanıyı öğrenmiş oldukları ilk andan itibaren bilinç dışında beliren bir belirsizlik durumu söz konusudur. ‘’Süreç nasıl ilerleyecek? Tedaviye kısa vadede yanıt alınabilecek mi?’’ vs. gibi sorular ile zihin yolculuğuna çıkılabilmektedir. Bahsedilen süreçte yaşanılan duygu yoğunluğunun ve belirsizliğinin kişide etkisini gösterebileceği karmaşık duygu ve düşünceler içerisinde olabilmeleri son derece normal sayılabilmektedir. Tanı alındığındaki evreler şu şekildedir:

Şok ve inkâr (hastalığı kabullenememe): İlk olarak şok etkisi görülebilmektedir, kişi ne olup bittiğini anlamlandıramaz yaşanılan bu süreçte henüz duyguların açığa çıkmadığı, söylenenleri duyumsayamadığı ve gerçek ile yüzleşemediği terimleri kavrayamadığı dönemi kapsar. Şok süreci kişiye ve yaşantısına göre değişiklik gösterebilmektedir; kimisine göre birkaç saat kimisine göre birkaç haftaya kadar uzayabilmektedir. İnkâr ise kişinin var olan gerçeği kabullenememesi ile bilinç dışında tutulmasına atfedilen bir çeşit çaba ve savunma şeklidir. 

Öfke (neden ben?): Tanı alan hastaların inkâr ve şok sürecindeki hissizlik aşaması geçer ve yerini öfkeye bırakır. Kişinin kendisine ve çevresinde bulunan kişilere karşı kızgın olduğu, birtakım suçlamalarda bulunduğu ve sıklıkla öfkeli davranışlarda bulunduğu evredir. 

Pazarlık (şunu …yaparsam şu … şekilde yenebilirim): Kişinin hastalığına karşı uyum sağlaması için en önemli evresidir. 

Depresyon (nasıl baş edeceğim?): Tedavi sürecinin başlangıcından bir süre sonra depresyon süreci ile karşı karşıya gelinebilmektedir. Çünkü tedavi başladıktan sonra var olan bir hastalığı hiç yokmuş gibi görebilmek imkânsız hale gelmektedir. Bu süreçte kişi gündelik hayatındaki değişikliklerin beraberinde yaşamış olduğu sürece uyum sağlamayı ve nasıl baş edeceğini bilmediğinden yoğun kaygı, üzüntü, endişe ve geleceğe karşı umutsuzluk içerisinde olabilmektedir. 

Kabullenme: Kabul etmek umut ediyor olmaktan vazgeçmek anlamına gelmemektedir. Kişinin gerçeklik ile yüzleşmesine ve iyileşiyor olma metaforuna daha sıkı sarılabilmek anlamına gelirken, acı çekmediği endişe duymadığı anlamına gelmemektedir. 

Peki çocuklara, kanser hastalığı uygun adımlar ile nasıl aktarılabilir?  

Çocuklar ile iletişim kurarken mümkün olduğunca açık konuşabilmek ve gizlememek önemlidir. Çünkü çocuklar bilinmezlik ve belirsizlikten hoşlanmazlar onlarla konuşurken kısa, net ve anlayabilecekleri türden cümleler kurarak ifade etmek kıymetlidir. Çocuklara net bir şekilde ifade ederken ‘’Kanserin vücudun herhangi bir organ ya da dokusundaki hücrelerin kontrolsüz çoğalması ve büyümesi sonucu ortaya çıktığını’’ uygun ifadeler eşliğinde çocuğun ihtiyacına göre (oyun yolu ile veya konuşarak) anlatmak gerekmektedir.

Tedavi süresince çocuklara iyi gelebilecek neler yapılabilir? 

Çocuğa aylık veya haftalık olabilecek türden tablolar yapabilirsiniz, süreci ile ilgili hastane içerisinde yaşayıp görebileceği, doktorların nasıl bir tedavi uygulayabileceği ve hangi işlemlerden geçeceği hakkında her şeyi öncesinde anlatıyor olmanız önemlidir. Özellikle ‘’resimli şemalar ve yazılardan’’ yararlanabilirsiniz.

Hastane ve tedavi süresince çocuğun keyif aldığı etkinliklerden bahsedilebilir, ‘’hayal tablosu’’ oluşturulabilir bu sayede geleceğe yönelik istemiş olduğu birtakım etkinliklere karşı umut vaat eden programlar tasarlamış olabilirsiniz. 

Oyun çocukların yaşamı anlama şekli ve iyileştirici bir güç olarak kabul edilmektedir. Bu süreçte bir doktor çantasını edinebilir şu şekilde bir oyun kurabilirsiniz; ‘’Ambulans şoförü yaralı olan bir çocuğu hastaneye götürürken, bir hemşire veya bir doktorun çocuklara şefkat ile yaklaşıp yaralarını sararken’’ gibi çeşitli oyunlar kurabilir rolleri değişebilirsiniz.

Nefes egzersizlerinden yararlanılabilir. Çocuğunuza sabretme, bekleme alışkanlığı kazandırarak kendi duygularını daha rahat dışarıya vurma eğilimini sağlamasında yardımcı olabilirsiniz. 

Çocuk eğitim almakta ise eğer doktor izni de varsa okulda toplantılar düzenlenebilir. Çocuk hakkında hem arkadaşlarına hem de öğretmenlerine bilgi verilebilir eğer yüz yüze görüşüyor olması sakıncalı ise online görüşmeler ayarlanabilir veya telefonda sesli iletişim kurulabilmesinde yardımcı rolde bulunabilirsiniz. Bu sayede çocuğun tamamı ile hastane de tedavi gördüğü sırada sosyal çevresinden soyutlanmaması, dışarıda kurmuş olduğu sosyal yakınlık bağlarını kopartmamış olursunuz. Herkes gibi çocuklarında yaşamış oldukları zorlu süreçler de kendi yaşıtlarına yani akran desteğine ihtiyaçlarının olduğu gerçeği önemlidir. 

Çocuklarda son olarak her daim olduklarından isteksiz, öfkeli, kızgın veya küsüyor olması ile karşı karşıya gelinmektedir. Bu süreçte her duyguya karşı dirençli olunması gerekebilir çünkü ebeveynler çocuklar için sığınabilecek güvenli limanlardır, yaşanılan bu süreçte çocukları daha iyi anlıyor ve onların dilini daha iyi konuşabiliyor olabilmek önemlidir. 

Kanser hastası çocuklara ve ailelerine psikolojik desteğin önemi nedir?

Kanser psikosomatik bir hastalıktır. Yani psikolojik sebep ile vücut kronik stres altında kalmış olduğunda bağışıklık sistemi yetersiz kalabilmektedir. Psikolojik destek almak hastalığın seyrini, tanımını, ya da hissedilen acıyı değiştirmese de sizin ona desteğinizi ve durumla baş etmenizi kolaylaştırır. Bu da yaşam kalitesi anlamında hem hasta hem de hasta yakınları açısından oldukça faydalı olunabilmektedir.

Psikolojik destek verecek yetkinliği sağlanmış; psikolog, psikiyatrist ve psikoterapistler hasta veya hasta yakınlarına zaman zaman duygularında baş etme de zorluklar yaşayabileceği bilgisi verildiği takdirde, süreç ile ilgili uyum sağlama çabalarına ve kendi baş etme yöntemlerini bulmada yardımcı olabilmesindeki psikolojik destekleri son derece önemlidir. 

Kanser hastaları ve hasta yakınları ile iletişim kurarken nelere dikkat edilmelidir?

Kanser hastası çocuk ile veya ebeveyniyle konuşuyor ve dinliyor olmak kıymetlidir. Tedavi süreci veya diğer faktörlere bağlı olarak tedavi içerisinde yaşamış oldukları zorluklar değişiklik gösterebilmektedir. İlk olarak konuşmaya hasta yakınının ve hastanın başlamasına izin vermek hastalık hakkında konuşmak isteyip istemediklerini öğrenmek iletişim kurma aşamasında iyi bir seyir gösterecektir. 

Tavsiye vermekten, cesur ve güçlü olduklarını ifade etmekten, ‘’nasıl hissettiğini biliyorum ve anlıyorum’’ gibi ifadelerden kaçınmak gerekmektedir çünkü anlaması güç ve oldukça zor oldukları dönemden geçmektedirler. Bu dönemden geçmeyen birisinin ‘’anlıyorum’’ ile başlayan cümleler kuruyor olması empati yapamayacakları bir durum olarak adlandırılır, son olarak suçlayıcı cümleler kurmaktan da kaçınmak gerekmektedir. Örneğin; ‘’terli bir şekilde oynamasaydın hastalanmazdın’’ veya ‘’sigara içmeseydin hastalanmazdın’’ vs gibi kurulan cümleler hastanın veya hasta yakınının kötü hissedip utanmasına sebep verebilmektedir.

İlk Fotoğraf: Sıla Gazetesi

Yorum gönder