Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu
Genel Görünüm ve Tanı
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tanısı almış çocukların aileleri, sıklıkla akademik başarısızlık ile davranışsal ve sosyal sorunlar nedeniyle yardım ararlar. En temel yakınmalar; dikkati toplama ve bir işe odaklanmada güçlük ile yerinde duramama, kıpır kıpır olmadır. Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı’ nın son sürümünde (DSM-5) dikkatsizliğin baskın olduğu, aşırı hareketliliğin ve/veya dürtüselliğin baskın olduğu alt tipler yer almaktadır, üçüncü alt tip ise her ikisinin birlikte görüldüğü birleşik tiptir [Amerikan Psikiyatri Birliği (APA), 2013a]. DEHB tanısı alan çocuklarda dikkat eksikliğinin baskın olduğu tip en sık görülen alt tiptir, bunu birleşik tip ve aşırı hareketliliğin/dürtüselleğin baskın olduğu tip izlemektedir [Amerikan Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Akademisi ((AACAP), 2007; Wilcutt, 2012]. Bozukluğun tanı ölçütleri arasında; dikkatsizlik ve/veya aşırı hareketlilik/dürtüsellik belirtilerin 12 yaşından önce görülmüş olması, bu belirtilerin birden fazla ortamda (ör.; ev, okul, iş, sosyal ortamlarda aile dışından insanlarla birlikte iken) ortaya çıkması ve bu belirtiler nedeniyle çocuğun işlevselliğinde kayıp ya da azalma olması yer almaktadır (Amerikan Psikiyatri Birliği, 2013a).
Dikkatsizlik ile ilgili güçlükleri olan çocuklar, sıklıkla dikkati toplamakta güçlük çekerler, ders çalışamazlar, dalgınlık yaşarlar, sınıfta dersi dinleyemezler, dersi dinlerken başka şeylerle meşgul olurlar; ödevlerinin başına oturmakta, bir işe başlamakta ve onları tamamlamakta zorlanırlar; dış uyaranlarla kolayca dağılabilirler; eşyalarını, ödevlerini, verilen yönergeleri unutabilirler, bu nedenle aileleri onların “çok unutkan” olduklarını söyleyebilirler; dikkatle ilgili sorunları öğrenmelerini güçleştirebilir. Aşırı hareketli ya da dürtüsel olan çocuklar ise genellikle yerinde duramayan oturduklarında bile kıpır kıpır olan, sınıf düzenini bozan, çok konuşan, başkaları konuşurken, oyun oynarken ya da bir iş yaparken düşünmeden araya giren ve sırasını beklemekte zorlanan çocuklardır. Bu çocuklar, arkadaşlarının oyunlarını böldükleri, düşünmeden davrandıkları ve kurallara uymakta zorluk yaşadıkları için sıklıkla arkadaşlarıyla sorun yaşarlar. Aşırı hareketli ve dürtüsel oldukları için çoğu zaman düşünmeden hareket ederler ve sık sık ufak tefek kazalar anlattıkları için “sakar” diye nitelenebilirler.
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu İçin DSM-5 Tanı Kriterleri:
- Dikkatsizlik (gelişimsel düzeye uygun olmayacak şekilde en az altı aydır devam etmekte)
- Ayrıntılara dikkat edememe, okul ya da iş ile ilgili görevlerde dikkatsizliğe bağlı hatalar yapma
- Dikkati sürdürememe, dış uyaranlarla kolayca dağılma
- Kendisine söyleyeni dinleyememe
- Verilen yönergeleri izleyememe, verilen görevleri tamamlayamama
- Zihinsel çaba gerektiren işlerden kaçınma
- Eşyalarını kaybetme, unutma
- Günlük işlerde verilen görevi unutma
- Aşırı hareketlilik ve dürtüsellik
- Oturduğu yerde kıpır kıpır olma, elini ayaklarını oynatma
- Sınıfta, iş yerinde yerinde oturamama, kalkıp dolaşma gereksinimi
- Yerinde duramama koşma, zıplama, tırmanma ihtiyacı
- Derste ya da etkinliklerde sessiz kalamama
- Aşırı konuşma
- Sıra bekleyememe
- Sohbet sırasında karşıdakinin sözünü kesme, başkalarının sohbetinde araya girme
- Kendini durduramama, aklına gelen davranışı anında yapmak isteme
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu İçin DSM-5 Tanı Kriterlerince Tanı Ne zaman Konulabilir ?
Çocuğun en az 6 yaş ve üzerinde olması, mevcut belirtilerin en az 6 aydan uzun süre görülmesi gerekmektedir.
Etiyoloji
DEHB’ nin genetik kökenli bir bozukluk olduğuna ilişkin bulgular artmaktadır (Akgün, Tufan, Yurteri, ve Erdoğan, 2011; Faraone ve Mick, 2010). Diğer nörobiyolojik etkenler arasında en önde gelenlerin doğum öncesi etkenler ve düşük doğum ağırlığı olduğu bildirilmektedir (AACAP, 2007). Doğum öncesi etkenler arasında minimal derecede merkezi sinir sistemi hasarına yol açan toksik, metabolik ve dolaşımla ilgili nedenlerin yanı sıra erken bebeklik döneminde merkezi sinir sistemini etkileyen enfeksiyonlar da söz konusu olabilmektedir.
DEHB’ nin gelişiminde psikososyal etkenler araştırıldığında, bunları bozukluğun ortaya çıkışında temel bir etkiden çok hazırlayıcı ve ortaya çıkışını hızlandırıcı etkiler olarak değerlendirilmek daha uygun olabilir. Kurum bakımında ya da istismara maruz kalmış çocuklarda erken yaşlarda görülen ağır yoksunluk DEHB ile ilişkilendirmektedir (Brown ve ark., 2017, Jimenez, Wade, Schwartz-Soicher, Lin ve Reichman, 2017). Aynı çalışmalarda parçalanmış aileler, duygusal yoksunluk, zorlayıcı yaşam olayları , ekonomik zorluklar ve anne babalardaki psikiyatrik sorunlar DEHB ile ilişkilendirilirken anne babaların çocuk yetiştirme tutumlarının DEHB’ nin ortaya çıkışıyla ilgisi kanıtlanmış değildir. Benzer şekilde gıda ve katkı maddelerinin DEHB etiyolojisi ile ilişkili bilimsel kanıt yoktur (Arnold, Lofthouse Hurt , 2012).
Tedavi
DEHB’ nin tedavisinde en etkili olarak kullanılan medikal tedavi stimulanlardır.
Stimulan: Merkezi sinir sistemine etki ederek farkındalığı, dikkati ve uyanıklığı artıran ilaçlar ya da maddelerdir.
Stimulanlara yanıt alınamadığında ya da eşlik eden başka psikiyatrik bozuklukların olduğu durumlarda noradrenarjik gerialınım inhibitörü olan atomoksetin kullanılmaktadır. (AACAP, 2007; Grant ve Potenza, 2004; Savcı ve ark, 2019). Çocuk, ergen ve erişkin DEHB hastalarına verilen bu ilaçlar mutlaka bir çocuk ya da erişkin psikiyatri uzmanı tarafından yazılmalı ve onların kontrolü altında kullanılmalıdır.
İlaç tedavisinin çocuklarda fark edilir düzeyde davranışsal değişim, motor, dikkat ve dürtü kontrolünde gelişme, öfke patlamalarında azalmaya neden olduğunu deneyimlemişlerdir.
DEHB’ nin tedavisinde ilaca ek olarak psikososyal tedaviler de oldukça yarar sağlamaktadır (Montoya, Colom ve Ferrin, 2011). Aileye ve çocuğa/ergene verilen psikoeğitim, DEHB’ nin olası nedenleri, belirtileri, eştanı, tedavileri, ilaç yan etkileri ve gidiş hakkında bilgileri içermelidir. Bu eğitsel süreç içerisinde çocuğun güçlü ve zayıf yönleri, bozukluğun aile bireyleri üzerinde yarattığı etkiler ele alınabilir, hedef davranışların belirlenmesi, etkin bir ödül sisteminin yerleştirilmesi gibi yöntemler ailelere öğretilebilir. Davranışçı terapi ve sosyal beceri eğitimi ile çocuklara problem çözme, öfke ve hayal kırıklığıyla başa çıkma, devamlılık ve sosyal beceri tekniklerini öğretilebilir. İlaç tedavisiyle birlikte uygulanan davranışsal tedavinin sadece ilaç ya da sadece psikososyal tedaviye oranla daha fazla düzelmeye yol açtığı bulunmuştur (Hecthman, 2005). Son yıllarda çalışma belleği ve yürütücü işlevlere yönelik bilişsel eğitim programlarının etkililiği üzerine yapılan çalışmalarda görsel ve sözel çalışma belleği üzerinde olumlu etkiler rapor edilirken; dikkat, dürtüsellik ve akademik performans üzerinde bir etki gösterilmemiştir (Savcı ve ark., 2919).
Kaynaklar:
Öne Çıkan Görsel; https://disleksiozelogrenmedernegi.org/dikkat-eksikligi-hiperaktivite-bozuklugu/
Tuna, Ezgi & Demir, Öznur. “Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu”. DSM-5’e Göre Anormal Psikoloji Tanısal El Kitabı (2013). 455-459.



Yorum gönder