Greenwashing ya da Yeşile Boyamak Nedir?

Ekolojik sorunların görmezden gelinemeyeceği bir dönemde yaşıyoruz. Bunu kabul etmek belki varılacak sonu değiştirmeyecek ama en azından mücadele etmedik de demeyeceğiz. Ekolojik krizin olduğunu kabul etmeyenler ya da insanın bunu çözemeyeceği düşüncesiyle “koy vermişler” yazının bundan sonrasını okumasa da olur, sözüm onlara değil. Ama hala vazgeçmemiş ya da hiç vazgeçmeyenler toplanın.

Ekolojik kriz kavramı her geçen gün hayatımızda çok daha fazla yer ediniyor. Gün geçmiyor ki insanların doğrudan ya da dolaylı şekilde neden olduğu ekolojik bir felaketi “doğal afet” adı altında ya da “iklim krizi sebebiyle” denerek neredeyse olağanlaştırılan bir felaket yaşamayalım. Doğada sebep olunan felaketin boyutlarını “yok diyenler ve koy vermişler ya da yenilmişler diyelim” geride kaldığı ve biz bize devam ettiğimiz için anlatmaya gerek yok, görüyoruz desek yeter herhalde. Elbette bu krizin ekolojik boyutu.

İnsanların ekolojik sorunlarla daha fazla ilgilenmesi ve bunu bir sorun olarak görmesi sadece bu insanların hayatlarında köklü değişikliğe sebep olmadı bu insanların çabası ve bilimsel kanıtlar sayesinde her geçen gün küresel politikaları belirleyen bir durum olmaya da evrilmiş durumda. Bu konuları merkeze alan siyasi oluşumlar, küresel kurumlar, uluslararası çabalar da artmış durumda. Bu sayede özellikle bilinçlenmenin artması ve gençlerin ilgisi umutları yeniden yeşertiyor. Ancak bu da olayın sosyal boyutu.

İlginçtir, ister devrim ister bağımsızlık, ister milli birlik isterse de dini yönetim istesin bu ifadeleri kullanan herkesin karşısında konumlandırdığı yapı kapitalizmdir. Arada emperyalizm de derler ama emperyalizm tanımlarını sorun ekonomiden başlayacaklardır yani temel karşıtlık kapitalizmdir. Bu kadar zıt yapıların ortak düşmanı nasıl aynı olabilir diye düşünebiliriz tabi ama şimdi değil.

Fotoğraf; uplifers.com

Devrim fiili devirmekten gelir. Karşısında bulunanı yıkmak yerine yeni çoğunlukla da farklı bir şey kurmak anlamında kullanılır. Yani devrim için kökten bir değişiklik yapmak zorunludur. Yukarıdaki kişilerden hangisi bu köklü değişimi yapmaya hazır ya da yapmak ister? Belki biri ama o da bu çoğunluğa erişir mi? Bu da başka yazının konusu.

Kapitalizmi her ne kadar salt bir ekonomik yapı olarak tanımlayamasak da ekolojik krizin ekonomik boyutunun kapitalizm ile organik bağları olduğunu söylemek mümkün. Ancak bu tekli bir ilişki değildir. Tek taraflı bir çıkarın şekillendiği ilişkidir, evet ama tekli bir ilişki değildir. Örneğin kapitalizmin ekolojik sorunlara sebep olduğu artık tartışılmadan kabul edilmiş durumda. Duyduğunuz tartışmalar ise aslında çözüm konusunda yeşil kapitalizm imkansızdır diyenler ile evet sorunu kapitalizm yarattı ama çözse çözse yine kapitalizm çözer diyenler.

Çözümün kapitalizmden geleceğine yönelik düşünce neredeyse ekolojik hareket kadar eski. Aslında 1972’de BM tarafından gerçekleştirilen Stockholm konferansının “Çevre Konferansı” yerine “İnsan Çevresi Konferansı” olarak yapılması tartışmada ikincilerin galibiyeti olarak bile okunabilir.

Fotoğraf; etcetera.com

Süreç uzun, hızlanalım. Efendim Sovyetlere inat kapitalizm planlı kalkınmadan 90’larda sürdürülebilir kalkınmaya 2000’lerle sürdürülebilir gelişme derken baktılar her şeyin başına sürdürülebilirlik gelince durum sürdürülebilinemiyor, yukarıda saydığım değişim isteyen kişiler de bir türlü değişmiyor kapitalizm yeni bir değişime geçti. 2012 Rio+20 ile eskimiş bagajlardan kurtularak yeşil ekonomiye geçti.

Yeşil ekonomi kendini en iyi greenwashing/yeşile boyamak, –mış gibi yani yeşilmiş gibi kavramında bulur.

Greenwashing özetle “Yeşil boyama, bir şirketin ürünlerinin nasıl daha çevre dostu olduğu hakkında yanlış bir izlenim verme veya yanıltıcı bilgi verme süreci” olarak tanımlanabilir.

Bu aslında kapitalizmin bir yandan ekokıyıma sebep verirken öte yandan bu soruna karşı mücadele eden kişileri memnun etmek, “bağlamak”, piyasa içinde tutmak için geliştirdiği bir çözüm. Plastik poşetleri değil ama plastik poşetlerin bedava olmasını yasaklamak gibi düşünün.

Siz düşüne durun ben önümüzdeki yazıda greenwashing yapan 10 şirketi yazmaya başlayayım. Kimler yok ki Volkswagen’i duymuşsunuzdur zaten, Coca-Cola, Nestle… Daha kimler kimler…

Yorum gönder