Kıyaslanmak, Kıyaslamak
Her birimiz çocukluk ya da ergenlik anılarımızın arasından minik bir kıyas durumu hatırlarız. Bu kardeşimizle, yakın arkadaşımızla, sınıfın en çalışkanıyla, kuzenimizle ya da ebeveynlerimizin çocukluğuyla olabilir. Hatta bazen yoldan geçen birinin yürüyüşü ile dahi kıyaslanmış olabiliriz. Bu davranışı genelde aile üyelerimiz, akrabalarımız, öğretmenlerimiz ya da herhangi yakın biri yapmış olabilir ki hala da yapılıyor olması mümkün. Belki günlük hayatta kıyası kullandığımız alanlar dahi olmuştur. Bu cansız varlıklar için dahi genel geçer bir durum. Mesela bir mobilya dükkanı önünden geçerken gördüğümüz bir oturma takımıyla kendi evimizdekini, mağazada gördüğümüz bir çantayla o an bizde olanı, yeni çıkan bir bilgisayar ile o an kullandığımız bilgisayarı… Bu örnekler uzar gider fakat burada dikkat etmemiz gereken bir fark var ki o da; bilgisayarınızı değiştiğinizde artık kullanmadığınız bilgisayarınız size bunu neden yaptığınızla alakalı kızgınlık duymaz ya da yeni bilgisayara olan hayranlığınızdan dolayı size kırılmaz. Fakat kıyaslandığımız bir ana gidersek, o an neler hissetmiştiniz hatırlıyor musunuz? Belki kırılmış fakat hırslanmış belki bu sayede daha çok çalışmış olabilirisiniz. Belki de tam tersi ümitsizliğe kapılmış çalışmalarınızda daha da azalma gözlemlemiş olabilirsiniz. Peki bu olasılıklar silsilesinde sağlıklı bir verimin varlığından söz edebilir miyiz? Kıyasın mevcut olduğu noktada içimizde bir yerlerde kıyaslandığımız kişiye yetişemeyecek kaygısı, onun bizden hep daha iyi olduğuna dair umutsuzluk, belki o kişi ya da şeye karşı bir kin belki de bir hayranlık. Bu noktada bize ayrılan alan kalmamış oluyor ve aslında gayemiz kıyaslanılana benzemeye yönelik iç güdüsel duygu, düşünce ve davranışlar haline geliyor. Böylelikle başarımızın amaçlandığı bir kıyaslama bizi iç süreçte kendimiz için değil kıyaslandığımız kişinin önüne geçebilmek ya da kıyaslama yapılanın hoşuna gidiyor olmak için çabaladığımız bir döngüye koyuyor. Bu her zaman böyle olur demiyorum fakat kişide bırakılan etkinin iç yüzü genel olarak yine kıyas ya da öze olan güvensizlik şeklinde olabiliyor. Sonucunda kazanılan başarı ise sağlıklı olma noktasında tereddütlü hale girebiliyor.

Biriyle kıyaslanma genel olarak çocukluk ve ergenlik dönemlerinde rastlansa da yetişkinlik dönemlerinde etkisi başkalarını ya da kendini kıyaslama şeklinde kalıyor. Çocukluk döneminde kıyaslanmış olan kişi ya bu davranıştan sıyrılarak kendi benliğine yaklaşıyor ya da aynı oranda kıyas yapmaya devam ediyor, hem kendini başkalarıyla hem de başkalarını başkalarıyla… Bu noktada bazen geçmişte hiç kıyas görmemiş fakat özgüven noktasında sıkıntı yaşayan bireylerde bu durum yetişkinlikte baş göstermeye ve bu davranışı hayatına yerleştirmesine sebep oluyor. Velhasıl kelam, geçmişte kıyaslanmış ve şimdi ise kendini sürekli başkalarıyla ve başka durumlarla kıyaslıyor olabilirsin, kıyasla mücadele ettiğimiz noktalar için birkaç küçük hatırlatma yapmak istiyorum;
- Öncelikle kıyas yaptığın kişiyle hayat standartlarının, şartlarının, olanaklarının aynı olmadığını fark et.
- Senin hayatının biricik ve hayat zorluklarının, duygusal dönemlerinin herkesten farklı olduğunu hatırla.
- Başkasının şartlarıyla aynı şartlarda olsan dahi parmak izlerimiz gibi tamamen farklı bireyler olduğumuzu ve deneyimlediğimiz hayat deneyimlerinin de oldukça etkin olduğunu unutma.
- Hayatın imkanlar ve fırsatlar denizi olduğunu, onlara açık olmak içinde kendini gerçekleştirmeye odaklanmanın ve başka yaşam etkilerini sınırlarla çizmenin ne kadar sağlıklı olacağını gör.
- Ve son olarak illaki bir kıyaslama yapacaksan bunu kendinin bir önceki halinle kıyasla ki bu noktada karşına iki durum çıkacak;
Önceki halinden çok daha gelişmiş ve kendine bir şeyler katmış olacaksın. Ki bu da sana aslında yetersiz olmadığını, önünde başarabileceğin birçok yol olduğunu ve bunu geçmişte de başarmış olduğunu gösterecek.
Bir diğer durum ise, önceki halinle yaptığın kıyaslamada stabil ya da sana göre geride kalmış olman. Bu durumda ise deneyim kazanmış olup yeni bir sen ve yeni bir yolla devam ediyor olacaksın. Çünkü başaramamış olmak bir daha başaramayacağın ve başka seçenek olmadığı anlamına gelmez.



Yorum gönder