Marmara Denizinin Müsilaj İle İmtihanı

2021 yılı Marmara Denizi için adeta imdat çığlığı anlamına gelen müsilaj sorunu ile geçti. Geçen bir yılda ciddi çabalar olmasına karşın İstanbul ve Marmara Denizi’ni çevreleyen kentlerin kalıtsal sorunları ortada ve çözülmekten maalesef uzak görünüyor. Özellikle bu kentlerin ve Marmara Denizi’nin kirlenmesinde doğrudan rol alan atık sorunu ise hala çözülmüş değil. Hal böyle olunca 2022 yazına bir hatırlatma ile girmenin zorunluluğu ile müsilaj sorununu hatırlatmakta yarar var.

Müsilaj Nedir?

Müsilaj ya da halk arasında bilinen adıyla deniz salyası yüksek derecede azot ve fosfor girdisi sonucu deniz ortamında oluşan mikroorganizmaların aşırı artış göstererek ortama salgıladıkları organik bileşiklere denir.

Müsilaj Nasıl Oluşur?

Müsilaj oluşumu üç çevresel faktöre dayanmaktadır: sıcaklık (iklim değişikliği etkisi ile birlikte), deniz suyundaki durağanlık, azot-fosfor bolluğu. Deniz suyu sıcaklığının yükselmesi ve denizlerin durgunlaşması (dalga olmaması) deniz salyasına neden oluyor. Bununla birlikte çevre kirliliğinin denizlere yansıması, denizlerdeki kirliliğin ve atıkların çoğalması deniz salyasının oluşmasına neden olan alglerin de hızla çoğalmasına neden oluyor.

Marmara Müsilajı

Marmara Denizi’nde yaşanmakta olan müsilaj gibi deniz, göl, baraj vb. alanlarda yaşanan ötrofikasyon, alg patlaması vb. sorunlarının iki temel sebebi bulunuyor. Organik yükün artması ve sıcaklığın bu canlıların üremesi için en elverişli seviyeye ulaşması. Bu iki ön koşula akıntı ve rüzgar gibi su hareketlerinin azlığının da eklenmesi, deniz salyası ya da müsilaj olarak adlandırılan sorunların gözle görülür bir şekilde açığa çıkmasına sebep oluyor. 

Neden Ortaya Çıktı? 

Müsilaj ya da deniz salyası oluşumu, Akdeniz’de ilk defa 1729 yılında belgelenmiş, özellikle geçtiğimiz 30 yılda artan sıklıklarda gözlenmeye devam etmiştir. Marmara Denizi’nde ise en belirgin müsilaj oluşumu 2007 yılında görülmüştür. 2007’deki deniz salyası birikimi, İzmit Körfezi’nden Çanakkale Boğazı’na kadar yayılmış ve yakın zamanda karşı karşıya kaldığımız duruma benzer bir şekilde, ağır sanayi atıklarından etkilenen ve akıntının Marmara Denizi açıklarına göre daha yavaş olduğu İzmit Körfezi’nde daha uzun süre ve yoğun bir şekilde kalmıştır.

2021’deki müsilaj oluşumu ise önceki yıllarda yaşananlara göre daha yoğun olarak gerçekleşmiştir. Bu durumun temel sebebi olarak birkaç etmenden bahsedilebilir. En önemli iki etmen; küresel ısınma ve atık su yönetimidir.

Küresel Isınma; kirlilik yükü yüksek denizel alanlarda yaşanan müsilaj gibi zararlı alg artışlarının oluşumu ve yayılımı üzerinde küresel ısınmanın doğrudan etkisi bulunmaktadır. Akdeniz’de görülen iklim anomalileri ile müsilaj artışlarının doğrudan eşleştiğini gösteren çalışmalar mevcuttur. Konu ile ilgili yapılan araştırmalar küresel iklim değişikliği nedeniyle ılıman olarak bilinen Akdeniz’in su sıcaklığının arttığına ve tropikalleşmeye başladığına işaret etmektedir.

Atık Su Yönetimi; günümüzde İstanbul sınırları içerisinde Marmara Denizi ve Boğaz’a doğrudan etki eden toplam 23 atık su arıtma tesisi bulunmaktadır. Özellikle Boğaz kenarında bulunan ve 90’lı yıllarda devreye alınan Kadıköy, Baltalimanı, Beykoz gibi eski tesislerde şu anda yalnızca ön arıtma yapılabilmektedir. Denetimsiz deşarjların yapılması ve İstanbul dışındaki şehirlerin deşarj noktaları da müsilaj oluşumunun yoğunluğunu artırmaktadır. 

Marmara Denizi Müsilaj Haritası

Marmara Denizi’nde gözlemlenen deniz salyası, zaman içerisinde yetersiz atık su arıtımı, sanayi faaliyetleri ve iklim değişikliği sebebiyle artış göstererek belirgin hâle geldi. Bu artış sonucu 2021 yılında gerçekleşen deniz salyası felaketi, Marmara Denizi’nin ekosistemini tehdit edecek boyutlara ulaştı. 2021 itibarıyla deniz salyasının ekosisteme, deniz canlılarına ve Marmara Denizi’nin biyoçeşitliliğine olan olumsuz etkileri halen sürmektedir. 

Deniz salyasının Marmara Denizi’nde bu denli yoğunlaşmasının ana sebepleri arasında Marmara Denizi’nin durgun yapısı, artan sıcaklıklar, denize boşaltılan ve deniz salyasının çoğalmasına sebep olan girdiler bulunmaktadır.

29 Ocak 2021

Müsilaj oluşumu ilk olarak ocak ayında rahatlıkla gözlemlenebilir hale geldi.

19 Mayıs 2021

Mayıs ayı ortasında ile şu ana kadarki en yoğun deniz salyası yayılımı gözlemleniyor. Bu gözlemler sonrasında temizlik çalışmaları başlatılıyor.

21 Haziran 2021

Haziran ayının ortalarında, İstanbul’da Anadolu yakası kıyıları en yoğun müsilaj oluşumuna tanıklık ediyor.

26 Temmuz 2021

Temmuz ayında ise deniz yüzeyinde görülen müsilaj gövdelerinin büyük oranda kaybolduğu görülebiliyor. Çoğu kişi bu durumu temizlik çalışmalarının sonuç vermesine yorsa da, bilim insanları denizin altında durumun hala kritik olduğuna işaret ediyor.

Etkileri

-Denizlerdeki fauna ve florayı* ciddi derecede etkiler, fotosentezi engeller.

-Canlıların yaşayacağı, üreyeceği oksijen miktarını düşürür.

-Deniz içindeki yararlı besinleri içine hapseder.

-Yapışkan yapısıyla ışığı engeller, böylece deniz tabanındaki yaşamı da boğar.

-Bunların sonucunda pek çok canlı türü ölür, kalanları da suyu terk eder. 

-Zararlı bakterilerin çoğalmasına neden olur, bu da insan sağlığı açısından zehirlenme, hastalık yapma gibi yan etkilere sebep olur.

Nasıl Engellenebilir?

-Sanayi atıkları başta olmak üzere kirliliğin azaltılması

-Atık suların arıtılması, atık su arıtma tesislerini ileri teknoloji arıtma yöntemleriyle entegre etmek

-Evsel ve endüstriyel atıkların deşarj edilmesi

-Deniz çevresindeki arazilerde iyi tarım uygulanmasına geçilmesi 

-Balıkçılığın durdurulması

-Deniz salyasının yararlı bakteriler ile ortadan kaldırılması, denize reaktif oksijen dozajlanması ve salyanın deniz yüzeyinden toplanması

Temizlik İçin Neler Yapıldı / Yapılıyor?

Deniz yüzeyinden pompalı sistemler aracılığıyla toplanan müsilaj bertaraf edilmesi için arıtma sistemlerine taşındı. Denizdeki oksijen seviyesini arttırmak için belirlenen pilot bölgelerde denizin 30 metre derinliğine oksijenlendirme cihazları yerleştirildi. İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi, yüzeydeki müsilajı deniz bakteri izolatlarıyla temizlemeyi başardı.

* “Flora” ve “Fauna” terimleri bir coğrafi bölgenin bitki türleri ve vahşi yaşamını tanımlamak için kullanılan kolektif terimlerdir.

 

Kaynaklar;

Marmara.İstanbul.com

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (ÇED)

Türkiye Bilimler Akademisi

Yorum gönder