NEDEN PLASTİK?

Plastik kullanımı, modern tarihin çevresel krizine sebep olan sorunlarından birine dönüşmüş durumda. Kullanımının oldukça yaygın olması, geri dönüşüm uygulamalarını çok önemli kılıyor. Bu kadar önemli olmasının temel nedeni çevreye verilen zararın kısmen dahi olsa engelleyebilecek olmasından kaynaklanıyor. Yine de bu durumun yeterli ilgiyi gördüğünü söylemek mümkün değil.

WHY Vakfı plastiği yakından takip ettiği üç yıl süren araştırmalar sonucunda “Why Plastic?” adlı belgesel yayımladı. Belgesel plastik hakkındaki gerçekleri yüzümüze sert bir şekilde vuruyor. Belgeselin ilk bölümü Geri Dönüşüm Efsanesi (The Recycling Myth), geri dönüşümün bize sunduğunu sandığımız öykünün aksine gerçek seyrini paylaşıyor.

Projenin yapımcısı Tristan Chytroschek; “Plastik atıklarımıza ne olduğunu incelerken, kısa sürede fark ettik ki kazancı arttırmak için yalnızca illegal yollarla dünyanın dört bir yanına atık gönderen bir kara koyunla uğraşmıyoruz” diyor ve ekliyor, “Aksine, plastik atıkların yakılması, ihraç edilmesi ve boşaltılması multi-milyar dolarlık bir endüstri. Buna iyi bilinen, itibarlı geri dönüşümcüler ve hızlı tüketim markaları da dahil. Hepsi, bu sözde döngüsel ekonominin aslında ne kadar işlevsiz olduğunun farkında. Bu yüzden rüşvet, dolandırıcılık ve büyük ölçekte yeşil aklamayı kısa sürede keşfetmemiz hiç de şaşırtıcı değil.” 

Fotoğraf; Greenpeace

Why Plastic?’in yöneticisi Mette Hoffmann Meyer, plastik sorununu karşılaştığımız en üzücü sorunlardan biri olarak görüyor: “Plastik ile ilgili en korkunç şey, hayal bile edilemeyecek miktardaki üretim” diyor “Denizlerimize, havaya ve sağlımıza zarar veriyor ve bu zarar geri döndürülemez.”

Araştırmalara bakılırsa aynı kalitede dönüştürülebilen plastik oranı yalnızca %2. %8’lik kısmı ise orijinal üründen daha düşük kaliteye sahip olarak dönüştürülüyor. Peki geriye kalan %90’a neler oluyor? Maalesef çöp sahalarında birikerek doğaya karışıyor ya da yakılıyor. Okyanuslarda ise durum farklı değil. Okyanuslarda şuan 75 ila 199 milyon ton plastik olduğunu tahmin ediliyor. Yazının başında da belirtildiği gibi geri dönüştürülen plastik sanılanın aksine bir satış stratejisi gibi duruyor. Çoğu şirketin reklam ve kampanya olarak öne sürdüğü bu strateji ise maalesef oldukça yanıltıcı. ABD’de yapılan araştırmaya göre 2014 yılı geri dönüştürülen plastik atık %9.5 iken bu oran 2021 yılında %5’e düşmüş durumda.

Markalara bakılınca da Plastikten Kurtul Organizasyonu’nun ard arda dört yıl yaptığı yıllık marka denetiminde, Coca Cola en büyük plastik kirletici olarak birinciliği almış durumda. En büyük plastik kirlilik suçlularından biri olan şirketin ‘Atıksız Dünya’ stratejisini araştıran, Coca-Cola’nın Plastik Vaatleri geri dönüşümle açtıkları hasarı onaracaklarına olan iddialarının asılsızlığını gün yüzüne çıkarıyor. Yapımcı Alan Hayling, konuyla ilgili, “Coca-Cola ve diğer içecek üreticileri tarafından günlük, haftalık, aylık ve yıllık olarak üretilen şişelerin hacmine ilişkin rakamlar sıradışıydı.” şeklinde açıklıyor.

Fotoğraf; Greenpeace

The Recycling Myth’in arkasındaki film yapımcıları için belgesellerinin amacı basit; “Bir süpermarkete giren herkesin gözlerini açıp düşünmesini istiyoruz: Ne kadar plastiğe ihtiyacım var? Geri dönüşüm sembollerine inanıyor muyum? Süper hızlı, kullan-at bir dünyada yaşamak istiyor muyum? Karlılığı  artırmak için ürünleri doğa dostu gibi gösteren bir endüstri tarafından kandırılmayı kabul ediyor muyum?”

Hayling’in verdiği örnek, aynı zamanda baskı uygulamakla da ilgili: “Sanırım kamuoyu üzerinde bir etki yaratabiliriz – bu da politikacıların sorunu ciddiye alma isteksizliğini yavaş yavaş ortadan kaldıracaktır. İkincisi, umarız ki filmi izleyen idareciler üzerinde bir etkisi olacaktır – ancak sorunu çözmek için petrol ve plastik, yiyecek ve içecek endüstrilerinin öz düzenlemesine güvenemeyiz, geri dönüşüme de güvenemeyiz.” 

WHY PLASTIC? küresel bir medya kampanyasıdır. Filmler şu anda hem yayıncılar hem de Greenpeace International gibi kuruluşlar tarafından gösteriliyor ve dünya çapında plastiğin yıkıcı etkisini daha iyi anlayacak 100 milyondan fazla kişiye ulaşıyor. “Bilginin güç olduğuna inanıyoruz. Belgesel film, önemli bilgileri iletmemize ve farkındalığı yaymamıza yardımcı olan bir araç” diyor baş yapımcı Mette.

Fotoğraf; Londra Gazete

Hepimizin bildiği geri dönüşümün en iyi çare olduğuna dair yanılgı bize tek çare kaldığını gösteriyor, plastik kullanmamak. Yapımcılarında belirttiği gibi kullan-at gibi oldukça pratik ve zaman kaybını azaltan çözümlerin geleceğe dair verdiği vaat ne yönde? Geri dönüşüme dahi güvenebilme payımız %10 niteliğineyken %90’lık kısım bizim ellerimize bırakılıyor aslında. Tek başıma ne yapabilirim, çözüm olamam diye düşünüyor olabilirsiniz fakat kapı önümüzü süpürmediğimiz bir sokağın kirliliğinden yakınamayız değil mi? Çözüm oldukça basit zaman kullanımı noktasında daha uygun ayarlamalar yaparak ve doğaya dahil olduğumuzu unutmayarak plastiği tamamen uzaklaştırıyor olmak. Aynı zamanda editör tavsiyesi olarak, plastik kirliliğine büyük ölçüde katkı sağlayan şirketlere dair oluşması gereken yargıda bir çözüm olabilir:) Sistemin içine dahil olup doğaya sistemden arta kalan olarak bakarsak yıkım er ya da geç bizi de vuracaktır.

Kaynak; Greenpeace, Yuvam Dünya

Yorum gönder