Tim Burton’ın ‘Büyük Balık’ Filmi: Sembollerin Derinliklerinde Bir Psikanalitik Keşif

Filme Genel Bakış

Tim Burton’ın “Big Fish” (Büyük Balık) filmi, Daniel Wallace’ın aynı adlı romanından uyarlanmış bir fantastik drama filmidir. 2003 yapımı bu film, gerçeklikle fanteziyi harmanlayan bir hikâyeyi anlatır.

Film, Edward Bloom adındaki bir adamın oğlu Will Bloom ile olan karmaşık ilişkisine odaklanır. Edward, yaşamı boyunca fantastik hikayeler anlatan ve her anını büyüleyici bir şekilde sunan birisidir. Ancak Will, babasının gerçekten ne olduğunu ve hikayelerinin arkasındaki gerçekleri merak eder. Film, Will’in babasının ölümünden sonra babasının hikayelerini çözmeye ve babası hakkında daha fazla bilgi edinmeye çalışmasını anlatır.

Hikâye, Edward’ın gençliğinden itibaren başlayarak onun hayatının dönüm noktalarını ve ilişkilerini keşfeder. Bu yolculuk, fantastik ve büyülü olaylarla doludur ve seyirciye gerçekle hayal arasındaki ince çizgiyi sorgulatır. Will, babasının hikayelerinin gerçek olup olmadığını anlamaya çalışırken, babasının hayatı ve maceraları hakkında daha fazla şey öğrenir.

“Big Fish,” hayatın gerçekliği ile hayal dünyasının gücünü, aile ilişkilerini ve gerçeklerle mitler arasındaki dengeyi ele alır. Tim Burton’ın karakteristik stilini taşıyan film, büyülü bir hikâye anlatımı ve duygusal derinlik sunar. Film, gerçek ve hayal arasındaki ilişkiyi ve aile bağlarını ele alırken seyirciyi büyülü bir yolculuğa çıkarır.

Görsel: MUBI

Psikanalitik Bakış

Tim Burton’ın “Büyük Balık” filmi, gerçeklik ile hayal dünyası arasındaki sınırı bulanıklaştıran sürreal bir anlatıyla inşa edilmiştir. Filmi psikanalitik bir perspektiften ele alırsak, kurgusal karakterleri gerçek karakterlerin sembolik temsilcileri olarak görmek mümkündür. Film, masalsı bir anlatı ile fantastik öğelerle zenginleştirilmiş olduğundan, bu filmi bir tür “rüya evreni” olarak yorumlamak da mümkün olabilir.

Sigmund Freud’un “Rüyaların Yorumu” kitabında belirttiği gibi, rüyaların bir açık ve bir gizli içeriği vardır. Filmde, Edward Bloom karakterinin anlattığı masalsı hikayeler açık içerik olarak kabul edilebilir. Açık içerik, kişinin rüyasında gördüğü ve hatırlayabildiği kısımdır. Ancak filmin gizli içeriği, temelde iki farklı gerçeklik temasını içerir. Bir yanda, baba olan Edward Bloom’un kendi gerçekliğini anlama arayışı vardır, diğer yanda ise oğlu, babasının anlattıklarına dair gerçekliği sorgular. Baba, hastalıkla yatağa düşmüşken nasıl öleceğini ararken, oğlu nasıl doğduğunu merak eder.

Filmin başlangıcı, Edward’ın oğluna masalsı bir hikaye olan doğumunu anlatmasıyla olur. Babanın, oğlunun doğduğu gün nehirdeki büyük balığı yakalama hikayesi, Will için gerçek değildir. Altın yüzükle yakalanmış dişi bir balık olan bu imge, Edward için farklı bir gerçeklik taşırken, oğlu için ayrı bir gerçeklik anlamına gelir. İncelememize Edward’ın anlattığı fantastik ögelerle dolu hikayeleri çözümlemekle devam edebiliriz.

Filmde, Edward’ın Ashton kasabasından ayrılmasının nedenini kendi kendisine yetememek olarak görürüz. Bu yolculuğunda ona eşlik eden dev Karl, bir ayağı sakat olan bir karakterdir ve zorlanarak yürür. Bu dev, sembolik bir anlam taşır. Edward, bu yolculuk sırasında kendisini eksik ve yetersiz olarak hisseder ve bu olumsuz özelliklerini Karl gibi bir karakterde yansıtır. Bu,“yansıtma” olarak adlandırılan bir savunma mekanizmasına örnek teşkil eder. Yansıtma, kişinin kabul etmek istemediği dürtüleri, duyguları, düşünceleri ve davranışları, başkalarına veya nesnelere atfetmesini ifade eder. Bu yolla, Edward kendi içsel çatışmalarını Karl üzerinden dışa vurur.

Filmde “yer değiştirme” savunma mekanizması da dikkate değer bir rol oynar. Bu savunma mekanizması, içsel dürtüleri tehlikesiz ve güvende olduğunu düşünülen başka nesnelere yönlendirme anlamına gelir. Filmde, dev Karl ve Edward’ın Ashton kasabasından ayrıldıkları sahnede bu savunma mekanizması açıkça görülür. Edward ve Karl, bir yol ayrımına gelirler ve Edward farklı yolları deneyip daha sonra tekrar buluşma önerisinde bulunur. Ancak Karl, bu teklifi reddeder çünkü Edward’ın ondan kurtulmak istediğini ve geri dönmeyeceğini düşünmektedir. Edward ise Karl’ın bu endişesini anlar ve onu kaybetme korkusunu yenmek için çantasını Karl’a bırakır. Karl’a, çantayı iyi saklaması ve kaybetmemesi için güvence verir. Bu, “yer değiştirme” savunma mekanizmasının bir örneğidir. Karl, Edward’ı kaybetme korkusunu çantanın güvende olmasına yönlendirerek, korkusundan kurtulur.

Edward, Ashton kasabasından ayrılırken şehrin anahtarını alır ve bu anahtarı boynuna asar. Yolculuk boyunca anahtarı her zaman yanında taşır. Daha sonra Edward, “Spectre” adını taşıyan gizemli bir kasabayı keşfeder. Spectre, sıcakkanlı ve güzel insanlarla dolu adeta sıcacık bir yuva gibidir. Spectre’de bulunduğu süre boyunca, Edward, ayakkabılarını asmasına yardım eden küçük kız Jenny dahil çevresindeki her şeyi çok sevmiştir. Spectre kasabasındayken bir nehir kenarında çıplak bir kadınla karşılaşır ve bir yılan balığı da bu kadına doğru yüzer. Edward, bu sahneyi görünce boynundaki anahtarla birlikte nehre atlar. Bu sahne, Edward’ın cinsellik ve aile içi ilişkilere olan merakının bir yansıması olabilir. Edward bu dönemde yaklaşık olarak 18 yaşındadır ve Freud’un psikoseksüel gelişim teorisine göre genital dönem içindedir. Genital dönem yaklaşık olarak 12 yaşında başlayan bedensel, cinsel ve psikolojik olarak belirgin değişikliklerin yaşandığı gerçek olgunlaşmayı temsil eden bir dönemdir. Edward’ın Spectre kasabasından gece yarısı ani bir şekilde ayrılması, ergenlik döneminde ailesinden bağımsızlık arayışını ifade edebilir.

Edward, ilerleyen bir zamanda Karl ile birlikte bir sirk topluluğuna tesadüfen rastlar ve orada ilk görüşte bir kıza aşık olur. Bu kıza dair daha fazla bilgi edinmek için sirk lideri Amos’un yanında çalışmaya başlar. Amos ile konuşmaya gittiğinde, Amos’un karavanından gelen tuhaf sesleri duyar ve karavanın içindeki hareketleri, cinsel bir ilişkiyi andırır. Karavanın kapısını açtığında ise Amos’un kurt adam olduğunu görür ve bu kurt adam hali Edward’a doğru saldırmaya başlar. Bu sahne, Edward’ın anne ve babasının cinsel ilişkisini yanlış yorumladığını sembolize etmektedir.

Görsel: Fanzade

Sigmund Freud’un üçüncü psikoseksüel gelişim dönemi olarak bilinen fallik dönem, yaklaşık 3-6 yaşları arasını içerir ve bu dönemde libido odağı genital organlardır. Freud’a göre, bu dönem cinsel kimliğin ve sağlıklı ilişkilerin temellerinin atıldığı önemli bir aşamadır. Çocuklar ebeveynlerinin cinsel ilişkisine tanıklık etmiş veya duymuş olabilirler. Burada, Amos’un saldırganlığı, Edward’ın anne ve babasının ilişkisini yanlış yorumladığını simgelemektedir. Edward, babasının annesine şiddet uyguladığını sanmış olabilir. Fallik dönemde, erkek çocuklar annelerine cinsel bir çekim hissi yaşarlar, ancak bu durumun babaları tarafından hoşgörülen bir şey olmadığını ve cezalandırılma korkusu taşıdıklarını düşünürler. Bu durum, Oedipus kompleksi olarak adlandırılır ve yanlış özdeşimden kaynaklanır. Erkek çocuk, erkek cinsiyetine özgü olan davranışlar kazanabilmek ve daha sağlıklı bir cinsel kimlik geliştirebilmek için baba ile özdeşim kurmalıdır. Sonuç olarak bu sahne, Edward’ın babasıyla sağlıklı bir özdeşim kuramadığını ve Oedipus karmaşası yaşadığını yansıtır.

Filmin sonunda Edward felç geçirir ve hastaneye kaldırılır. Bu sefer babası yerine Will babasına hikaye anlatır. Will, babasına ne şekilde öleceğinin hikayesini anlatmaya başlar. Babasını hastaneden kaçırır ve bir nehre götürür. Bu sahnede babası büyük bir balığa dönüşür. Filmin başında dişi bir balık olup anneyi temsil eden “büyük balık” bu sefer babayı temsil etmektedir. Film, psikanalitik bakış açısıyla incelenen sembollerle sınırlı olmakla birlikte, fantastik unsurlar da içerir. Ancak, asıl vurgu, baba-oğul ilişkisini gerçeklik ile hayal arasında anlatarak, hayal kurmanın ve hikayelere inanmanın güzelliklerini hissettirir.

Kaynaklar

Freud, S. (1991) Düşlerin Yorumu (Cilt I ve II). Kapkın, E. (Ed. ve Çev.). İstanbul: Payel Yayınevi. (Orijinal çalışma 1900 yılında yayımlanmıştır.)

McWilliams N. (2013). Psikanalitik Tanı, Klinik Süreç İçinde Kişilik Yapısını Anlamak. Kalem E. (Çev.). İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları. (Orijinal çalışma 1994 yılında yayımlanmıştır.)

Kapak Görsel: Düşünbil Portal

Yorum gönder