Usta Sensin

Kendine yabancılaşma sürecini anlattığım serinin ikincisi olan bu yazımda bu süreci oldukça etkilediğini düşündüğüm sosyal medya etkisine değineceğim.

Sosyal medya bilindiği gibi oldukça popüler olduğu bu dönemde insanların iş kaynağı olarak gördüğü bir sürece girdi. Bununla birlikte kullanım düzeyi daha da arttı ve akımlarla şekillen videolar, beğenilere göre biçimlenen fotoğraflar yayımlanmaya başlandı.

Bu etkiyle birlikte insanlar zamanının çoğunu Instagram, Twitter, Tiktok gibi uygulamalarda geçirip zaman kavramından uzaklaşmaya başladılar. Böylelikle aslında bu mecralarda paylaşılan hayatlar bize gerçeği yansıtıyor gibi gelerek karşılaştırma, özenme ve benzer içerikler üretme noktasında teşvik edici hale geldi. Beden algısından tutun, tatil planlarına kadar biçimlendirdiğimiz bir etki içine aldı. Vücudunu güzel bulurken oluşmuş olan ince bel algısı etkisiyle düşünce yapıları oraya doğru evrildi ve zaman tasarrufu da bu etkiyi gerçekleştirmek üstüne oldu. Bir tatil planı yaparken aslında küçük bir kamp tatili planladığın ve istediğin senenin başında, herkesin eğlence ve kalabalık sektörüne olan yoğunlaşması seni de bir anda kocaman, gürültülü, alkollü bir ortamın içinde insanlara bakarken kendini bulmana sebebiyet verdi.

Görsel: Psikomental

Herkesin zevkleri, giyimleri, tatilleri, eğlenceleri aynı popülerlik çizelgesinde oluşmaya ve şekillenmeye başladı. Genelleme yapmayı pek sevmem fakat akım şeklinde ilerlediğimiz bu döngüyü inkar etmekte pek benlik olmayacaktır. Tabiki sosyal medyadan olumlu şekilde etkilendiğimiz noktalarda mevcut, öğrendiğimiz bilgiler, yanlış ifade edilmiş toplum normları, doğaya karşı hassasiyet akımları, bunlardan çokça bahsedebilirim.

Sosyal medyanın değil de onu algılama şeklinin kişinin benlik algısına dair geliştirdiği olumsuz yansıma, kişinin kendinden uzaklaşmasına, beğenilerini bilmemesine, herkes gibi hareket edip, kendi düşüncelerinden uzaklaşmasına sebep oluyor. Genele bakıldığında oluşan o akımsal süreçlerin birlikte getirdiği süzgeçte ya kendimizi eliyor elde ettiğimiz sonuçla öz güvenimize yükleniyoruz. Ya da elden geldiği kadarıyla o süzgeçten geçmeye çabalıyoruz. Bu noktada kendimize yabancılaşmamız çok da önemsenen bir durum olmuyor.

Kısacası insanın kendine ait olduğunu bilmediği bir sürü nokta oluşurken, bildiklerini biçimlendirdiği bir sosyal medya algısı mevcut. Peki bu durumla nasıl baş edebiliriz?

Birçok şey sıralanabilir aslında fakat ilk olarak sosyal medyayı günlük ne sıklıkta kullandığınıza bakıyor olmanız önemli. Bu sıklık normalin üstünde seyrediyorsa zihninizin kendine ait algısının buna göre şekillenmesi kaçınılmaz olacaktır. Sosyal medya kullanımını azaltmak için günlük rutinlerinizde değişiklik yapabilir, anlık aktivitelerinize farklılık katabilirsiniz. Telefonda geçirdiğiniz vakti kendiniz için daha yararlı olduğunu düşündüğünüz aplikasyonlara yoğunluk vererek revize edebilirsiniz. Kullanımı kısıtlamak tabiki kolay olmayacak fakat minik adımlarla neden olmasın?

Görsel: Evimdeki Psikolog

Sosyal medyadan düzeyli bir uzaklaşma algınızı anında değiştirecek mi, tabi ki hayır. Bu noktada ise kendinizi tanımaya yönelik bir sürece istekli olarak giriyor olmak, yeni keşiflere atılıyor ve bunları size uygun olduğunu hissettiğiniz için yapıyor olmak, kendinize biraz daha yaklaşmanızı sağlayacaktır. Bunun için bazen günlük tutmak, bazen yalnız kalıp tüm dağınıklığı toplamak, bazen doğayla iç içe kalmak, bazen iç süreçte yıpratmayan fakat gerçekliğe götüren sorgular yapmak sizi kendinizi tanımaya daha da yaklaştıracaktır.

Halihazırda hala bir yoksunluk ve benlik karmaşası içinde hissediyorsanız bir uzmandan yardım almak faydalı olacaktır.

Unutma, kendine getirdiğin ve kendinden götürdüğün her şey senin sürecinde yoğruluyor. Usta sensin, fırına ateşi veren de…

İlk Görsel: Uplifers

1 yorum

Mert Atalay
Mert Atalay

Farkındalık adına güzel bir yazı olmuş, emeğinize sağlık.

Yorum gönder