Mary Ann Webster Aslında Kimdi?
Nasıl biri olarak anılmak istediğinizi hiç düşündüğünüz oldu mu? Anılmasını istediğimiz benliklerimizin, biricik temsiller olduğu inancına sahip miyiz? İçsel varlığımızın bütününü teşkil eden benliklerimiz, başkaları tarafından ne şekilde değerlendirileceğimizi etkileyebilir mi?

Fotoğraf: Mary Ann Webster-Akromegali semptomlarından önce/Boboscope
Akromegali tanısıyla bugünlere dek anılan Mary Ann Webster için düşünmeme neden olan bu durum, ‘’Dünyanın En Çirkin Kadını’’ ifadesinin Mary’nin isminden önce kullanıldığını görmem ile birlikle başladı diyebiliriz. Günümüzde tedavisi ve takibinin mümkün olduğu akromegali, 20. yüzyılın başlarında karşılığı bulunamayan bir tanıydı. Hâlbuki hipofiz bezi tarafından salgılanan büyüme hormonunun üretim artışı ile karakterize edilen akromegali; iskelet, yumuşak doku ve iç organ büyümesine neden olan nöroendokrin bir bozukluktu. Hastalığın standartlaşan görünümü, süreç içerisinde yavaşça gelişme gösterdiğinden Mary’nin fark edilebilir ilk şikâyetlerinin, kas ve eklem ağrıları olduğu görülse de migren ataklarına eşlik eden görme bozukluğu, ilerleyen orantısız büyümenin birer işaretleriydi. Hastalığın tipik görünümünü sebebiyle Mary’nin yeni görüntüsüyle tanınması, karşı konulamaz söylemlerin bugün halen Mary’nin anılmasında etkili olabilecek kadar güçlüydü. Yaklaşık 16 sene içerisinde tamamen değişen görünümü sebebiyle mesleğini sürdüremeyen Mary, hastalığın getirilerine karşı mücadelesiz kalmayarak sahip olduğu bu alışılmadık görünümü, “Dünyanın En Çirkin Kadını” adlı yarışmasına katılarak değerlendirmişti. 250 kişiyi sadece sahip olduğu görüntüsü sebebiyle eleyen Mary, kazandığı yüksek bütçeli ödül ile maddi açıdan sağlayacağı kazancı düşünerek ailesine karşı olan sorumluluğunu, her koşulda sürdürebilmişti. Hastalığı sebebiyle günden güne itibar kaydeden Mary, değersizleştirilmeyi hak ettiği düşünülen diğer insanları tanıyana kadar, öyküsünde belki de tekti.
Peki, ödülü kazanan Mary bu hikâye de neyiyle anılmayı hak etmişti?

Fotoğraf: Mary Ann Webster-Akromegali semptomlarından önce/Boboscope
Seçmenlerin en çirkin bulduğu bu kadın, aslında mevcut görünümünü istikrarlı bir kazanca dönüştürmüştü. Olağandışı görünümü, fark edilebilir bir duruma gelene kadar sevdiği eşini, saygı duyduğu işini ve hak ettiği itibarını kaybeden Mary, başkaları tarafından konulmuş yeni ünvanıyla artık baş başaydı. Ancak maruz kaldıklarıyla yetinmeyen Mary, devam edebiliyor olmanın inancı ile hakkında düşünülen fikirlerin önüne geçerek Amerika’nın Coney Adası’nda, Dreamland eğlence parkında düzenlenen ucube gösterileri için aldığı katılım davetini reddetmemişti.

Fotoğraf: Coney Adası, Dreamland Sirk Gösterisi/Newsner
‘’Doğanın Ucubeleri’’ olarak adlandırılan biyolojik nadirliklerin, yapımında tanınan isimlerden biri olan Sam Gumpertz tarafından davet edildiği bir insan sirkiydi. Mary’nin düzenli bir gelir kaynağı olarak kabul ettiği bu gösteri kültürünün geçmişi, 16. yüzyıl İngiltere’sine kadar uzanıyordu. Alışılmadık görünümlerin yeniden itibar kazandığı (!) inancıyla ilginç bulunan bedenlere özgü bu eğlence anlayışı, aşağılanmayı ve değersizleşmeyi ifade etmekteydi. Sıra dışı bulunmalarının yanında, ancak bir insan sirkinde olmayı hak ettiklerine yönelik bir motivasyonu aşılayan bu eğlence, çeşitli rahatsızlıkları ve anormallikleri sebebiyle seyircileri güldüren bu insanları, tek bir amaca yönelik çalıştırmaktaydı. Gösterilerin en vurgulu yönü ise ilginç bulunan görünümleriyle bilinen sahne oyuncularının(!), hikâyeleştirilerek anlatılan hayatlarıydı.

Fotoğraf: Mary Ann Webster ve Ucube Gösterisi/Boboscope
Toplum tarafından tedirgin edici bulunan görünümleri sebebiyle yüzyıllar boyunca benzer bakışların gözetiminde kalan bu insanların, bedenleriyle kazanabildikleri tek yerin insan sirkleri olduğu görüşü, dönemin hâkimiyet kazandığı bir anlayıştı. Ancak 20. yüzyılın ortalarında tıbba yönelik yaşanan gelişmelerin ardından olağandışı gösterilerin zamanla kazandığı popülerlik, rahatsızlıkların tanınmasıyla talep görmemeye başlamıştı. Tanı ve tedaviye yönelik girişimlerin artması, bedensel farlılıkları ile anılan insanların, hikâyeleştirilerek anlatılan gizemini bozmaya yetmişti. Ancak 59 yaşına kadar, yaratılan algının kurduğu hâkimiyet nedeniyle ötekileştirilmiş bir topluluğun üyesi olan Mary, bedenlerinin kontrol altına alınarak biyolojik aktarımın önüne geçilişinde bir olanak olarak görülen ucube sirklerinden sağladığı kazançla, çocuklarını büyütebilmiştir.
Şimdi, sizlere sormak istediğim; onun hikâyesini, ”250 katılımcı arasından en çirkini seçilebilmiş tek kadın” olarak mı bilmek isterdiniz?

Fotoğraf: Mary Ann Webster ile çocukları/Boboscope
İlk Fotoğraf: Mary Ann Webster/Boboscope



Yorum gönder