HEP ACIKTIĞIMIZ İÇİN Mİ YİYORUZ? / Rümeysa TAVUKÇU

Gün içerisinde bir şeyler yemek, yaşamımızı devam ettirebilmek için yapıyor olduğumuz temel davranışlardan biridir. Peki sadece bu yüzden mi yiyeceklere başvuruyoruz? Neden bazı zamanlarda aslında aç olmadığımız halde ağzımıza bir şeyler tıkıştırma isteğimiz oluyor ya da hayatta kalabilecek kadar tok olduğumuzda bile yine de gerektiğinden fazla yiyoruz?

Yeme davranışı, “acıktım ve yedim” şeklinde açıklanamayacak kadar karmaşıktır. Bazen mutsuz ve sıkılmış hissetmek kişileri bu davranışa iten nedenler arasında olabilir. Kimi zaman arkadaşlarla gidilen bir kafede veya aile ile oturulan yemek masasında onlara “eşlik etmeyi” zorunda hissetmek yine yeme davranışını tok olduğumuzda bile göstermemize neden olabilir. Peki hep bu şekilde mi olur? Ya çocukluğumuz?

Çocukluğumuzda yemeğimizi bitirmemiz karşılığında bize “ödül” olarak verilen bir parça çikolata, söz dinlememiz karşılığında teklif edilen gofretler ve ağlamayı durdurmamız için elimize tutuşturulan şekerlemeler ilerleyen yıllarımızda bizi aç değilken yemeye iten olgular arasında yer alabilir mi?

Kaynak: okulsite.com

Kesinlikle! Üstelik yapılan araştırmalar da tatlı kategorisinde yer alan ve çocukluğumuzda bu şekilde “ödül” yerine konan yiyeceklerin, ilerleyen yaşam evrelerinde “iyi yiyecek” şemalarıyla karşımıza çıktığını söylüyor. Yani çocukluğumuzda bizleri sakinleştirmek, yatıştırmak için verilen tatlı besinler; sonraki yaşam dönemlerinde sinirlendiğimizde, sıkılmış, bıkkın, üzgün ve çaresiz hissettiğimizde sığındığımız, bizleri o kötü duygu durumumuzdan kurtaracağını düşündüğümüz için başvurduğumuz ilk şeyler oluyor.

Peki kilo alımında da etkili olan bu yeme şeklinin önüne geçmek için neler yapılabilir? Duygularımız acıktığında bu şekilde beslenmelerine hep izin mi vermeliyiz?

Tabii ki hayır. Öncelikle hissedilen açlığın nedenini bulmaya çalışmak önemlidir. “Bu yiyeceği neden yemek istiyorum?” sorusu bu evrede sorulabilir. Yemeği midemiz mi yoksa duygularımız mı istiyor, anlaşılmalıdır. Yiyeceği yememek için sağlanan otokontrol ile birlikte biyolojik açlığa dair bir kanıt aramak (Örn; karın guruldaması) bu anlamda bize yardımcı olabilir. Kanıt bulunamadığında kişi ne hissettiğini anlamlandırmalıdır (Örn; stres, öfke). Hissedilen duyguyu atlatmak için yiyeceği besinin yalnızca kısa süreli bir çözüm olduğu ve duyguyu hissetme nedenine karşı kalıcı bir çözüm olmadığı da fark edilmelidir.

Kaynak: dreamsite.com

Aile ve arkadaşlara yemek sırasında eşlik ediyor olmanın bir zorundalık hissi yaratıyor oluşu, aşılabilmesi zor bir şeymiş gibi görünebilir. Israrcı sözler, beklentili bakışlar ve yenmek için masaya dizilmiş yiyecekler… Böyle bir durumda biyolojik açlığa yönelik bir kanıt bulunmadığında karşıdakilere basitçe bir “hayır” demek bu sorunu çözmek için güçlü bir adım olabilir.

 

 

Kaynakça
Birch, L. L. (1999). Development of food preferences. Annual review of nutrition, 19(1), 41-62. Ogden, J. (2020). Diyet Psikolojisi. Nobel Yasam Yayinlari

1 yorum

İno

Psikolojinin ve birtakım alışkanlıkların yemek yeme üzerine etkisi hakkında çok doğru yaklaşımlar, tebrik ederim 👏🏻👏🏻.

Yorum gönder