İnsanlık Suçu Değil de Ne?

7 Ekim 2023’den bu yana fakat 70 yıla yakın bir tarihi olan Filistin soykırımının üzerinden bir yıl geçti. Ve maalesef hala ağırlığı ve şiddeti azalmadan devam eden soykırımın dünya genelindeki görünümü oldukça az. Dünya tarihi boyunca çokça soykırım yaşandı, belki dile belki dine belki sınırlara istinaden insanlar katledildi. Şimdi bazılarını çok üzülerek anıyor ve suçlularına öfke duyuyoruz. İnsanlık suçu diyoruz, din, dil, ırk ayrımı yapılmasın, sulh ortamı sağlansın istiyoruz. Bunlar çok haklı istekler, çünkü insanız ve yaşama hakkı insanın en temel hakkıdır. Buraya kadar hem fikir olacağımızı düşünüyorum fakat…

Teknolojinin tüm asırlara göre en gelişmiş olduğu dönemde, dünyanın bir ucundaki canlı bağlantılara erişebilecek yapıdayken biz, Filistin’de yaşanan soykırım da bir o kadar gözler önüne serilmekte. Ve maalesef oldukça can alıcı, yorucu ve acı veren görüntüler her gün medya aracılığıyla sunuluyor bizlere. Görüyoruz, üzülüyoruz, belki bir miktar bağış yapıyor ya da paylaşım yapıyor hayatlarımıza devam ediyoruz. Peki ya bitmeyen zulüm ve soykırım sadece izlediğimiz görüntüler süresince mi devam ediyor? Hayır, sabahın erken saatlerinde de, gecenin derinliklerinde de günün en huzurlu zaman dilimlerinde de yoğun bir şekilde ataklar, saldırılar, haksız yere yapılan gözaltılar, maalesef kadınlara ve çocuklara acımasız muameleler, işkenceler devam ediyor! Bunu söylememin, ifade etmemin sebebi orada soykırım devam ediyor diye hayatlarımızı durduralım üzerine değil, bunu söylememin sebebi hiç bitmeyen bir zulmün içinde iken insanlar bizim o zulme tanık olanlar olarak fark ediyor olmamız! Dertleniyor, yoruluyor ve kafa yoruyor olmamız.

Dün gece saatlerinde hastane bahçesinde yer alan çadır alanına hava saldırısında bulunuldu ve insanlar diri diri katledildi. Yandılar, bağırdılar, yardım istediler fakat kimse bir şey yapamadı. Tanık olanlar da yapamadı, kilometrelerce uzakta olan bizler de yapamadık. Ne yapabileceğimiz kısmına tabi ki girmeyeceğim fakat altını çizmek istediğim şey fark ediyor olmamız! Savunacak, konuşacak, yorulacak, anlayacak ve diğer nesillere aktaracak bir soykırıma şahit oluyoruz. Ve elimizden bir şey gelmiyor. Bunu fark etmek, anlamlandırmak gerek diye düşünüyorum. Çünkü biz insanlar düşüncelerimizin verdiği yön ile duygularımıza sahip olur, o duyguların etkisiyle davranışlarımızı gerçekleştiririz. Anlamlandırmadığımız ve fark etmek istemediğimiz ayrıntılar duygularımızın küntleşmesine ve hissizliğe, duyarsızlığa sebep olabilir. Bireyin ve toplumun gelişebilmesi, ilerleyebilmesi, katabilmesi ve heyecanlanabilmesi için savunucu olması, fark etmesi ve ses olmasının önemli olduğu kanaatindeyim. Gelişebilmek, ilerleyebilmek için önce zamanında ses çıkardığımız haksızlıklar, zulümler için yapılaşmamız, birleşmemiz ve onarmamız gerektiğini düşünmekteyim. Din, dil, ırk ayrımı yapmamak insanlık görevidir. Ve biz insanlar olarak insanlık suçu olan bu soykırımın farkında olmalıyız ki görevimizi yerine getirmiş olalım.

Duygularımız her zaman bizi biz yapar ama bizi farklı kılan duyguların bizi yönetmesi değil bizim duygularımızı toparlıyor oluşumuz ve zihnimizin hakimiyetini öne almamız. Sağlıklı ve barış dolu yarınlara…

Yorum gönder