Sosyal Medyada Dorian Gray Yansıması

İçinde bulunduğumuz çağda sosyal medya artık dizginleri eline aldı ve bizi tek tip hayatlar yaşamaya zorladı. Birbirimize benzemeyen her köşemiz yeniden kalıplandırıldı. Belki de bizi eşsiz kılan birçok yönümüz, sosyal medyanın acımasız bakışlarıyla birer kusura dönüştü ve biz de bunları gizleme ihtiyacı duyduk.

 

Kaynak: trinitonian

 

Birçok kişi, Instagram’da bir fotoğraf paylaşmadan önce görünüşüyle ilgili türlü kaygılar yaşıyor; çoğu zaman filtre, photoshop ya da makyaj gibi illüzyonlara başvurmadan kendini yeterli hissetmiyor. Ancak dış görünüşle ilgili bu kaygıların yalnızca günümüze ait olduğunu söylemek doğru olmaz. Sosyal medya hayatımıza yeni girmiş gibi görünse de geçmişte de her dönemin kendine özgü güzellik normları vardı ve bunlar topluma dayatılıyordu. Bu dayatmaların izlerini sanatta ve edebiyatta da görmek mümkün. 19. yüzyılda yazılmış olan Oscar Wilde’ın Dorian Gray’in Portresi adlı romanı, bu açıdan günümüzle birçok benzerlik taşıyor.
Kaynak: trinitonian

Romanda, Dorian Gray yüksek statüye sahip, son derece yakışıklı genç bir adamdır. Ressam Basil Hallward, Dorian’ın güzelliğinden etkilenir ve onun bir portresini yapmak ister. Dorian bu portre sayesinde kendi güzelliğinin farkına varır ve bir gün güzelliğini yitireceği gerçeğine katlanamaz.Güzelliğini ve gençliğini korumak uğruna, tüm yaşlanma izlerinin yalnızca portresine yansımasını diler. Dileği gerçekleştiğinde fiziksel görünüşü hep genç ve güzel kalırken, ruhsal olarak derin bir yozlaşma yaşamaya başlar.

Bu durumu günümüz sosyal medya kültürüyle kıyasladığımızda, Dorian’ın portresini Instagram filtrelerinin, fotoşopların erken bir versiyonu olarak görebiliriz. İnsanlar, sosyal medyada toplumun idealize ettiği bir görünüm sunmaya çalıştıkça, bu görüntüler gerçek benliklerinin önüne geçiyor.

Peki, güzel görünmek neden bu kadar önemli? Psikolog Abraham Maslow İhtiyaçlar Hiyerarşisi’ nde insanların yaşam boyunca tam potansiyellerine ulaşmak için belirli ihtiyaçları gidermeleri gerektiğini söyler. Bu Hiyerarşi’de fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçlarımızdan sonra ait olma ihtiyacı ve saygınlık ihtiyacı gelmektedir. “Ait olmak”, bir topluluğa kabul edilmek, “saygınlık” ise öz saygı, özgüven ve başkaları tarafından değer görmek olarak açıklanabilir. Sosyal medya, beğeniler ve yorumlar aracılığıyla bu iki ihtiyacı da tatmin edebilir. Ancak zamanla bu dışsal onaylar bir bağımlılığa dönüşebilir.

Kaynak: Wikipedia

Kendimizi bir gruba ait hissetmek ya da özgüvenimizi koruyabilmek için dış dünyanın onayına ihtiyaç duymaya başlarız. Bir açıdan Dorian Gray’in yaşadığı da buydu. Güzelliği solduğunda, insanların ona olan ilgisini, sevgisini ve saygısını da kaybedeceğini düşündü. Saygınlığını tamamen dışsal bir kaynağa, başkalarının onun güzelliğine duyduğu hayranlığa dayandırmıştı.

Bugün biz de toplumsal güzellik standartlarına uyum sağlamak için gerçeklikten koptukça, kendi Dorian Gray portrelerimize esir oluyoruz. Dışarıdan hayranlık uyandıran bu portreler, zamanla bizi kendi benliğimizden uzaklaştıran birer maskeye dönüşüyor.

Benlik algımızı zaman zaman başkalarının onayı ve dışsal motivasyonlara dayandırmamız insan doğasının bir parçasıdır. Ancak bu noktada dışsal kaynaklara gereğinden fazla anlam yüklemek faydadan çok zararı beraberinde getirebilir. Bu yüzden, dış dünyadan gelen yargıları, özdeğerimizi zedelemesine izin vermeyecek ölçüde bir sınırdadeğerlendirmek; bizi sosyal medyanın güzellik ve yeterlilik baskılarına karşı dirençli kılacaktır.

Kaynaklar:

Wikipedia, Maslow’un teorisi

Yorum gönder