Terapötik Bir Yöntem Olarak Bilişsel Okuma Terapisi
Fotoğraf: St. Gallen Manastırında bulunan, ”ruhun iyileşme yeri” anlamına gelen yazıt, Dominik Gehl
Tarihsel Arka Plan
Edebi okumanın iyileştirici özelliklerine dair bir inançtan doğan bibliyoterapi, tek bir disipline bağlı olmaması sebebiyle kullanım alanlarına göre ayrıca tanımlanan bir kavram olarak değerlendirilmektedir. Ancak dil bilimsel açıdan, Latince ‘’biblion’’ (kitap) ve ‘’therapeo’’ (iyileşme) kavramlarının bir araya gelmesiyle anlam karşılığı bulunan ‘’kitap yoluyla iyileşme’’ ifadesi, ilk kez 1916 yılında Birlik Mezhebi rahibi Samuel Crother tarafından, ‘’sorunları olan insanların bir kitap etrafında toplanarak gerçekleştirdiği bir tedavi” tanımlamasıyla terapötik bir anlam kazanmıştır. 1800’lü yıllarda, Benjamin Rush’ın teşvikleriyle sağlık kuruluşlarında tedavi gören bireylerin iyileştirilmesi aşamasında, aslında ilk defa kullanıldığı görülen kitap okuyuculuğu, Crothers’ın tanımı ile tarihte ilk kez terapötik bir teknik olarak ortaya çıkmıştır. Geçen süre zarfı içerisinde ‘’okuma terapisi’’, ‘’kütüphane terapisi’’, ‘’edebiyat terapisi’’ gibi çok farklı tanımlamalarla anılan bibliyoterapi, 2009 yılında “okuma yoluyla sağaltım” olarak dilimize uyarlanmıştır.

Fotoğraf: ”ruhun iyileşme yeri’’ ifadesinin yer aldığı Latince yazıt, Dalhousie Üniversitesi
Bilinen kaynaklardan anlaşıldığı üzere, “bilgi ile iyileşme” felsefesinden doğarak Antik Yunanlılar tarafından başlatıldığı bilinen bu olgunun ruh sağlığı ile olan ilişkisi, neredeyse okumanın kendisi kadar uzun bir tarihe sahiptir. Dönem içerisinde iyileştirici nitelikleriyle bilinen kitapların, kütüphanelerin tasarlanma amaçlarında birer araç olarak kullanıldığı; tarih üzerine şimdiye kadar derlenmiş en kesin kitap olarak kabul edilen Tarih Kütüphanesi (Bibliotheke Historike) isimli eser sayesinde bilinmektedir. Antik Teb Kütüphanesinin giriş lentosu üzerinde “ruhun iyileşme yeri’’, ‘’ruhun şifa yeri’’ anlamlarını taşıyan Latince “ΨΥΧΗΣ ΙΑΤΡΕΙΟΝ/ΨΥΧΗΣ ΑΚΟΣ” ifadesinin yer aldığı yazıt, Yunan Tarihçi Diodorus’un (MÖ 90– MÖ 30) Tarih Kütüphanesi isimli eserine ait anıları içerisinden bilinmektedir.

Fotoğraf: Tarih Kütüphanesi (Bibliotheca historica), Vikipedi
Kütüphanelerin, tedavi edici olmalarına duyulan inancın bir diğer örneği ise dünyanın ilk psikiyatri hastanesi olarak tarihe geçen Bergama Asklepionu’dur. İsmini, Antik Yunan Mitolojisi’nin sağlık tanrısı Asklepios’tan alan ‘’Asklepion Şifa Tapınağı’’, helioterapi (güneşle tedavi), teatroterapi (tiyatro), teoterapi (inanç), jimnoterapi (spor) gibi doğal tedavi yöntemlerinin ilk kez kullanıldığı bir sağlık kenti olarak tarihe geçmiştir. Beden ve ruh bütünlüğü gözetilerek uygulanan sağlık hizmetleri sebebiyle “ölümün giremediği yer”, “vasiyetnamelerin açılmadığı şehir” olarak anılan kent; ruhsal durumu, bedensel durumunun önüne geçmiş hastaların rehabilite edilmesi amacıyla tıbbi içeriğe sahip olmayan kaynaklar arasından, güzel sanatlar ve müzik konulu parşömenlerin okuma terapisinde kullanılmasını sağlamıştır.

Fotoğraf: Antik Yunan Mitolojisi’nin Sağlık Tanrısı Asklepios’un başı, Heritage İmages
Doğu kültürlerinde ise sıklıkla dini materyallerin kullanımı ile görülen okuma terapisi; inancın, şifa veren bir araç olduğu görüşünü esas kılmıştır. Bu doğrultuda Al-Mansur Hastanesi’nin Kahireli hekimleri, 1272 yılında İslam Ansiklopedilerinin kullanımını, tıbbi tedavi yöntemlerinden biri olarak görmüştür. 19. yüzyılın ortalarına kadar etkisi görülen bu anlayış sebebiyle dini içeriğe sahip metinlerin, cezaevleri ve hastanelerde okutulması temin edilen kitaplar arasından biri olarak görüldüğü bilinmektedir. Ancak bibliyoterapinin günümüz karşılığına olan dönüşümü, tarih çizelgesi gözetildiğinde 1. Dünya Savaşı itibariyle hız kazanarak klinik anlam da ki gelişimini tamamlamaya başlamıştır.
Klinik Bibliyoterapi
Günümüzde, terapötik bir yöntem olarak ruh sağlığının olumlu bir şekilde gelişmesine katkıda bulunan bibliyoterapi, Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) kapsamında başvurulan bir teknik olarak öne çıkmaktadır. Tedavi edici niteliği sebebiyle mevcut terapi sürecine, ek bir teknik olarak destek veren klinik bibliyoterapi, geliştirilen patolojilere karşı uygulanan bir müdahale türüdür. Süreçte, ruh sağlığı çalışanları tarafından sınırlı terapist müdahalesi ile gerçekleştirilen bu uygulama, ağırlıklı olarak bilişsel sürecin çağrıştırıldığı materyallerin kullanımını esas almaktadır.
Terapide, ihtiyaç duyulduğu takdirde duygusal veya davranışsal bozukluk sergileyen bireylerin, mevcut durumlarıyla uygun içeriğe sahip kaynakları okuması halinde gerçekleştirilen bir yöntemdir. Kurgusal olmayan materyallerin kullanımı ile yürütülen klinik bibliyoterapi, psikopatoloji söz konusu olduğunda önleyici ve tedavi edici niteliğiyle ön plana çıkmaktadır. Ancak okunması istenen materyalin süreçteki işleyişi her danışan da istenen sonucu vermemektedir. Bu nokta da kullanılan kitabın bireyin duygusal durumuna ve hazır bulunuşluğuna uygun olmaması halinde, semptomlarında bir değişim göremeyen danışanın terapötik bağdan uzaklaşabileceği, literatüre yönelik gerçekleştirilen çalışmalarda görülmüştür. Dolayısıyla bibliyoterapinin merkezinde yer alan materyal seçimi, uygulayıcının birçok faktörü göz önünde bulundurması halinde gerçekleştirilmesi gerekilen bir uygulamadır.
KAYNAK
Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar-Current Approaches in Psychiatry 2019;11(4):483-495
doi:10.18863/pgy.474083
İlk Fotoğraf: St. Gallen Manastırında bulunan, ”ruhun iyileşme yeri” anlamına gelen yazıt, Dominik



Yorum gönder